ARTI GERÇEK- ARTI TV'de Ezo Özer'in sunduğu Odak programında bu akşam, '90'lara dönüş mü? Yeni 90'lar mı?' tartışması masaya yatırıldı.

'Arşivlere baktığımızda tablonun aslında hiç de değişmediğini görüyoruz' diyen DEP-HEP eski milletvekiliği, eski Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık, "Bundan tam 27 yıl önce mart ayında parlemontada dokunulmazlıklarımız kaldırılmıştı. Bugün de yeniden aynı süreç yaşatılmak isteniyor. 2016'da Selahattin Demirtaş'ın, Figen Yüksekdağ'ın, İdris'lerin... Bir çok arkadaşımızın dokunulmazlıkları kaldırılmıştı. Ama bu yetmedi, tekrar bugünlerde 1994'ün ruhunu yaşayacağız" dedi. Sakık, 94 ruhunu DEP Milletvekillerinin tutuklanıp, bir çok arkadaşlarının sürgüne gitmesi olarak tanımladı.

Dönemin başbakanı Çiller'in olduğunu söyleyen Sakık, "O dönemde köyler yakılıp, yıkılıyordu, faili meçhul cinayetler vardı. Helikopter gidip köyleri yakıyordu. Çiller pervasızca yalan söylüyordu, hatta telaşlanıp yanlış kelimeler söylüyordu. Biz o dönem onlara 'Siz ellerini kaosa kaldırıyorsunuz. Bizim dokunulmazlıklarımıza kaldırıyorsunuz ama önünüzde dosyalar var, hiç birşey bilmiyorsunuz çünkü size öyle emrettiler. Tarihin çöplüğünde olacaksınız' diyorduk" ifadelerini kullandı. 

'BİZİM DOKUNULMAZLIKLARIMIZI KALDIRANLAR TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE GÖMÜLDÜLER'

Milletvekillerinin kaldırılmasıyla birlikte tutukluluk ve sürgün dönemlerinin ardından yeniden parlemontada olduklarını söyleyen Sakık, AKP iktidarının 2012 yılında ilk kez dokunulmazlıkların kaldırılması için yaptığı çalışmalara ilişkin kürsüden konuşma yaptığını söyledi. Sakık, "2012 yılında bu iktidar dokunulmazlıkların kaldırılması için bir süreç başlatmıştı. Ben çıktım kürsüde onlara bunu anlattım. Bakın bizim dokunulmazlıklarımızı kaldıranlar, o gün söylediğimiz gibi gerçekten tarihin çöplüğüne gömüldüler. Buradan ders çıkarılması gerekirdi" dedi. 

'YA O DÖNEM YANLIŞ YAPTILAR YA DA BU DÖNEM'



AKP'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını baz alarak 94'deki tutuklamaları telafi ettiğini hatırlatan Sakık, "O dönemde AİHM'in kararlarını uygulayan iktidar arkadaşlarımızı özgür bıraktılar. O gün AİHM kararlarını uygulayan iktidar, bugün ise AİHM'in kararlarına uymuyor. Ya o gün yanlış yaptınız, ya da bu dönemde yanlış yapıyorsunuz" şeklinde konuştu. 

'TRANSPORTER, BEYAZ TOROSLARIN YERİNİ ALDI'

90'lı yıllarda yeşil, sarı, kırmızı renklerini yan yana getirmemek için trafik ışıklarının renklerini değiştirdiklerini söyleyen Artı TV ve Artı Gerçek Genel Yayın Yönetmeni Celal Başlangıç, 'Bu dönemde gökkuşağının diğer renklerini de yasakladılar. Giderek şartları ağırlaştırıyorlar" dedi.

1990'lı yıllarda binlerce faili meçhul cinayetin olduğunu söyleyen Başlangıç, "Özellikle HDP kadrosu olan bir çok insan cezaevinde. Yani artık öldürmediler, cezaevine atmaya başladılar. Çok sayıda faili meçhul, özellikle Kürt gazeteciler öldürülmüştü 1990'lı yıllarda, şimdi onlar yaptıkları haber nedeniyle cezaevinde kalıyorlar" dedi.  

