HÜDA PAR Genel İdare Kurulu Üyesi Aynur Sülün,  katıldığı bir programda İzmir’de HDP’li bir grup kadının tesettür çıkarma eylemini 'tesettür düşmanlığı' olarak nitelendirdi ve “Tesettür düşmanlığı bu ülkede yeni bir düşmanlık değil. Çünkü tesettürün ifade ettiği bir yaşam biçimi, aile modeli var. Dolayısıyla çarşaf çıkartma eylemi yapan güruh, İslam’ın aile modelini, İslam’ın ahlak modelini, İslam’ın kadın için öngörmüş olduğu cinsiyet rollerini hedefine oturtmuştur. Küresel güçler birinci derecede kadın ve aile için ahlaka aykırı, seküler bir yaşam biçimi idealize etmiş ve bunu bütün dünyaya dayatıyor. 

'KÜRESEL GÜÇLER VE YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİNİN TESETTÜRE KARŞI KİN VE NEFRETLERİ VAR'

Tesettürün 'ahlakı, hayayı, edebi, iffeti ve vakarı temsil ettiğini' iddia eden Sülün şöyle devam etti:

“Tesettür eşler arası ilişkilerin, cinsiyet rollerinin İslam’a göre belirlendiği bir aile modelini temsil ediyor. Tesettür ev, aile merkezli bir yaşam biçimini, mahremiyeti ve özel hayatın gizliliğini temsil ediyor. Tesettür erkeğin yönetici, kadının ve çocukların emanet sayıldığı bir aile modelini, yani İslam’ın aile modelini temsil ediyor. Bir evin içerisini dışarının ilgisine karşı korunaklı kılmayı, yani aile mahremiyetini temsil ediyor. Tesettür kadının seçimini, toplumsal hayatın içerisinde bedeniyle, cinselliğiyle değil, kişiliğiyle var olmaktan yana yapmasını temsil ediyor. Tesettür yabancı erkek ile kadın arasındaki sosyal mesafeyi, yani sınırları temsil ediyor. Bu temsil ettiklerinden dolayı, küresel güçlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin tesettüre karşı ciddi bir kin ve nefretleri var.”

'TESETTÜRE KARŞI YÜRÜTÜLEN SAVAŞ CUMHURİYET SİSTEMİNİN KURULUŞUYLA BİRLİKTE BAŞLADI'

Sülün ayrıca, “Tesettüre karşı yürütülen savaş bu ülkede cumhuriyet sisteminin kuruluşuyla birlikte başladı. Ülkenin birçok yerinde rejim tarafından çarşaf çıkartma eylemleri yapıldı. Aynı zihniyet ve türevleri halen özellikle çarşaf üzerinde duruluyor ve benzer eylemleri gerçekleştiriyor. Çarşaf, İslam medeniyetini bir bayrak gibi temsil eden, İslam’ın Müslüman kadın için idealize ettiği en kâmil tesettür modeli. Dolayısıyla en çok saldırı ve tahammülsüzlük ona yönelik” ifadelerini kullandı.

“Amerikan askerlerinin postalları altında ezilen, tecavüze uğrayan kadınların sesi olmayanlar mesele İslam’a karşıtlığı olunca kadın hakları havarisi kesiliyor” diyen Sülün, şu açıklamalarda bulundu:

“Üstelik hak ve özgürlüklerin ısrarla vurgulandığı bir çağda, en fazla bunu dillendiren kesim tarafından Müslüman kadının tesettürden yana yaptığı seçime saygı göstermeyenler, aşağılayıcı ve tahammülsüz tutum sergileyenler, iki yüzlülüklerini ve samimiyetsizliklerini göstermiş oluyorlar. Hele ki Afganistan'daki gelişmeleri bahane ederek. Yıllardır Amerikan askerlerinin postalları altında ezilen, açlığa, sefalete ve kıyıma uğrayan kadınların sesi olmayanlar mesele İslam’a karşıtlığı olunca kadın hakları havarisi kesiliyor. Onların kadın hakları söylemi İslam karşıtlığı üzerinden kurgulanmış. İstenen ailesiz, ahlaksız, sapkınlıkların hakim olduğu bir toplum haline gelmek.

'HANIMLARA BİLİNÇ AŞILAMASI YAPILDI'    

Bu arada İslam'ın aile ve kadın anlayışına yönelik ciddi bir savaşın ortasında İslam’ın yaşam modelini, ahlakını, edebini üzerlerinde bir bayrak gibi dalgalandıran tesettürlü hanımları, genç kızları kutluyorum. Onlar çok ciddi bir savaşın en önemli cephesindeler. Bulundukları cepheyi daha korunaklı hale getirmek ve güçlendirmek için var güçleriyle daha çok gayret göstermek durumundalar. Tesettür bilinci zayıflamış olan, tesettürün temsil ettiği yaşam biçiminden uzaklara savrulan gençlere, hanımlara el uzatmalı, bilinç aşılaması yapmalıdırlar.”