Karar yazarı Mehmet Ocaktan, 1417 gündür cezaevinde tutuklu bulunan Osman Kavala için Prof. Dr. Ayşe Buğra'nın "Eşim Ekim 2017’den beri cezaevinde. Son derece ağır suçlamalarla yargılanıyor. Bu anlaşılması zor süreç, bizim hayatımızın dört yılına mal oldu. Onun cezaevinde geçirdiği dördüncü yazın sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bu alışılacak bir şey değil. Toplumun buna alışmakta olduğu düşüncesi ise yaşadığımız şeyin ağırlığını daha da artırıyor. İnsan bazen takatinin tükendiğini hissetmiyor değil, ama ne kadar zor olsa da dayanmak ve güçlü durmak zorundayız. Başka çaremiz yok” sözlerini bu hafta köşe yazısına taşıdı.

Hukukun işlemediği, insan hayatının en değerli varlığı olan özgürlüklerin askıya alındığı bir ülkede yaşamanın ne kadar acıtıcı olduğunu anlamak için sanırım sadece Kavala davasına bakmak bile yeterli olacaktır. Sadece Kavala değil elbette, daha pek çok insan hiçbir hukuki gerekçe olmadan, hatta doğru dürüst bir iddianame bile hazırlanmadan ceza evinde tutuklu kalmaya devam ediyor.

Bu ülkede yaşamanın insanlara bu kadar acı vermesi ne büyük bir talihsizlik… İfade özgürlüğünün ortadan kalktığı, kimsenin kendini güvende hissetmediği, gençlerin gelecek hayallerini kaybettiği bir ülkenin insanları nasıl mutlu olabilir ki…

ALATURKA SİSTEM

Maalesef bir dönemin demokratik değerleri önceleyen, özgürlüklerin önünü açmakla övünen AKP iktidarı, bugün demokrat olan her şeyden nefret ediyor diyen Ocaktan; şimdi, Avrupasız bir Türkiye’nin daha güzel olacağına inanan ve her şeyi ‘biat’ esasına dayandıran bir AKP var artık karşımızda… Yasamanın, yargının ve yürütmenin tek elde toplandığı alaturka sistemde denetim mekanizmaları tümden ortadan kaldırıldığı için de iktidar paşa gönlü nasıl isterse ülkeyi öyle yönetiyor.

Yazının tamamına link üzerinden ulaşabilirsiniz.