Can DÜNDAR


Süleyman Demirel’den bizzat duymuştum bu sözü:

“Siyasette nasıl geldiysen, öyle gidersin.”

AKP, 2001’de ülkeyi sarsan büyük ekonomik krizin yarattığı dar boğazla gelmişti iktidara… Türk lirasının değeri yüzde 40 civarında düşmüş, dolar borcu yüzünden zor durumda kalan bir esnafın Başbakanlık merdivenlerinde Ecevit’e yazar kasa atmasıyla kriz, hükümetin kapısına dayanmıştı.

O kriz sayesinde iktidara gelen AKP, uzun süre o krizden çıkış için getirilen ekonomik paketin meyvelerini yedi. 20 yıl sonra bugün, ülkeyi getirip aynı krizin içine soktu. Krizi önleyemiyor, yazar kasa atması muhtemel kesimleri baskı altında tutmaya, yoksulluk ve işsizlikten mustarip kitlelerin itirazını bastırmaya çalışıyor.

Erdoğan’ın bugün, cami kapısında “Dimdik ayaktayız, uçuyoruz” şeklindeki esprisi, herkesi güldürmedi; kaptanı olmayan bir uçakta uçmanın, aslında düşmek demek olduğunu herkes biliyor çünkü…

Nasıl “Dolar almayın yanarsınız” sözüne inananlar yandıysa, bugün de uçuyoruz sözüne inananları aynı akıbet bekliyor.

Kriz yokmuş gibi yapmanın ve dünyanın kendisine inandığını sanmasının kötü yanı, önlem alınmaması ve bedelin tüm toplumca ödenmesi… Ekonomiye biraz olsun soluk aldırmak için turizme yüklenilmesi, bu gecikmiş yüklenmenin, salgını azdırması, orada bilgi saklamanın, ülkenin güvenilirliğini hepten sıfırlaması, hep bu kötü yönetimin artçı sarsıntıları…    

Merkez Bankası’nın eski yöneticileri denizin bittiğini ilan ederken, ekonomistler, sonbaharda işlerin daha da kötüleşeceğini söylüyor. Bunu iyi bilen Erdoğan, bugün krizden çıkış, -daha doğrusu dikkati krizden başka yöne çekiş- için,  Merkel’in müdahalesiyle dondurulan sondaj çalışmalarına başlandığını duyurdu. Umalım da hükümet, ekonomik krizin üstünü diplomatik gerginlikle örtmek gibi bir çılgınlığa kalkışmasın… O zaman gidişi, gelişi kadar rahat olmayabilir çünkü…