Seda TAŞKIN


ARTI GERÇEK-Rize-İkizdere’de doğa katliamına karşı direniş 21 Nisan’dan bu yana ara vermeden devam ediyor. Yaşam alanlarını canla başla savunan köylülerin mücadelesi devam ederken Cengiz İnşaat ise doğa katliamını son sürat sürdürmeye devam ediyor. Ağacını, ormanının kısacası yaşam alanını canla başla savunan köylüler tüm Türkiye’nin İkizdere’ye gelerek ormanlarına sahip çıkmasını istiyor. Sesini duyurabilmek için Rize’den Ankara’ya gelen Ayşe Albay mücadele sürecini ve taleplerini Artı Gerçek’e anlattı.

‘KENDİ ARAZİMİZDE DIŞARI ÇIKMAMIZA MÜSAADE ETMİYORLAR’ 
 
Aylardır sesini duyurmak için mücadele veren İkizdereli Ayşe Albayrak bu süreçte her şeyi kendilerine yasak ettiklerini söylüyor. Kapıya çıkmak için dahi kimlik sorgusu yapıldığını söyleyen Albayrak, “Bir bu süreçte çok şey yaşadık.  Kendi arazimizde dışarı çıkmamıza izin müsaade etmiyorlar. Bize bu süreçte çok kötü şeyler yaşattılar. Ormanlarınızı kestiler, ağaçlarımızı yok ettiler. Doğayı katlettiler. Biz bu süreçte buranın durdurulması istiyoruz. Bütün yetkililer sesimizi duysun istiyoruz” diyor. 

‘GİDİN BAKIN O AĞAÇLAR AĞLIYOR’ 

Ankara’da birçok parti ile temas ettiklerini ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İkizdereliler ile görüşmediğini söyleyen Albayrak, “Bizim doğamızı, derelerimizi neden katlediyorlar. Ağaçlarımızı, yer altı kaynaklarımızı kuruttular. Bizim İkizdere bu kadar kuraklığı kaldırmaz. O kadar ağaç katliamını kaldırmaz. Onlar sadece bir ağaç değil, birer canlı varlıklar. O taşın da ağacın da canı var. Yemin ediyorum gidin bakın o ağaçlar ağlıyorlar. Niye kesiyorsunuz yok ediyorsunuz sebep ne?” diye soruyor. 

‘İKİZDERE SADECE BİZİM DEĞİL TÜM TÜRKİYE’NİNDİR’ 

Verdikleri mücadelenin yeteri kadar duyuramadıklarını düşünen Albayrak, tüm dünyanın bu doğa katliamına karşı ses olmasını istiyor. İkizdereli olanlar başta olmak üzere tüm Türkiye’ye çağrı yapan Albayrak, “Bizim İkizdere’nin çok okumuşu var. Mühendisi, doktoru, savcısı avukatı var. Hepsinin oraya gelmesini istiyoruz. Sadece İkizdere değil tüm insanların İkizdere’ye gelmesini istiyoruz. İkizdere sadece İkizderelilerin değildir, tüm Türkiye’nindir. Bu yüzden herkesin oraya gelmesini istiyoruz. Herkesin oraya müdahale etmesini istiyoruz. Bizim doğamızı yaşam alanımızı, nefes alacak alanımızı bizden almasınlar. Bizim çocuklarımız nereye gelecek, torunlarımız bize ‘siz buraları satıp nereye gidiyorsunuz’ diyecek. O çocuklara biz ne cevap vereceğiz” diyor. 

Albayrak ‘size kısa bir mesele anlatacağım’ diyerek sözlerini sürdürüyor:

 “Bizim oralarda herkesin bir ormanı vardır. Benim bir teyzem vardı. Onunla birlikte bir gün sırtımızda yük taşıyoruz, oduna gidiyoruz. Kuru odun toplayacağız. Bir kadın çıktı önümüze ‘nereye gidiyorsunuz’  dedi. Ormana oduna gidiyoruz dedim. Sonra birden bana bu millet bu kadar yeri aldı, bizim korbakorlar (rize çevresinde sevilmeyen kişileri kınamak için kullanılan bir kelime) neredeydi? Aynı kelimeyi bizim için de kullanacaklar. Bu kadar ormanlar satıldı da bizim korbakorlar nereye gittiler diyecekler. Şimdi yeniden ağaç dikeceksiniz de onlar büyüyecek ve onu benim torunlarım görecek. Bizi kandırmasınlar. Hiç kimseye bunu anlatmasınlar. Bizim yerlerimizi yok etmesinler.”

