İsa Uğur ERDOĞAN


ARTI GERÇEK-  Gezi Parkı eylemlerinin Ankara ayağı ile ilgili davada Ankara Emniyeti yine şaşırtmadı. Ankara Başsavcılığı’nın yürüttüğü Gezi eylemine katılan avukata şiddet uygulanmasına dair davaya olaya ait olmayan görüntüler gönderdi.

Ankara’da 2 Haziran 2013’te Atatürk Bulvarı Alman Kültür Merkezi’nde yaşanan olayda polis Gezi Parkı için bir araya gelen gruba saldırdı. Avukat Eda Ayşegül Kılıç, vücuduna aldığı cop, tekme darbeleri ve soluduğu gaz nedeniyle Başkent Üniversitesi Hastanesi’nden "bilinç kaybı, çene kayması ve boyun kırığı" nedeniyle darp raporu aldı.

Kılıç’ı darp eden polislerden biri kötü muamele esnasında, "Madem avukatsın, ne işin var burada" dedi. Ankara Emniyeti soruşturma dosyasına 7 CD gönderdi. Ancak hiçbiri olay anı görüntüleri değildi. Ankara Emniyeti daha önce de Soma Madenci Katliamına ilişkin eylemlerde de olaydan farklı görüntüler sunmuştu.

Kılıç, savcılıkta verdiği ifadesinde olaya ilişkin, "Alman Kültür Merkezi civarında birkaç arkadaşımla bulunduğumuz sırada bir anda polis memurları tarafından üzerimize gaz atmaya başladı. Tünel gibi bir yere sıkıştık. Polisler buraya da gaz bombası attı, dışarı çıkmamıza izin vermedi" dedi. Yoğun gaza dayanamayan Kılıç ardından kendisini dışarı attığını söyledi. “Bu sırada polislerden biri kafama copla vurdu” diyen Kılıç, “Kafama on kez copla vuruldu. Böbreklerim tekmelendi. Bu arada polislerden bir gözüme gaz sıkmaya çalışıyordu. Ben kendisine avukat olduğumu, vurmaması gerektiğini söyleyince, ‘Madem avukatsın, ne işin var burada’ cevabı aldım” dedi.

BAYGIN HALDE DAHİ ŞİDDET GÖRDÜ

Kılıç, yaşadığı şiddetin etkisiyle bilinç kaybı yaşayarak bayıldı. Kılıç arkadaşı yardımıyla Olgunlar Sokak'ta bulunan Nazım Hikmet Kültür Merkezi'ne doğru kaçarken de baygın halde darp edildi. Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde tıp öğrencilerinin ve doktorlarının ilgilendiği Kılıç ve diğer eylemciler bu seferde kültür merkezine giren polisler tarafından darp edildi. Darp nedeniyle Kılıç’ın çenesinde kayma, vücudunun bir çok bölgesinde yaralanma oluştu.

Kılıç’ın Başkent Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan aldığı darp raporu yanında altı ay sonra Ruh Sağlığı ve Hastalıkları birimi, travma sonrası stres bozukluğu teşhisi koydu.

Cumhuriyet Başsavcılığı ise polislerin zor kullanma yetkisini kullandığını belirterek, sınırın aşılmadığı vurgusuyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

Kılıç, 7. Sulh Ceza Mahkemesi’ne itiraz etse de bu başvuruda reddedildi. Kılıç bu kez Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. AYM, Anayasa’nın 17. Maddesinde yer alan, “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz, kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz” fıkrası uyarınca başvuruyu kabul etti.

GÜÇ KULLANIMI GEREKTİREN BİR DURUM YOK

AYM, eylemlerin genel olarak şiddete evrilmiş olmaları, şiddete başvuran katılımcılarla başvurmayanlar arasında ayrım gözetmeksizin bir müdahalede bulunulmasını haklı göstermez ifadesinde bulundu.

AYM Kılıç’ın eylem esnasında nasıl bir tutum takındığının tespit edilmediği ve herhangi bir soruşturma olmadığını belirterek  güç kullanımı gerektiren bir durum yoktur dedi. Polisin tutumunu eziyet olarak tanımladı.

AYM, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararına ilişkin ise, “Protesto gösterisine katılmış olmanın tek başına kamu düzenini nozan bir eylem olarak değerlendirilemeyeceği açıktır” denildi. Kılıç’ın kamu düzenini bozduğuna ilişkin bir delilin de sunulmadığını belirtti.  

Kılıç’a yönelik bir suç iddiası ve soruşturma bulunmadığını vurgulayan AYM,  polisin keyfi güç kullandığını ifade etti.  AYM son olarak eziyet yasağının ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme kararına göre tekrardan soruşturma açılacak ve Eda Ayşegül Kılıç’a 37. 500 TL manevi tazminat verilecek. 

*Haber fotoğrafı: İsa Uğur Erdoğan