ARTI GERÇEK - Eski Hazine Müsteşarı ve iktisatçı Dr. Mahfi Eğilmez, "İşler Karışıyor" başlıklı yazısında, üç merkez bankasının son dönemde aldığı kararları inceledi.

Eğilmez, yazısında şu değerlendirmelerde bulundu:

"Küresel kriz çıktıktan kısa süre sonra önce ABD ve Birleşik Krallık Merkez Bankaları (Fed ve BOE) para basarak piyasadan tahvil ve bonoları toplamaya ve bu yolla piyasaya likidite sürerek canlılığı sağlamaya yöneldiler. Onları Euro Bölgesi ve Japonya Merkez Bankaları (AMB ve BOJ) izledi. Bu dört merkez bankasının ortak hedefi çıkardıkları paranın rezerv para olmasına güvenerek enflasyonu dünyaya yaymak ama büyümeyi kendi ülkelerinde gerçekleştirmekti. Uzunca bir süre bu politika başarıyla uygulandı. Bu üç ülke ve bir bölgede piyasaya sınırsız para sürüldüğü halde enflasyon olmadı. Ne var ki bu yıl görünüm değişmeye başladı.

Aşağıda bu üç ülke ve bir bölgeye ilişkin büyüme ve enflasyon grafikleri yer alıyor.

(Grafikler için kaynak: https://tradingeconomics.com/)


ABD, Euro Bölgesi ve Birleşik Krallık para basarak ekonomiyi canlandırma politikasını bir süre başarmış görünseler de sıra belli ki faturayı ödemeye gelmiş: Enflasyon denetimden çıkmaya yönelmiş. Buna karşılık Japonya Merkez Bankası aktifini olağanüstü büyütecek kadar para basıp tahvil, bono toplamış olsa da son dönemdeki baz etkili büyüme dışında ekonomiyi büyütememiş. Bunun sonucunda da enflasyonda tehlike ortaya çıkmamış. Bununla birlikte bir süre sonra Japonya’da da ister istemez enflasyon artışa geçecek.

İşin en kötü tarafı ilk kez gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelerden daha fazla borçlu durumdalar.

Aşağıdaki grafiklerde üç ülke ve bir bölgenin kamu borç stoku / GSYH oranları yer alıyor: Üstte solda ABD, sağda Euro Bölgesi, altta solda Japonya, sağda Birleşik Krallık... (grafikler için kaynak: https://tradingeconomics.com/)

Görüleceği gibi faiz arttırmak ta başka sorunlara yol açacak.

Sanırım parasal sıkılaştırmanın biraz daha öne çekileceği ve yavaş yavaş faiz artırımlarının gündeme geleceği bir evreye doğru ilerliyoruz. Bu gidiş yeni bir krize yol açar mı şimdiden bir şey söylemek mümkün değil. 2019 yılında yazdığım ‘Geldik Krizin Üçüncü Aşamasına’ başlıklı yazımda şu şemayı çizmiştim:

Umarım gelişim bu şekilde olmaz. Eğer gelişim bu şekilde olursa o zaman bu kriz çok daha uzun bir süreye yayılabilir."