Ragıp DURAN


ARTI GERÇEK - 12 Temmuz Pazar günü yayınlanan Saray gazetelerinde Ayasofya heyecan ve hezeyanı zayıflamış görünüyor. Anlaşılan iş biraz aceleye getirildi, yeterli hazırlık yapılmamış. Hazırlık yapılmış olsa da insanların Ayasofya'dan daha mühim daha acil meşgaleleri var. Zaten Cuma günü Danıştay kararının ardından Cumhurbaşkanlığının kararnamesi ile acilen Diyanet İşleri Başkanlığına devredilen 1500 yıllık kilise, ikinci kez camiye çevrilmişti.

Saray medyası, 20 milyona yaklaşan nüfusu ile İstanbul’un bu karardan sonra Ayasofya’ya akmasını beklerken canlı yayın araçlarını, drone’larını hazırlamıştı bile. Ne var ki, polis ve gazetecilerin dışındaki kitle kaale alınacak kadar kalabalık olmadı. Erdoğan da zaten Cuma akşamki konuşmasında sanki izdiham varmış gibi, ‘’Şimdi hemen gitmeyin 24 Temmuz’da gelin’’ diye çağrı yaptı. Zaten giden yoktu ki…

Erdoğan’ın bu konuşmasında çeşitli tutarsızlıklar yeterince işlenmedi. Belli ki konuşma metni alel acele yazılmış. Ya da gaz vereyim derken, fazla üflemişler. Çünkü Fatih Sultan Mehmet ilk defa Ayasofya’ya gittiğinde "Mihraba yöneldi" diye bir ibare var Cumhurbaşkanının konuşmasında. Oysa ki kilisede henüz mihrap yoktu. İkincisi Erdoğan, Ayasofya’yı 2. kez camiye çevirmenin bağımsızlık ve egemenlikle ilgili olduğunu söyledi. E o zaman kendisi 18 yıldır bağımsızlık ve egemenliği ihlal etmiş olmuyor mu?

Cumhurbaşkanının eski açıklamalarında Ayasofya’nın ibadete açılmasının sakıncalarını anlattığı konuşmaları bir yana halen kendi ayağına kurşun sıkan bir lider gündemde. ‘’Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete’’ sahnesi gibi…

Reis medyası, Ayasofya’nın geleceği konusunda çelişkili bilgiler yayınlamış. Biri diyor ki, "İbadet zamanı kapatılacak" bir diğeri ise "İbadet yapılırken turistler de camiyi gezebilecek". Hoş, turist gelirse tabi.

Pazar günkü gazetelerin birinci sayfalarında dolaşıyoruz şimdi:

Türkgün: Bizans yıkıldı.

Çok eski bir haberi manşete çekmişler. 567 sene önceki bir haberdi bu.

Diriliş Postası: Zincirleri milli irade kırdı

Ayasofya konusunda bir oylama ya da referandum mu yapıldı?

Milat: Gerçek kimliğine kavuştu.

Pardon ama Ayasofya’nın gerçek kimliği kilise.

Türkiye: Istanbul’un 2. Fatih’i başlıkları atıldı

Hangi yabancı basını okuyor bunlar? Ve neden bütün başlıkları aktarmıyorlar?

Yeni Şafak: Millet istedi, Ayasofya’yı açtık.

Millet iş aş da istiyor. Onu da versenize.

Yeni Akit: 2. Fetih. Haçlı Dünyası kudurdu.

İnsan kendi ülkesinde bir mekanı 2. kez fethedebilir mi? Ayrıca son Haçlı Seferi sayılan 9. Haçlı Seferi 1272’de sona erdi. Yine 748 yıl rötar var bu başlıkta.

Milli Gazete: Bosna Soykırımı/Ayasofya’yı ihya ettik

Gazete manşette bu iki olayı kıyaslamış. Elma ile otobüs benzetmesi.

Posta. Birinci sayfada Ayasofya haberi yok.

Sözcü: Ayasofya konusunda CHPli Özgür Özel’in "Mimari özelliğe zarar verilmesin" açıklaması yer almış. Hemen yanında "CHPli gençler cami onardı" haberi var. İktidardan farksız bir muhalefet.

Aydınlık: Başka ülkelerce tartışma konusu yapılamaz

Doğu Perinçek: "Atatürk mevzisi Ayasofya değil, FETÖ darbesine karşı mücadele mevzisidir"

Savunamıyor ama millici olduğu için fazla da karşı çıkamıyor.

Akşam: UNESCO'ya tarih dersi

UNESCO’nun Ayasofya konusundaki tepkisine doğru dürüst yer vermeden Ankara’nın cevabını yayınlamış. İspanya örneğinden yola çıkıp "Ama onlar da bizim camilerimizi kilise yaptı" demeye getirmiş.

Sabah: Ayasofya herkesi kucaklayacak.

Neden eskiden kucaklamıyor muydu?

Hürriyet: Ahmet Hakan, "Oy getirmez ama bayağı moral getirir" demişti. Oysa ki Erdoğan’ın morale değil oya ihtiyacı var. Pazar günü ise yeni camiinin nasıl işletileceğini incelemiş.

Ayasofya, Erdoğan için çok büyük bir kozdu. Ama ilk bakışta koz beklenen meyveyi veremeyecek gibi görünüyor