T24 yazarı Mehmet Yakup Yılmaz, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan'a yasalara uygun karar verdiği için tepki göstermesine bugünkü köşesine taşıdı. "Şimdi düşünün: Bakanı Anayasa’yı takmayan, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarından hoşnut olmayan devletin memuru ne yapar?" diye soran Yılmaz, Soylu'nun konuşmasından örnek vererek "Bakan öyle görünüyor ki demokratik hakların kullanılmasını terör eylemleri ile karıştırıyor. Bence bu tür kurslara gidip konuşarak devlet memurlarının kafalarını karıştıracağına, kendisi oturup bir kurs almalı." diye yazdı.

Yılmaz'ın T24'te "Bakan Bey’in kafası iyice karışmış" başlığıyla yayımlanan bugünkü yazısının ilgili kısmı şöyle:

Anayasa Mahkemesi’nin, kişisel özgürlüklerin kullanımını kısıtlayan uygulamalara karşı verdiği kararlar İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu çok sinirlendirmiş.

Niye oraya sinirleniyor, bilemedim.

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlar, AİHM içtihatları ve AİHS ile uyumlu.

Bu uyumu zorunlu kılan ise TC Anayasası.

Süleyman Soylu yanlış adrese sinirleniyor, sinirlenmesi gereken Anayasa’dır ama gelin görün ki kendisinin meşruiyetini sağlayan şey de aynı Anayasa.

İçişleri Bakanı, belli ki sakalla bıyık arasında kalmış, yutkunup duruyor.

Soylu, dün bu konularda atıp tutarken, devletin kurumunun organize ettiği bir toplantıda konuştu.

Toplumsal Olaylarda Müzakere Kursu’nun katılımcılarına, Anayasa ve Anayasa Mahkemesi’ni şikayet etti.

Şimdi düşünün: Bakanı Anayasa’yı takmayan, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarından hoşnut olmayan devletin memuru ne yapar?

Soylu’nun konuşmasında şöyle bir bölüm var:

"Sevgili AYM Başkanı, size söylüyorum. Şehit cenazelerindeki 1 yaşındaki çocukların gözyaşlarını ben yaşıyorum. Anne ve babalarla biz konuşuyoruz. Canı yanan biziz. Onun için sözlerime alınabilirsiniz, alınmayabilirsiniz ama bunu söylemezsem bu dünyaya karşı da öbür dünyaya karşı da kendimi mesul hissediyorum."

Cümle düşüklüklerini, ifade yetersizliğini bir kenara bırakalım.

Bakan niye şikayet ediyor anlayamadım.

İçişleri Bakanı olarak elbette şehit yakınlarına hesabı siz vereceksiniz, görevinizin gereği bu.

Ve şunu sormak isterim: Vatandaşların bireysel hakları ile şehitlerin 1 yaşındaki çocuklarının acı yüklü gözyaşları arasında nasıl bir ilişki var?

Vatandaşlar, AİHS ve Anayasa’dan kaynaklanan haklarını kullandılar diye kimse şehit olmaz, merak etmesin.

Devletin ve memurlarının görevi de zaten bu hakların kullanılmasını gözetmek, kullananları korumaktır.

Sivil haklarını kullananlar da zaten kimseyi öldürmek için bunu yapmazlar.

Bakan öyle görünüyor ki demokratik hakların kullanılmasını terör eylemleri ile karıştırıyor.

Bence bu tür kurslara gidip konuşarak devlet memurlarının kafalarını karıştıracağına, kendisi oturup bir kurs almalı.