Şırnak Barosu, kentteki kömür ocaklarının yarattığı tahribata ilişkin rapor hazırladı. Baro tarafından saha çalışması ardından hazırlanan raporda, Nêrduş Deresi olmak üzere kömür ocaklarının sebebiyet verdiği ekolojik tahribatlar raporlaştırarak sayfasında yayınladı. 
 
Raporda, “2021 yılının ilk günlerinden itibaren maden ocakları tarafından doğaya salınan kömür atıklarının Nêrdüş Deresi’ni kirletmesi ile görünürlük kazanan çevresel-ekolojik problemler, bugün itibariyle tüm Şırnak kamuoyunu ilgilendiren kapsamlı sorunlara dönüşmüş durumdadır” denildi. 
 
EKOLOJİK TAHRİBATA ZEMİN 
 
Raporda, maden ocaklarından çıkarılan kömür attıklarının Nêrduş Deresi’ni kirlettiği belirtilerek, “Yerel ve ulusal basına konu olacak kadar kamuoyunda yer bulmaya başlandığı göz önünden kaçırılmamalıdır. Mevcut ekolojik problemin toplumun farklı kesimleri tarafından sahiplenilmesi, üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken bir husustur. 1979 yılından günümüze kadar Şırnak maden ocaklarında kömür üretimi yapılmasına rağmen, kömür üretimi niçin bugün çevresel-ekolojik bir tahribata zemin hazırlamaktadır? Başka bir deyişle, 40 yıla aşkın bir süredir yaşadıkları coğrafyada kömür üretiminin yapılmasına tanıklık eden ya da bu üretim sürecinin bir parçası olan insanların bugün kömür üretiminden doğan ekolojik sorunlara karşı şiddetli tepkiler vermelerinin sebepleri nelerdir?” diye sordu.
 
DENETİM YOK
 
Yürütülen saha çalışmasında Nêrduş Deresinde  akıtılan kömür suyunun çevreye olumsuz etkisine ise şu şekilde yer verildi: “Kömür İşletmeleri Ortaklığı’na bağlı kömür ocaklarının sebep olduğu Nerdüş Deresi'nin kirletilmesi sorununa yönelik Şırnak halkının verdiği ilk tepki, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılması gereken ‘atık suyun denetimi’ uygulamasının neden yapılmadığı hususundadır. Denetimsizliğin sadece atık su konusunda değil, maden ocaklarının sebep olduğu tüm ekolojik ve çevresel problemlerde temel çelişkilerden biri olduğu vurgulanmıştır. Nêrduş Deresi'nin kirletilmesi ise sadece bir derenin varlığı ile alakalı olmadığı vurgulanmıştır. Bu durum aynı zamanda dereye bağlanan kolların kuruması, dere suyu ile temas içinden olan bitki topluluklarının ve hayvan gruplarının zarar görmesi, kitlesel balık ölümleri, tüm arazilerin sulanmaması ve yine dere etrafında bağ bahçelerin, piknik alanların kuruması, dere etrafında bulunan ormanlık alanların tahribi, hava kirliliği ve nihayetinde dereden içme suyunu temin edemeyen insanların gündelik ihtiyaçlarını karşılayamamasına sebep olmaktadır.”