Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK- "Okurlarım bilir, polemik sevmem; ama AKP eski milletvekili, Yeni Şafak yazarı Yasin Aktay, uzun zamandır üzerine konuşmak istediğim bir konuyu gündeme getirdiği için cevap vereceğim.

Konu: Basın-devlet ilişkisi…

Aktay diyor ki:

"Can Dündar suçlandığı konuyu tam anlamamış.”

Meğer konu, “Suriye’ye giden MİT TIR’larında ne olduğu değil”miş. “Zaten MİT’ten elma armut toplaması mı beklenir”miş.

Güzel. Demek ki, haber doğruymuş. MİT, yasasında olmayan bir yetki kullanıp illegal olarak cihatçılara silah taşıyormuş.         

O halde sorun ne?

"Sorun, bu konuya burunlarını sokmaları…”

 "İşte konunun bam teli tam da burası: Aktay ve diğerleri, kendilerini gazeteciden ziyade devlet görevlisi olarak gördükleri için bir gazetecinin devletin işine burnunu sokmasına anlam veremiyorlar.

Diyor ki Aktay:

"MİT’in bir operasyonuna taş koymak, sadece Türkiye’ye düşman bir mihrak adına yapılır.”

 İşte bu, Türkiye’de çalışan bütün gazetecileri, MİT’in emrine sokan bir ifade… Yani “kutsal devletin, dokunulmaz bir kurumu var ve biz gazetecilere düşen de onun operasyonlarına alkış tutmak”… İllegal bile olsa… Eline yüzüne de bulaştırsa… Halkın çıkarına aykırı da olsa…

Dünyanın hiçbir yerinde buna gazetecilik denmez. Böyle bakılsaydı ne Pentagon’un Vietnam’daki, Irak’taki vahşeti ortaya çıkardı, ne Watergate skandalı aydınlatılırdı.

Diyor ki Altay:

"Kime, ne taşınıyorsa taşınsın, kendi dostunu düşmanını tayin etmek Türkiye’ye ait bir konudur. Bunu deşifre etmek, vatana ihanettir."

Şimdi soralım o halde?

Türkiye’nin çıkarının ne olduğuna kim karar verecek?

Bir gün “çıkarımız Esad’la kardeşlik” diyen, ertesi gün Esad’ı düşman ilan eden Erdoğan mı? Mesela Fethullah Gülen 8 yıl önce Türkiye’nin dostuydu; bugün “en büyük düşmanı”… Türkiye aynı Türkiye; Erdoğan kandırıldığını söyleyip özür diledi. Bizler, tehdidi erken fark edip onu uyaranlar haklı çıktık. Bu durumda aslında bizim değil Erdoğan’ın vatana ihanet ettiğini söyleyebilir miyiz?

İyisi mi Sayın Aktay, siz ve şürekanız yine devletteki işinizi yapın; bizimkini bize bırakın. Gazetecilerin işine burnunuzu sokmayın."