Foto: Arşiv


ARTI GERÇEK-Rize İkizdere’de hükümete yakın Cengiz İnşaat'ın projesi olan ve doğayı katleden taş ocağına karşı yurttaşların direnişi sürerken, sabaha karşı jandarma ekipleri yurttaşların tapulu mülklerine girerek kurduğu nöbet çadırlarını söktü. Özel mülklerine girilmesine tepki gösteren yurttaşlar, Artı TV'ye bağlanarak yaşadıklarını anlattı. Köylüler, direnişe devam ettiklerini ilan etti.

'TALAN ETMİŞLER'

Artı TV’de yayınlanan Haber Aktüel programına bağlanan İkizdereli Zeynep Baş, çadırlarının söküldüğünü anlatarak, “Hep beraber alanımıza gittik ve her şeyimizin talan edildiğini gördük. Sadece talan edilmekle de kalınmamış, bütün çadırlarımız, sandalyelerimiz, eşyalarımız alınıp götürülmüş" dedi.

'BURASI BİZİM ÖZEL MÜLKÜMÜZ, BU BİR SUÇTUR VE YAPTIKLARINI KABUL ETTİLER'

"Burası bizim özel mülkümüzdür, özel mülkümüze girip böyle bir hadise gerçekleştirilmiştir. Bu bir suçtur, hukuka aykırıdır. Mülk sahipleriyle beraber jandarmaya gittik, bunları yaptıklarını kabul ettiler. Bugün savcılığa gidildi ancak kapı duvardı her yer, geri dönüş almadık" diyen Baş, "Şu anda alanımızda tekrardan köylülerimizle beraber mesafe kurallarına dikkat ederek oturuyoruz” dedi.


'HERHALDE GÜZEL İŞLER BAŞARMIŞIZ'

“Şu an her yerimiz çevrilmiş durumda jandarmalarla” diyen Baş, bölgedeki durumu şöyle anlattı:

“Nefes almamızı dahi istemiyorlar. Herhalde güzel işler başarmışız, sesimizi duyurmuşuz. Bir takım şeylerin farkındalar. Ama belli ki onlar buraya baş koymuşlar fakat biz de baş koyduk. Çadırlarımız yıkılsa da önemli değil, bizler buradayız. Biz hukukun işlenmesini bekliyoruz, yaptıkları hukuk kurallarına aykırı. Bir özel mülke nasıl girebilirler?”

'BURADA HAYRETE DÜŞÜREN ŞEYLER OLUYOR, KANUN İŞLEMİYOR'

Asuman Fazlıoğlu da şunları söyledi: “Burada gerçekten bizi hayrete düşüren şeyler oluyor bu vadide. Baştan beri söylüyoruz; hukuk işlemiyor, kanun işlemiyor. Gelişigüzellik var. Bir kepçecinin insafına bırakılmış, açılan bir yol ve katledilen, kökünden kopartılan ağaçlar var. Ama biz bunu bir türlü anlatamıyoruz. Bu türlü bunu yetkililere duyuramıyoruz. Bu haklılığımızı anlatamıyoruz. Yaşam alanımızı korumak istiyoruz, talan edilmesini istemiyoruz.

Biz mücadeleyi iki boyutlu; hukuksal boyutu da var ama bir de orada ağaçlara siper olarak onların yok olmasını nasıl engelleriz boyutu var. Çözümler üretmeye çalışıyoruz ama tabi kolay olmuyor. Ciddi bir güvenlik var karşımızda ve buna rağmen bir şeyler yapmaya çalıştık. Ama yasaklardan dolayı da sayımızın az olması bizi zaman zaman zafiyete uğrattı. Ama biz yine bir çözümünü bulup insanlara anlatmaya devam edeceğiz."

'YERİN ALTINDAKİ TAŞI GÖREN, YERİN ÜSTÜNDEKİ ZENGİNLİĞİ GÖREMİYOR'

"Kamuoyu oluşturmaya devam edeceğiz. Bu işin iptal edilmesi için ve iptal edilmesinin ülke ve dünyamızın menfaatine olduğunu ispatlayacağız. Yerin altındaki taşı gören, yerin üstündeki zenginliği göremiyor. Bunu göremeyenlere göstermeye çalışacağız.

Diyorlar ki bir ağaca 10 ağaç dikeceğiz. Gülüyorum, geçen bir paylaşımda gördüm; “Kardeşim 32 dişini söküp yerine 320 diş takabilirler mi?” diye. Olması gereken kadarı zaten var. Bu nasıl bir şey? Bakanlık seviyesinde bir laf bu. Bir ağaç yerine 10 ağaç… Ve bunu nereye dikecekler biliyor musunuz? Taş ocağına… Ve şu ana kadar yeşillenmiş tek bir taş ocağı yok. Yalan yanlış bilgilerle yürüyen bir proje var."

'İSTİHDAM DİYORLAR, BAL ÜRETİCİSİNİN İSTİHDAM KAYBI NE OLACAK?'

"Ve biz biliyoruz ki bu projenin sonunda köylüler kaybedecek. Bütün kaynaklarını kaybedecek. Doğası kirlenecek. Bunları tekrar tekrar söylüyoruz. Bunlar kaybolacak. Siz orada istihdam diyorsunuz. E burada bal üreticiliği yapan kişinin istihdamı ne olacak? Bundan hiç bahsedilmiyor. Bal üreticisinin kaybı ne olacak? Kimse bahsetmiyor…”