CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün; Gezi Parkı Davası’nda haklarında hapis cezası verilen Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman, Mine Özerden, Çiğdem Mater, Yiğit Ali Ekmekçi, Ali Hakan Altınay ve Can Atalay’ın aileleri ve avukatlarıyla bir araya geldi. Emirgan Korusu’nda, Beyaz Köşk’teki buluşmaya; CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek Kaya İmamoğlu ile CHP milletvekilleri katıldı.

Kılıçdaroğlu, burada; 12 Eylül askeri darbe döneminde başından geçen bir anısını anlattı. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

'BU KİTAPLARIN TAŞINMASININ YASAK OLDUĞUNU BİLMİYOR MUSUN SEN?'

“12 Eylül dönemi. Bürokratken, yurt dışına gideceğim, bir yıl süre hesap uzmanlarını yurt dışına gönderiyorlardı, ben de Fransa’ya gideceğim, 1980’li yıllarda. Tabii giderken babam ve annem Tunceli’deydi, o zaman böyle uçak seyahatleri, Avrupa’ya gidiş- geliş çok rahat değildi. Gidip, yaşlı ikisi de ellerini öpelim de ne olur, ne olmaz diye gittim. Dönüşte öğrenciliğimde gönderdiğim kitaplar vardı. O kitapların bazılarını yanıma aldım. El valizi vardı, onun içine koydum. Çamaşırlarımı üst tarafa koymuştum.

Bindik otobüse, İstanbul’a geliyorum. Elazığ’a yaklaşırken, yolda askerler durdurdular otobüsü, ‘Herkes insin, bagajının başında beklesin’ diye. Tabii biz de indik. Valiz küçük zaten. Onun başında bekliyorum. Sırayla aradılar, bana geldi, ‘Aç’ dediler. Fermuarı açtım. İşte üste atletim falan vardı. Kaldırdı, kitap. Kaldırdı, kitap. Kaldırdı, kitap.

Diğerlerinin tamamına ‘Sizler kaldırabilirsiniz’ dedi, ‘Siz bekleyeceksiniz’ dedi. Bekledik tabii, mecburen bekleyeceğiz. Allah’ın dağı. En üstteki kitabı aldı, hiç unutmuyorum. En üstteki kitap ‘İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı.’ Gri bir kapağı var. ‘Devlet Planlama Teşkilatı’ yazıyor. Çeviriyor sayfalarını hiç resim yok. Hepsi yazı. Dedi ki, ‘Bu kitapların taşınmasının yasak olduğunu bilmiyor musun sen?’  Dedim, ‘Bu yasak değil, Devlet Planlama Teşkilatı’nın yayını.’

'DEMİREL’İN İMZASI VAR, O DA İÇERİDE'

Hüviyetimi aldı. Hesap uzmanlarının hüviyeti, bizim hüviyetlerde Başbakan, Maliye Bakanı ve kurul başkanlarının imzası vardır. ‘Her türlü vali, kaymakam yardım eder falan filan’ diye. Fakat Süleyman Demirel’in imzası var, o da içeride, 12 Eylül döneminde.

‘Sen bekleyeceksin’ dedi, götürdü kitabı. Bir teğmen var, ona verdi. O aldı kitaba baktı. Hüviyetime bakıyor. Bana şöyle işaretle, ‘Gel’ dedi. Gittim oraya. ‘Sen’ dedi, ‘bu kitapları nasıl taşıyorsun?’ dedi. Dedim, ‘Ben devlet memuruyum. Bunlar da kamunun kitabı.’ ‘Bir daha seni görmemeyim buralarda. Şimdi seni serbest bırakıyorum’ dedi. Bütün otobüs, herkes binmiş, sadece ben aşağıdayım. Herkes bana bakıyor, ‘bu ne yapıyor?’ diye.

Valizi aldık, bagajlar da kapandığı için otobüse koltuğun altına koydum. İstanbul’a gelinceye kadar üç ayrı yerde arama oldu. ‘Herkes insin, valizin başında beklesin.’ Tabii ben valizi aşağıya indirmedim. İndim ben de. Ama hiç kimse de çıkıp, ‘Ya bu koltukların altında bir şey var mı?’ diye bakmadı.

'İYİ Kİ ONLARI BULAMADILAR'

‘İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’ tesadüfen üstte. Onun altında bir sürü, sol içerikli kitap var. Doğan Avcıoğlu’nun kitapları, İsmail Beşikçi’nin kitapları var. Yani, iyi ki onu bulmadılar. O dönem yaşadığım stresi, o dönem kişi seni gözaltına alıyorum dese, yapacağınız hiçbir şey yok. Dağın başında, telefonla bile ulaşamazsınız. Şu anda içerdekiler de dışarıya çıkınca güzel anıları olacak.” (ANKA)