‘BİR TAHTADAN EVİMİZ VAR ONU DA ELİMİZDEN ALMASINLAR’ 

Tarlalarda çalışmaktan kırılan tırnaklarını ve ellerini gösteren Albayrak, “Hanımlar oturup tırnaklarını törpülüyorlar. Kuaföre gidip bakım yaptırıyorlar. Bizim tırnaklarımıza toprak bakım yapıyor. Bizim topraklarımızı almasınlar. Bir ağaçlarımız var onu yok etmesinler. Bizim çayırlarımızı zaten yok ettiler, şimdi de her şeyi kökten yok edecekler. Biz nereye gideceğiz. Herkesin sarayı, köşkü var.  Bizim hiçbir yerimiz yok. Bir tahtadan evim var orada oturuyorum. Orayı da elimizden almaya uğraşıyorlar. Bizim köyün kadınları çok cesurdur. Bizim kadınları bıraksalardı kimse yokuştan yukarı çıkamazdı.  Ama herkesi susturdular, oraya gelmesine izin vermediler. Yoksa bizim kadınlar İkizdere de bu olayları durdururdu. Ama müsaade etmediler” diyor. 

‘İSTERLERSE İDAM ETSİNLER…’

İkizdere halkının mücadele sonuç verene kadar pes etmeyeceğini söyleyen Albayrak, “Bir tek ağaç kalana kadar mücadele edeceğim. İsterlerse beni idam etsinler. Hiç kimse gelmese de tek başıma orada direneceğim” diyor. Taşları İkizdere’den değil doğaya vermeyen bir yerden almalarını isteyen Albayrak sözlerini şöyle sürdürüyor:
 
“Taş çok lazımsa gitsin bir dağdan alsınlar. Doğaya zarar vermeyen yerden alsınlar. Biz her zaman devletin yanında durduk. Oraları benim babaannelerim,  ninelerim ne hallerle almış. Benim babaannem karnına taş bağlayarak o arazileri aldı. Yol yapılacak dediler devlet böyle uygun gördü  diye karşı çıkmadık,  ama burası devlet işi değil. Sen burayı bir müteahhit zengin olsun diye veriyorsun,  ama o derenin insanı ölsün istiyorsun. Böyle bir kanun olur mu? O devlet bizim devletimiz değil mi? Biz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz? Vergimizi ne istediyseniz vermedik mi? O müteahhide sahip çıkıyorsunuz da bize niye sahip çıkmıyorsunuz? Sen traktörü sokmuşsun o dereye ama bizim yanımızda Allahtan başka kimse yok.  Karşı tarafı kolluyorsunuz ama bizi kollamıyorsunuz. Bu adaletsizliktir.”

‘ORASI SADECE BİR ORMAN DEĞİL BİZİM AMBARIMIZDIR’

“Bizim derenin o kadar güzel balıkları vardı ki biz o dereye balık avlamaya kimseyi koymazdık. Balıkları bile korurduk. O derenin balıklarını yok ettiler. O ormanımızın içindeki çiçeği, böceği, yaprağını yok ettiler” diyen Albayrak, “Kızım ben sabahtan kalktığımda namazımı kılarım, kapıya çıkarım. Kapıya çıkığınızda hafif tatlı rüzgâr eser. O yaprağın sesi, kuşun sesi, derenin şırıltısı, toprağın kokusu karışır ve insan huzur bulur. İçeri girmek istemezsiniz. Onları hep yok ettiler. Niye yok ediyorsunuz? Sebebi taş! Git başka yerden al. İnat ettiler ilahi o vadide olacak. O vadiye nasıl kıyıyorlar. O ormanda yaban elması var, yaban armudu var, yaban çerezi var, aklınıza gelmeyecek her şey var. Orası bir orman değil bizim ambarımızdır. Biz oradan hayvanlarımızı besliyoruz, kendimiz faydalanıyoruz. Şimdi onları hep yok edecekler biz ne yapacağız. Yaşam alanlarımızı kısıtlıyorlar biz nereye gideceğiz” diyor. 

Albayrak son olarak tüm insanların İkizderelilere sahip çıkmasını ve herkesin İkizdere’ye  gelerek kendilerine destek vermesini istiyor.