T24 yazarı Gökçer Tahincioğlu, polislerin 'dur' ihtarına uymadığı bahanesiyle öldürdüğü insanlara dair bir yazı kaleme alarak 2007 ile 2020 arasında polis kurşunuyla 406 kişinin yaşamını yitirdiğine dikkat çekti. İstanbul'da geçen günlerde polisin kelepçeli ensesinden vurarak öldürdüğü Çetin Kaya'nın arkadaşlarının, o anın görüntülerine ulaşılamadığı için tanık ve görüntü arayışına çıktığını yazan Tahincioğlu, "O görüntüler elbette bir yerlerde duruyor. Bunu düşünmek için binlerce nedenimiz var. Dahası somut örneklerimiz var." dedi.

Tahincioğlu, "Türkiye'de 2007-2020 arasında 406 kişi, aynı gerekçeyle öldürüldü. Buna itiraz ettiğinizde, birileri hemen atılıp, "kaçmasaydı, polisimizi karalayamazsınız" diye bağırmaya başlıyor. Oysa asıl haksızlığı yapanlar onlar. Bu tedirginliği, bu yargıyı yaratanlar da o bağıranlar." diye yazdı.

Tahincioğlu'nun T24'te ""Dur ihtarları", bir cinayeti "haklı" göstermenin yolları ve cezasızlık" başlığıyla yayımlanan bugünkü (04.12.2020) yazısının bir kısmı şöyle:

 

Bir ülkeyi sevmenin, doğru ya da yanlış her eylemi desteklemekten geçtiğini söylerler ısrarla; inanmayın.

İşkencenin, faili meçhul cinayetlerin, yargısız infazların kimi zaman gerekli olduğunu söylerler.

Başka ülkeleri örnek gösterip, her yerde bunların olduğunu, olabileceğini söylerler.

"Kahraman" diye kitaplar yazarlar olmadık suçlara karışmış kişiler için, ambalajlayıp önünüze sürerler.

En çok hamaset yapanın en milli, en çok gaz verenin en yerli olduğunu savunurlar. İnanmıyorsunuz ya zaten, hiçbirine inanmayın.

Bir toprağı sevmek ancak çiçekler ekmekle, onların filizlenmesini engelleyen, sadece kendinin o toprakta büyüyebilmesi için diğer tüm canlıları yok eden varlıkları ayıklamakla mümkün.

Bir coğrafyayı mutlu kılmak, ancak adaletle, adaletli paylaşımla, dayanışarak ve bölüşerek mümkün.

Haksızlığa, hukuksuzluğa karşı çıkarak, adalet için mücadele etmekle mümkün.

İstanbul'da set işçisi olarak çalışan Çetin Kaya'nın dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle kelepçelendikten sonra yakın mesafeden ateş edilerek öldürüldüğü iddia ediliyor. İddialara göre, polis memuru apar topar açığa alındı. Ancak İstanbul'un göbeğindeki olayla ilgili görüntülere ulaşılamadı. Arkadaşları sosyal medya aracılığıyla tanık ve görüntü arayışına çıktı.

O görüntüler elbette bir yerlerde duruyor.

Bunu düşünmek için binlerce nedenimiz var.

Dahası somut örneklerimiz var.

 

* * *
Türkiye'de 2007-2020 arasında 406 kişi, aynı gerekçeyle öldürüldü.

Buna itiraz ettiğinizde, birileri hemen atılıp, "kaçmasaydı, polisimizi karalayamazsınız" diye bağırmaya başlıyor.

Oysa asıl haksızlığı yapanlar onlar.

Bu tedirginliği, bu yargıyı yaratanlar da o bağıranlar.

* * *
Suriyeli Ali El Hemdan, Adana'da 27 Nisan 2020'de, sokağa çıkma yasakları sürerken öldürüldü.

Tetiği çeken F. Karaca'nın savunması, diğer dosyaları bilenler için tanıdıktı:

"Dur ihtarına uymadı, peşinden koştum. Ayağım sendeledi. Düşünce silahım patladı."

Polis memurunun talihsizliği, olay yerindeki kameraların kayıtlarının tamamına ulaşılamamış olması, kayıtların bazılarına savcılıkça el konulması ve savcının, alışılmışın dışına çıkarak etkili bir soruşturma yürütmesi oldu.

Zira açıkça görülüyordu ki Hemdan, olay anında duruyor, yüzünü polise dönüyordu. Ve hiçbir eylemi olmamasına rağmen vuruluyordu.

Görüntüler açıktı. Tanıklar da vardı.

Polis tutuklandı.

Son duruşmada, kasten öldürmek suçundan cezalandırılması talep edildi.