Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK- Gelecek Partisi’nin ülkücü kökenli Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, 3 gün önce Yeni Çağ Gazetesi’nden Orhan Uğuroğlu ile görüşmüş ve şöyle demişti:

"Devlet Bahçeli, bugün ‘hain’ ilan ettiği Can Dündar ile 17.25’e ayarladığı saatin önünde röportaj yapmıştı. Şimdi neden o konuda bir söz bile sarf etmiyor?”

Bu sorunun ardından önce MHP’li Semih Yalçın, Özdağ’ı “Hain dönek” diye hedef gösterdi; sonra da bugün hem Selçuk Özdağ, hem de röportajı yapan Orhan Uğuroğlu peşpeşe saldırıya uğradı.

17-25 Aralık rüşvet skandalı, AKP-MHP koalisyonunun yumuşak karnı… O dosyayı unutturmak için her şeyi yapıyorlar; olmuyor.

İyisi mi size, Özdağ’ın bahsettiği o saatin hikâyesini anlatayım:

7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra, yayın yönetmeni olduğum Cumhuriyet Gazetesi’nin yazarlarıyla birlikte parti liderlerini ziyaret etme kararı almıştık. 26 Haziran günü MHP Genel Merkezi’ndeydik. Bahçeli bizi karşılayıp oturma grubuna buyur etti. O an gözüm, makam masasının yanında duran ayaklı saate takıldı. Bel hizasında bir direğin üzerine yerleştirilmiş düzenek, çevrilen sayfalarla saati ve dakikayı gösteriyordu. Ama çalışmıyordu. 17.25’te durdurulmuştu. Bahçeli’ye sordum; “Pilini söküp 17.25’te durdurdum saati” dedi. Neden” dedim, “Unutmamak için” dedi. “Her gün buna bakıyorum, Buradan da anlayabilirsiniz ki, 17-25 Aralık yolsuzluğunun hesabının sorulması vaadimizden asla geri adım atmayacağız” diye ekledi.

Ama biliyorsunuz; sonradan pilleri taktı; saati çalıştırdı. “Unutmam” dediği yolsuzluk dosyasının sahibinin sağ kolu oldu.

Ama bütün o rüşvet alışverişleri, para sayma makineleri, ayakkabı kutularındaki dolarlar, ses kayıtları, “Sıfırladın mı” diyalogları hala orta yerde duruyor. Özdağ’ın Genel Başkanı, o dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, skandaldan sonra belgeleri incelediğini, üç bakanı Yüce Divan’a gitmeleri için ikna ettiğini, ama süreci Erdoğan’ın engellediğini söylemişti. 17-25 Aralık dosyasını kapatmaya çalışanlar kimlerse, bugünkü saldırının failleri de onlardır.