Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubu çocukların eğitimine din eğitimi eklenmesi kabul edildi. Eğitim bilimcilerin ve sendikaların tüm tepkilerine rağmen okul öncesi eğitime din eğitimi eklenmesi tavsiye kararı 46 eğitimcinin şerhiyle oy çokluğuyla kabul edildi. İktidara yakınlığıyla bilinen Eğitim-Bir-Sen’in önerisi “Okul öncesi öğretim programında çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak din, ahlak ve değerler eğitimi yer almalıdır” denildi.

Özer, "Okul öncesi eğitimde din eğitimi verilmesine yönelik maddenin okul öncesi eğitim komisyonlarında kabul edilmediği belirtiliyor, bu madde hakkında değerlendirmeniz ne olur?" sorusu üzerine şunları kaydetti:

"Buradaki önerinin doğruluğunu ve yanlışlığını Milli Eğitim Bakanı olarak tartışamam. Bildiğiniz gibi Şura kararları, tavsiye niteliğindeki kararlardır. Uygulanma, yaptırım zorunluluğu yoktur. Milli Eğitim Bakanlığının en yüksek danışma kurulu olarak Şuranın aktif olarak bizim belirlediğimiz önceliklerde çalışmasını istedik. Dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı olarak Şurada gerek oy birliği gerekse oy çokluğuyla kabul edilen tüm kararları yeniden değerlendireceğiz, belirlemiş olduğumuz eğitimde fırsat eşitliği çerçevesinde alt başlıklarda gerekli yerlere dercedip ona göre yol haritamızı çıkaracağız. Yani burada alınan her kararı, Milli Eğitim Bakanlığı benimsediğimiz, reddettiğimiz veya kabul ettiğimiz anlamına gelmiyor."

EĞİTİM SEN KARARA TEPKİ GÖSTERİ

Eğitim Sen alınan karara tepki göstererek açıklamada bulundu. Sendika'dan yapılan açıklamada “Pedagoji bilimine aykırı olan bu kararın uygulanmaması için tüm gücümüzle mücadele edeceğiz!” ifadeleri kullanıldı. 

Henüz oyun çağında olan, soyut düşünce yetileri yeterince gelişmemiş olan 4-6 yaş grubu okul öncesi eğitim çağındaki öğrencilere, hangi neden ya da gerekçeyle olursa olsun, dini eğitim verilmesinin Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ‘çocuğun üstün yararı’ ilkesi ile temelden çeliştiği dile getirilen açıklamada, “ Laik bir ülkede devletin, zorunlu din dersi uygulamasıyla bireylerin kişisel inanç alanına girmesi doğru değildir. Bu noktada en hassas yaş grubu gelişim çağının başında olan okul öncesi eğitim çağındaki çocuklardır. MEB’in görevi iktidarın dindar nesil yetiştirme hedefini gerçekleştirmek için çalışmak değildir. Çocuk ve gençleri insanlığın ortak evrensel değerleri doğrultusunda yetiştirmek, çocukların üstün yararını gözeten, çocuk ve gençlerin kendini gerçekleştirebilmesi ve eleştirel düşünce becerisini kazanabilmesine olanak sağlayacak somut adımlar atmak olmalıdır. Eğitim Sen olarak, çocukların sağlıklı gelişimini olumsuz etkileyen her türlü adım karşısında olduğu gibi bu karara karşı da tüm gücümüzle mücadele edeceğimizin bilinmesini istiyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Bakan Özer başkanlığında 7 yıllık aranın ardından toplanan Milli Eğitim Şurası Genel Kurulu'nda, özel ihtisas komisyonlarında görüşülen 124 madde ile genel kurula sunulan 4 yeni önerinin oylaması yapıldı. Oylama sonucu yeni 4 maddenin daha kabul edilmesiyle birlikte toplam 128 madde, 20'ncı Milli Eğitim Şurası tavsiye kararı olarak kayıtlara geçti.

‘ALINAN KARARLARIN HAYATA GEÇİRİLİP GEÇİRİLMEDİĞİNİ TAKİP EDECEĞİZ’

Şuranın kapanış konuşmasını yapan Bakan Özer, şunları söyledi:

"Artık Milli Eğitim Bakanlığı olarak çok daha güçlüyüz. Çünkü Şura bize, Türkiye'nin eğitimle ilgili, müktesebatı olan tüm paydaşlarının, tüm sivil toplum örgütlerinin, sendikalarının, Yüksek Öğretim Kurumları'nın, öğretmenlerin, öğrencilerin, velilerin görüşlerini alarak çıkmış olduğumuz bu yeni yolculukta geliştirmiş olduğumuz politikaları yeniden değerlendirebilme imkanını verdi. Onun için iyi ki 20'nci Milli Eğitim Şurası'nın toplanmasına karar vermişiz. İyi ki bugün nihayetlendirebilme imkanına sahip olmuşuz. Şurada alınan bu kararları, Milli Eğitim Bakanı olarak emanet olarak alıyorum. Sizleri temin ederim ki burada alınan kararlar ister oy birliği ile ister oy çokluğu ile olsun, bu kararların bire bir takipçisi olacağım. Açık yüreklilikle şunu ifade ediyorum ki; her üç ayda bir bunların gerçekleştirme oranlarını, hangi seviyeye geldiğini, sahada hangi etkilere sahip olduğunu çok kapsamlı şekilde sizlerle paylaşacağım."

‘ŞURALARI TEHDİT OLARAK DEĞİL, REHBER OLARAK GÖRÜYORUZ’

Bakan Özer, 20'nci Milli Eğitim Şurası'nın verimli geçtiğini belirterek, "Belki de hep birlikte tarih yazacağız. Şuraları biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak kendimize tehdit olarak değil, yol gösterici rehber olarak görüyoruz" ifadesini kullandı.