Burdur'da son yıllarda artan susuzluk nedeniyle geçen yıl 1700 dekar alanda yapılan şeker pancarı ekimi bu yıl susuzluk nedeniyle 250 dekara geriledi. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İskender Gülle, bölge özelinde son 3 yıldır meteorolojik kuraklık yaşandığını belirterek, “Göllerin seviyesinde azalma, akarsularda kuruma veya azalmayı gözlemliyoruz. Bunun neticesinde ise kuraklıkta üçüncü evre olan tarımsal kuraklık ve dördüncü evre olan sosyolojik ve ekonomik kuraklığa geçeceğiz" dedi.

Burdur merkez Yassıgüme Köyü’nde üreticiler şeker pancarı ekimine sancılı başladı. Özellikle son dönemde Göller Bölgesi'nde yağışların azlığı ve bilinçsiz kullanımın sebep olduğu susuzluk, üreticileri olumsuz etkiledi. Bölgede geçen yıl 1700 dekar alanda yapılan şeker pancarı ekimi bu yıl susuzluk nedeniyle 250 dekara geriledi. MAKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İskender Gülle, pancar ekim alanlarının yüzde 85 oranında azalmasına neden olan susuzluğun 'hidrolojik kuraklık' olduğunu söyledi.

'SU KRİZİNİN BİLİNCİNDE OLMALIYIZ'

DHA'ya değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. İskender Gülle, dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi Türkiye'de ve Burdur özelinde bir su krizi yaşandığına işaret etti. Türkiye'nin bu krizin bizzat içerisinde olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gülle, "Bunun bilincinde olmamız gerekiyor. Eskiden 'kuraklık var, kuraklık sonucunda kıtlık var' derdik. Günümüzde yaşanan ise bundan biraz farklı. Zira kuraklık meteorolojik yağışın olmaması olayı, kıtlık ise var olan suyun yetersiz kalması durumudur. Bu ikisini birbirinden ayırmak gerekiyor. Doğanın bir su arzı var. İnsanların da bir su talebi var. Bu arzın talebi karşılamadığı durumlarda kıtlık dediğimiz durum meydana geliyor" dedi.
'KURAKLIKTA ÜÇÜNCÜ EVRE TARIMSAL KURAKLIK'

Bölge özelinde son 3 yıldır meteorolojik kuraklık yaşandığını anlatan Prof. Dr. Gülle, "Bu meteorolojik kuraklığın sonucu olarak şu anda hidrolojik kuraklık yaşıyoruz. Yani göllerin seviyesinde azalma, akarsularda kuruma veya azalmayı gözlemliyoruz. Bunun neticesinde ise kuraklıkta üçüncü evre olan tarımsal kuraklık ve dördüncü evre olan sosyolojik ve ekonomik kuraklığa geçeceğiz” dedi.

‘DOĞANIN SU ARZI DEĞİŞMİYOR AMA BİZİM TALEBİMİZ SÜREKLİ ARTIYOR’

“Sorun nereden kaynaklanıyor?” diye soran Gülle, cevabını şöyle verdi:

“Bir atasözümüz var. Çok severim. Ayağını yorganına göre uzat. Doğanın su arzı değişmiyor ama bizim talebimiz sürekli artıyor. Hatta daha da dramatik olanı son yıllarda su arzında bir azalma var. Oysa bizim taleplerimizde daha da bir artış var. İşte bu olumsuz durum bütün gerçekliğiyle karşımızda durmakta. Su kaynakları azalıyor, buna karşın suya olan ihtiyaç artıyor. Böylece su kaynaklarından daha çok su çekmek zorunda kalıyoruz. Peki bu durumu ne kadar sürdürebiliriz, bu şimdilik bizim için önümüzde duran en büyük problem. Susuzluğun çözümündeki en önemli yaklaşım açısı havza bazlı yönetimdir. Su kaynaklarımızı havza bazlı yönetmezsek, havza bazlı planlamazsak tarımsal faaliyetlerimizi, evsel, endüstriyel su ihtiyaçlarımızı havza bazlı düzenlemezsek susuzluğu yaşamamız kaçınılmaz olacaktır."

'BU YIL KURAKLIKTAN DOLAYI EKİM YAPAMADIM'

Yassıgüme Köyü’nde çiftçilik yapan Murat İleri (40), susuzluk nedeniyle ekim yapamadığını anlatarak, "Geçen sene köyümüzde 1700 dekar pancar ekildi. Bu yıl susuzluktan dolayı 250 dekar ekildi. Ben geçen sene 75 dekar pancar ekmiştim. Bu yıl susuzluktan dolayı ekmedim. Karaçal Barajı'nda su bitince tereddüt ettim onun için ekmedim. 6 yıldır pancar ekimi yapıyorum. İlk defa bu yıl kuraklıktan dolayı ekim yapamadım" dedi.

'KARA KARA DÜŞÜNÜYORUZ'

Kerim Bakır (29) ise, "Bu yıl suyumuz yok. Geçen yıl zaten yetmemişti. Bilinçsiz kullanmak demeyelim, 2-3 yıldır bilinçli kullanıyoruz ama burada biraz da suç baraj yetkililerinin. İlk defa baraj yapmıyorlar. Bizim buradaki baraj da ilk değil. Zamanında su saatleri konulmuş olsaydı bizim suyumuz yeterdi, artardı. Suyumuz yok. Mısır ekiyorduk, pancar ekiyorduk. Bu sene yağmur olmazsa yoncalarımız birinci biçimden sonra olmayabilir. İneklerin yiyecekleri de yok. Kara kara düşünüyoruz ne yiyecekler diye. Zor durumdayız" diye konuştu.

'YAĞIŞ OLMAZSA HALİMİZ KÖTÜ'

Remzi Macit (40) adlı yurttaş ise şunları söyledi: "6 yıldır pancar, mısır, yonca ekimi yapıyorduk. Bu yıl yağış az olduğundan barajımızda su yok. Geçen sene 1700 dekar pancar ekilen köyümüzde bu yıl 200-250 dekar pancar ekimi var. Yağış olmazsa halimiz kötü. Ben geçen sene 55 dönüm pancar ektim. Bu yıl 25 dönüm ektim. Su olmayınca pancar yetişmez."

'BU YILKİ GİBİ BİR DURUMU HİÇ YAŞAMADIK'

"Geçen yıl 30 dekar pancarım vardı” diyen Hüseyin Bedir (45) adlı çiftçi de “Bu yıl kuraklıktan dolayı hiç ekmedim. Maalesef girdi maliyetlerimiz de çok yüksek. Devletimizin buna biz çözüm bulması gerekli. Bu yılki gibi bir durumu hiç yaşamadık" diye konuştu.

METEOROLOJİK KURAKLIK NEDİR?

Belirli bir zaman periyoduna ait normallerden (genellikle en az 30 yıllık) meydana gelen sapma olarak tanımlanır. Bu tanımlamalar genellikle bölgeseldir ve tahminen bölgesel klimatolojinin tam olarak anlaşılması temeline oturur. Normal olarak meteorolojik ölçümler kuraklığı ifade etmede başta gelen göstergelerdir. Devam eden bir meteorolojik kuraklık olayı hızlı bir şekilde kuvvetlenebilir veya aniden sona erebilir. Kuraklık periyotları genellikle, belirlenen eşik değerlerinin altında yağışlı olan günlerin sayısı olarak tanımlanmıştır.