IŞİD’in Şengal'e yönelik saldırısıyla Ezidîlere yönelik 73’üncü fermanın üzerinden 7 yıl geçti. IŞİD’in saldırılarında en az 2 bin 213 Ezidî katledildi, 7 bin kişi kaçırıldı. IŞİD tarafından köle pazarlarında satılan 3 bin Êzidî kadından geçen 7 yıla rağmen haber alınamadı. Bu saldırılar sonucu en az 400 bin Ezidî Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldı. En az 280 Ezidî de göç yollarında yaşamını yitirdi. 

Halk Savunma Güçleri (HPG), Halk Savunma Birlikleri (YPG) ve Kadın Savunma Birlikleri'nin açtığı güvenlik koridoru sonucu kurtulan Ezidîler, saldırılara karşı Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ve Ezidî Kadın Birlikleri’ni (YJE) kurdu. 

Ancak IŞİD’in saldırılarından sonra da Şengal’e ve Ezidîlere yönelik tehditler devam etti. Bağdat ve Erbil arasında imzalanan “Şengal Anlaşmasıyla" özerk yönetimlerin tasfiyesi, idari sistemin tarafsız kaymakama devredilmesi öngörülüyordu. Anlaşmayla, ayrıca IŞİD saldırısında Ezidîleri savunan HPG, YBŞ ve Haşdi Şabi’nin Şengal’i terk etmesi amaçlanıyordu. 

İmzalanan anlaşmayı 74’üncü ferman olarak nitelendiren Ezidîler, anlaşmanın uygulanmasına izin vermeyeceklerini belirterek, buna karşı direnişe geçti. Nitekim, Ezidîlerin direnişi, anlaşmanın hayata geçirilmesini engelledi. 
 
Mezopotamya Ajansı'ndan Özgür Paksoy, anlaşmanın PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarıldığı 9 Ekim 1998 tarihine denk getirilmesine dikkat çekerek, Öcalan’ın, Ezidîler ve 73’üncü fermana dair değerlendirmelerini derledi.

Paksoy'un derlemesine göre Öcalan'ın Ezidiler konusundaki görüşleri şöyle:

'EZİDİLERİN KATLEDİLMESİ TEHLİKESİNE KARŞI UYARMIŞTIM'

22 Ağustos 2007: “Ben bu konuda daha önce uyarıda bulunmuştum, Ezidîlere sahip çıkılması gerektiğini belirtmiştim. Ben daha ne yapayım? Ezidîlerin imha tehlikesi altında olduğu konusunda, başka diğer konularda da defalarca uyarıda bulundum."

5 Eylül 2007: “Kahtaniye’de Ezidîlerin katledilmesi büyük bir olaydır. Biliyorsunuz, ben Ezidîlerin katledilmesi tehlikesine karşı daha önce de uyarmıştım. İran ile ilgili de uyarı yapmıştım. İran çok acımasızdır, güçlü devlettir, katliam yapacaktır. Orada tehlike altında bulunan bir kısım halkımızın güvenli bir bölgeye, Bradost bölgesine taşınması gerektiğini daha önce belirtmiştim. Bu konuda bir şeyler yapılıyor mu, söylediklerimi yerine getiriyorlar mı, bilmiyorum. Oradaki savunmasız halkımızın güvenli bölgelere taşınması ve BM şemsiyesi altına alınması sağlanabilir."

“Talabani ve Barzani’nin Êzidîler ile ilgili savunma düzeni almadığı için bu katliama yol açıldı. Savunma düzenine geçmeyen bir toplumun korunabilmesi mümkün değildir. Konjonktüre göre siyasi duruşları değişiyor.”

