İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından işten atılan ve haklarının ödenmediğini, istifaya zorlandıklarını söyleyen işçiler "Haksız Olarak İşten Atılan İBB Çalışanları" imzasıyla bir çağrı metni paylaştı. Metinde, “28 Temmuz Perşembe günü saat 12.00’den itibaren, İBB Saraçhane binası önünde süresiz oturma eylemine başlıyoruz” duyurusu yapıldı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘İBB’de 557 terörist var’ sözleri üzerine başlayan polemik ardından İstanbul Valiliği güvenlik soruşturması başlattı. Soruşturma kapsamında onlarca İBB çalışanı ifadeye çağrıldı. Valiliğin hazırladığı liste sonrası İBB 50’ye yakın işçiyi Kod-42 ile işten attı. Kod-42 şu gerekçeye karşılık geliyor: “Gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.” Bu kod ile işten atılan çalışanın tazminat hakkı bulunmuyor.

Twitter'da, "İBB'de İşçi Kıyımı" adlı bir hesap açan İşten atılanlar perşembe günü Saraçhane’de bulun İBB binası önünde saat 12.00’de süresiz oturma eylemi başlatacak. İşten atılanlar yaptıkları açıklamada işten atılmadan önce mobbinge maruz bırakıldıklarını, istifaya zorlandıklarını belirterek şu ifadelere yer verdi:

‘MEŞRUİYETİNİ YİTİREBİLİR’

● AKP iktidarının olağanüstü hal rejimi, emeğin güvencesizleştirilmesi uygulamalarından ayrı düşünülemez. Dolayısıyla inşa edilecek geleceğin demokratik karakterinin, toplumsal muhalefetin emek sınıfıyla kurduğu ilişkinin başarısına bağlı olacağı gözden kaçırılmamalı. Yerel yönetimler, kendi personeliyle girdiği işçi-işveren ilişkisinin toplum tarafından dikkatle izlendiğinin ve bunun kamu dışı alanda da emsal oluşturduğunun farkında olmalı.
● İktidarın seçimlerle değiştirilmesi olasılığı hiç olmadığı kadar güçlüyken, yönetim değişse bile bu olağanüstü hal rejiminin bir norma dönüşmesi ve kalıcı olma eğilimi sergilemesi ihtimali geleceğimiz açısından umut kırıcıdır.

● Mevcut karamsar manzarayı değiştirecek mücadele ajandasında yerel yönetimlerin özel bir anlamı var. Kapsayıcı bir siyasal söylem sayesinde ve demokratik toplumsal muhalefetin ortak çabasıyla 2019 yerel seçimlerinde 25 yıl aradan sonra İBB yönetiminin el değiştirmiş olması önemli bir kırılma anıydı. Yöneticilerin, halkın kendi eliyle yeşerttiği bu umuda karşı sorumlu olduklarını akılda tutmaları beklenir.

● AKP iktidarının kendi politik gündemine uymadığı için hukuksuz bir şekilde uydurduğu damgalamaları sorgulamadan kabul etmek ve bu izi takip ederek eylemde bulunmak, İBB yönetimin sahip olduğu meşruiyeti yitirmesine neden olabilir.

İşten atılan İBB çalışanları, İçişleri Bakanı’nın açıklamaları sonrası korkunç bir cadı avı başladığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “İBB yöneticilerinin kendilerine yönelecek olası tehditleri savuşturmak için mesai arkadaşlarını feda etme tutumlarının, AKP iktidarının sınır yoklama stratejisine hizmet ettiğini görmesi gerekiyor.”

3 TALEP

İBB çalışanları şu talepleri sıraladı:

● Haksız uygulamalar nedeniyle yaşatılan mağduriyetler için İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu kamuoyu önünde özür dilemelidir.

● Haksız ve hukuksuz bir şekilde işten çıkarılan bütün çalışanlar koşulsuz şartsız işe iade edilmelidir.

● İBB’deki hukuksuz işten çıkarmalar sona ermelidir. Asla geri adım atmayacak ve hakkımız olanı alana kadar alanlardan ayrılmayacağız!