T24 yazarı Mehmet Yakup Yılmaz, mahkemelerin CHP'nin siyasal çalışmaları ile konuşmalarına yasak ve ceza vermesi olaylarına dikkat çekerek "Bu hızla gidilirse memlekette "Erdoğan'a hakaret" ettiği gerekçesiyle yargılanmayan muhalif politikacı kalmayacak gibi görünüyor." değerlendirmesini yaptı.

"Anayasa'ya göre siyasi partiler, demokratik hayatımızın vazgeçilmez unsurları ve siyasi propaganda yapmak engellenemez bir hak." diyen Yılmaz, böyle bir ortamda seçim yapmanın nasıl olacağını merak ederek "Rejim, kaybedeceğini bugünden gördüğü bir seçime karşı darbe hazırlığı içinde mi?" diye sordu.

Yılmaz'ın T24'te "Hayrola, darbe hazırlığı mı var?" başlığıyla yayımlanan yazısı şöyle:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talebi üzerine "bağımsız bir Türk mahkemesi" (İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hâkimliği) CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 11 Şubat 2020 günü TBMM grup toplantısında yaptığı konuşma ile ilgili habere erişim yasağı getirdi.

Konuşmanın konusu, "FETÖ'nün siyasi ayağı" meselesi.

CHP lideri bu konuşmasında "devleti FETÖ'ye teslim eden kişinin adı Recep Tayyip Erdoğan'dır" demiş, mahkeme de bu sözlerin Erdoğan'ın kişilik haklarını zedelediği gerekçesiyle erişim engeli getirmiş.

Tuhaf bir durum.

Bizzat Erdoğan'ın kendisi "ne istedilerse verdim" diyerek "rabbim ve milletim beni affetsin" dememiş miydi?

Haydi diyelim ki mahkeme Erdoğan'ın bu itirafını geçersiz kabul etti.

Peki millet adına egemenliği kullanan parlamentonun çatısı altında yapılan bir konuşmanın suç olduğuna nasıl karar verebildi?

Kürsü dokunulmazlığını yok saymak, bir mahkemenin haddi midir?

Bununla da kalmıyor tabii.

Eski CHP Milletvekili Zeynep Altıok'a da bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle 11 ay 20 gün hapis cezası verildi.

Mahkemenin gerekçesi, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret" edilmesi.

O mesajlardan nasıl olup da hakaret sonucu çıkarılmış, gerçekten ilginç.

Bitmedi tabii.

CHP'nin Sezgin Baran Korkmaz ile ilgili olarak hazırladığı "SaBıKa Holding" isimli broşür nedeniyle de 7 parti üyesi "Cumhurbaşkanı'na hakaret" gerekçesiyle başlatılan soruşturmada ifade verdiler. Bugün yarın davanın açıldığı haberini de okuruz.

FETÖ'nün Siyasi Ayağı isimli kitapçık nedeniyle CHP Yöneticisi Gökçe Gökçen'in yargılanması da devam ediyor.

Bu hızla gidilirse memlekette "Erdoğan'a hakaret" ettiği gerekçesiyle yargılanmayan muhalif politikacı kalmayacak gibi görünüyor.

Sade vatandaşların bu gerekçeyle yargılanmalarına, gece yarıları evlerinden alınıp, karakollara götürüldüklerine artık alıştık sayılır.

Ancak bu suçlamanın siyasi parti faaliyetlerine ve hatta TBMM konuşmalarına kadar varması ciddi bir tehlikeye işaret ediyor.

Anayasa'ya göre siyasi partiler, demokratik hayatımızın vazgeçilmez unsurları ve siyasi propaganda yapmak engellenemez bir hak.

Şimdi bu hak yok sayılıyor ve bu mahkemeler eliyle yapılıyorsa bu Anayasa'ya ve siyasal özgürlüklere karşı bir darbe girişimi değil midir?

Böyle bir ortamda, serbest ve adil bir seçim nasıl yapılacak?

Rejim, kaybedeceğini bugünden gördüğü bir seçime karşı darbe hazırlığı içinde mi?