İstanbul, Kürt nüfusunun en yoğun yaşadığı kentlerin başında geliyor. İlde Sağlık Bakanlığı'na bağlı 62 hastane var. Bu hastanelerde Arapça ve İngilizce tercüman ve danışmanlar çalışıyor ancak Kürtçe tercüman ve danışman yok. Hal böyle olunca Kürtçe dışında dil bilmeyen yaşlılar ve kendini Kürtçe dışında iyi ifade edemeyen orta yaşlı nüfus, tedavi olamadan geri gidiyor. Birçok hasta ise eksik tedavi oluyor. Bu konuda zorluk yaşayanların başında kadınlar yer alıyor.

Gazete Duvar’da Ferhat Yaşar’ın haberine göre; bu kadınlar için hastaneye gitmeye karar verme süreci bile 'sancılı' geçiyor. Teknolojiyi ve interneti iyi kullanamayanlar, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) sitesinde randevu alamıyor. 182 çağrı merkezlerini aradıklarında ise sadece Türkçe yanıt alabiliyorlar. Bu iki alternatiften randevu alamayınca, çocuklarından, akrabalarından veya komşularından yardım istiyorlar. Ancak sorun devam ediyor. Randevu alındıktan sonra hastane süreci başlıyor. Çoğu kez hastanelere yalnız gitmek zorunda kalıyorlar. Hastaneye gittiklerinde danışmaya bin bir zorlukla gitmek istedikleri doktoru ve bölümü izah etmeye çalışıyorlar. Uzun ve yorucu görüşmeler sonucunda çoğu zaman hastanede bir görevli onları doktorun yanına götürüyor. Çok şanslı olanlar ise Kürtçe bilen bir görevliye denk geliyor ya da bir görevli, Kürtçe bilen bir çalışma arkadaşını yardıma çağırıyor, hastanın doktorun odasına gitmesine yardımcı oluyor.

'KÜRTÇE MUHATAP BULAMAYAN HASTA, TEDAVİ OLMADAN GİDİYOR’

İstanbul’un en çok hasta kabul eden devlet hastanelerinin başında Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi geliyor. Bu hastanelerde Arapça ve İngilizce danışman ve tercüman bulunuyor ancak Kürtçe bilen danışman ve tercüman olmadığını söyleyen Yaşar: bu hastanelerde görevli danışman ve tercümanlarla Türkçe bilmeyen Kürtlerle nasıl iletişim kurduklarını sorduğumuzda, Kürtçe bilen çalışma arkadaşlarından yardım istedikleri yanıtını veriyorlar. Çalışanlar, “Bazen Kürtçe bilen arkadaşlarımız olmuyor, hasta bekliyor. Bir süre sonra da çekip gidiyor. O kadar insan var, burada Kürtçe bilen birinin sabit olması gerekiyor. Böyle bir ihtiyaç her hastanede var” diye ekliyor.

‘9 DİLDE BROŞÜR VAR AMA KÜRTÇE TEK BİR KELİME YOK’

Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışan İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Murat Ekmez, “Bu bir kamusal hizmet. Milyonlarca Kürt yaşıyor. İletişim için Kürtçe danışman ve tercüman olması gerekiyor. Sağlık Bakanlığı 9 dilden broşür hazırlıyor ama tek bir Kürtçe kelime yok. Hasta-hekim diyaloğu çok özel bir diyalog. Devletin bu konudaki görüşü, hasta yakını aracılığıyla iletişim kurmak. 'Türkçe bilmeyenin yakınlarından biri mutlaka Türkçe biliyor, onun üzerinden iletişim kurabiliriz' diyor. Bu hasta ve hekim mahremiyetine dönük bir tehdittir. Belki hasta kendi yakını olan kişiye söylemek istemediği bir şey paylaşacak bizimle? Bunu tercüman aracılığıyla paylaşmak hasta için çok daha rahat olabilir. Biz bunu pratikte yaşıyoruz. Özellikle kadın doğum konusunda. Kadın doğumla ilgili bir şikayetini kendi yakınına anlatmak istemeyebilir. Belki cinsel hayatıyla ilgili bir şey anlatacak. Bunu yakını olarak gelen insanın yanında ifade etmesi imkansız” diyor.

‘EKSİK TEDAVİ EDİLİYOR’

Kendini Türkçe iyi ifade edemeyen hastaların eksik tedavi edildiğine dikkat çeken Ekmez, şöyle devam ediyor: “Bu durumda doktor, hastaya doğru düzgün tedavi uygulamadan gönderiyor. Kürtçenin olması, hastanın hastalığıyla ilgili doğru düzgün bilgi almak için çok gerekli. Bizim hastanın şikayetleriyle ilgili yeterli veriye sahip olmadığımız bir durumda, hastaya yapacağımız bütün tedaviler eksik kalıyor. Çünkü muayenenin başlangıcı için hastadan doğru tıbbi bir özgeçmiş alman gerekiyor. Bunların yapılmadığı bir muayene eksik kalmış muayenedir. Bu ülkede yaşayan büyük bir topluma ayrımcılık yapılıyor. Devlet birçok yerde göçmenler için bu hassasiyeti gösteriyor. Birçok özel hastanede İngilizce ve Arapça bilen personel çalışıyor. Kamu hastanelerinde de tercümanlar istihdam ediliyor. Birincisi bu bir ayrımcılık, ikincisi hasta ve hekim iletişimi önünde bir engel oluşturuyor.”

‘KÜRTÇE KONUŞMAK AYRIMCILIK NEDENİ OLUYOR’

Birçok Kürt aile, hastanelerde karşılaştıkları dil engeli nedeniyle çocuklarının ilerde doktor olmasını, kendilerini ve akrabalarını tedavi etmelerini istiyor. Dr. Ekmez bu konuda da şunları söylüyor, “Ülkenin genel atmosferi içerisinde Kürtçe konuşmak bir ayrımcılık nedeni oluyor. Bunun hastanelere yansıması geçmişten beri görülüyor. Kürtçe konuşuyor olmak hastalar için bir sıkıntı olabilir. Hastaların ailesinden birinin doktor olmasını istemesi, Kürtçe konuşmaktan çekiniyor olmasının nedenidir. Kendi diliyle iletişim kurduğu bir hekimle, sağlık çalışanıyla karşılaştığı zaman insanların yüzünde gülücükler açıyor. Biz kendi hastalarımızda görüyoruz. Kürt hastalarla Kürtçe iletişim kuruyoruz.”

Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne konuyu sorduk. Ancak "Hastaneler için Kürtçe iletişim merkezleri, randevu almak için çağrı merkezlerinde ve acil servislerde Kürtçe bilen personel ve tercüman konusunda bir çalışma planı var mı? Yoksa buna yönelik bir çalışma yapılacak mı?” sorularımıza yanıt alamadık.