'KÜRTLÜK ORİJİNİNİ EN SAF BİÇİMDE YAŞAYANLAR EZİDİLER'

2 Şubat 2011: “Bir müzik eserini bile dinlerken, Kürt’ün tarihine ait bir şeyi öğreniyorsun. Onun hakikatine varıyorsun. O an o parça bile o kadar etkileyici ve öğretici oluyor ki kendi hakikatinin farkına varıyorsun. Hakikate sadece bilimle ulaşılmaz, sanatla, müzikle de hakikate ulaşabilirsin. Bir Ezidî'nin (Dewreşê Evdê) hikayesi bile seni kendi hakikatinle, kimliğinle buluşturabiliyor. Yeri gelmişken söyleyeyim, kendi Kürtlük orijinini en saf biçimiyle yaşayanlar, ifade edenler sırasıyla Ezidî Kürtler, Alevi Kürtler ve ovalı Sunni Kürtler. Ezidî Kürtlerin kimlik temsiliyetleri başta geliyor. Biliniyor; en çok baskıya maruz kalanlar da onlardır, göçertildiler.” 

24 Haziran 2013: “Ezidîler, Özgürlük Hareketi’nin de temelidir aslında. Kendilerine dair bu güne kadar çokça çözümlemelerim oldu. Etnik ve dinsel muhafazakarlığa düşmeden halkımızın içinde özgünlüğünü yaşamalılar, kendilerini özgürlük mücadelesine daha fazla katmalılar.”

'EZİDİ KADINLARIN YAŞADIKLARINI GÖRÜYORUM, ÇOK ÜZÜLÜYORUM'

15 Ağustos 2014: “(73'üncü fermanla ilgili) Yaşanan olaylar çok trajiktir. Katliamlar oluyor, kadınlara yönelik farklı şeylerden bahsediliyor. Şimdi Ezidî kadınların yaşadıklarını görüyorum, çok üzülüyorum. Dewreş ve Adulê Destanı şimdi aynı şekilde yaşanıyor, yaşananlar bire bir aynıdır, incelenmeye değer.”

“IŞİD Türkiye için de bir baş belasıdır. Türkmenleri de astı, kesti ve ellerinde rehineler var. Barzani de, Türkiye de bunu yeni anlıyorlar. Katliam kapının ucundaydı, fakat bunu görmediler. Ben çok önceden uyardım. Benim burada bir yıl önce gördüğümü niye görmüyorlar? O zaman da Êzidîlerin içine birkaç adam gönderin dedim, anlatsınlar. Şimdi de Êzidî halkı katliamlarla karşı karşıyadır. Biz ne bu katliamı unuturuz ya da kabul ederiz ne de oturur gözyaşı dökeriz. İnsanlık tarihinde bu katliamlar asla unutulmaz. Unutulursa senin vicdanın da bitmiştir.”

''KÜRTLERDE AŞK İMKANSIZDIR' DERKEN BUNU KAST ETMİŞTİM'

7 Eylül 2014: “AKP'nin bugün kurduğu ittifakın aynısını, o dönem de Osmanlı yapıyor. Dewreşê Evdê'nin vurulduğu anda ortaya çıkan bir destandır. Vuruluyor, eziliyor, ölüyor, ama muhteşem bir destan ortaya çıkıyor. Ezîdî halkı hep Sünni faşizmine karşı bugüne kadar mücadele etti. Özgür yaşamı sağlamadan hiçbir şey olmaz, aşk da olmaz. Ben Kürtlerde aşk imkansızdır derken, bunu kastetmiştim. Dewreşê Evdê'nin felsefesini bile anlamıyorlar. Benim sosyolojik analizlerim iyidir, bilimsel sosyoloji olmadan hiçbir şeyi değerlendiremeyiz. Siyasette de, sanatta da bu böyledir. Ben her şeye hakikat algısıyla yaklaşırım.” 

‘KIYAMET KOPARILMALIYDI’

“IŞİD her tarafı cayır cayır yakacaktı. Şengal’le ilgili yedi yıldır uyarmama rağmen tedbir almadıkları için ne olduğunu gördünüz. Aslında katledilen, tecavüze uğrayan hepimizdik. Kıyametin koparılması gerekiyordu.”

14 Mart 2015: “KDP istemese de halk istemese de kalacak. Halka ihanet var. Şengal’de bir gerilla grubu olsaydı, o kadar insan katledilmezdi. Orada halk diye bir şey kalmaz. PKK gerillası olmazsa, bizim itibarımız olmazsa, halk perişan olur.”