Son dönemde Ankara, İstanbul ve Bölge illerinde siyah transporter tipi araçlarla gençlerin kaçırılmasına dikkat çeken Başlangıç, "Beyaz toroslar vardı 1990'lı yıllarda, hatta Davutoğlu'da 'Seçimleri kaybedersek beyaz toroslar gelir he' demişti. Ne oldu şimdi siyah transporterlar geldi. Türkiye'nin genelinde olduğu gibi insanlar kaçırılıyor, ajanlık dayatılıyor bazılarından aylarca haber alınamıyor. Bilindiği gibi MİT tarafından Terörle Mücadele şubesine bırakılıp, oradan da insanlar cezaevine gönderiliyor" dedi.

'FARKLI SONUÇ BEKLEMEK AHMAKLIKTIR'

Einstein'ın sözünü hatırlatarak sözlerine devam eden Başlangıç, "Neredeyse 30-40 senedir 'aynı şeyleri yaparak, farklı sonuç beklemek ahmaklıktır' diyor Einstein. Onun için bu ahmaklık yaşanan bir süreç. Daha baskıcı bir sürecin de işaretini veren bir dönemden geçiyoruz. Vaktinde veya erken seçim olduğunda AKP'nin en büyük engeli olarak HDP'nin ve Kürt oylarının takındığı tutum görünüyor" şeklinde konuştu.

'ESKİ EZBERİ TEKRAR ETMEYE ÇALIŞIYORLAR'

Seçilmiş belediyelere kayyım atandığını hatta kendisine de Ağrı'da kayyım atandığını aktaran Sakık, "Kürtler diyor ki, 'Siz bana bunu yaparsanız ben de size 31 Mart seçimlerinde Türkiye'nin dört bir tarafında ders veririm.' Ve bu dersten sonuç çıkarmak gerekirken, yeniden eski ezberi tekrar etmeye çalışıyorlar. Kürlerin Ankara'da, İstanbul'da veya başka illerde ekonomik veya kadroları açısından küçük hesap kitapları yok. AKP'nin yaptığı haksızlıklara karşı Kürtler, bu şekilde ceza veriyor. Buralardan ders çıkarmaları gerekirken, politikalarını dizayn etmesi gerekirken yeniden 1994'lerin ruhuna doğru gidiyor" dedi. 

'KÜRTLER 90'LI YILLARDAKİ GİBİ YALNIZ DEĞİL'

AKP-MHP ittifakıyla iktidarın Kürtlerden oy kaybettiğini söyleyen Başlangıç, "DEVA ve Gelecek Partisi'nin kurulmasıyla birlikte muhafazakar Kürtler, HDP'ye oy vermeyecek olmasında AKP'ye değil DEVA ve Gelecek Partisi'ne yönelebilecek. Burada en önemli özellik, AKP, kendi ittifaklarını MHP'ye, Vatan Partisi'ne ve Büyük Birlik Partisi'ne doğru yayarken, öbür taraftan DEP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının, HADEP kongresinde Türk bayrağı indi denilerek 50 parti yöneticisinin gözaltına alınmasındaki süreçte Kürtler yalnız kaldı. Ama o günden bugüne değişen en temel durum şu; Kürtler artık 1990'lı yıllarda oldukları kadar yalnız değiller. 2016'da 'Anayasa'ya aykırı ama dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet diyeceğiz' diyen Kılıçdaroğlu bile bugün artık dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı duran bir hale geldi. Hatta İYİ Parti bile 'fezlekerelere bakacağız' dedi. Görünen o ki 2020'li yıllara geldiğimizde, Kürt siyasi hareketi 1990'lı yıllar kadar yalnız değil. Daha kalabalık ve daha geniş bir muhalefet cephesinin içinde yer alıyor" ifadelerini kullandı. Başlangıç, bu muhalefete ne kadar güvenileceğinin ise ayrı bir mesele olduğunun altını çizdi.