ABD'nin 11 Eylül saldırılarının faili El-Kaide lideri Usame Bin Ladin'i barındırdığı gerekçesiyle 2001'de askeri müdahale ve işgalle devirdiği Taliban yönetiminin, 15 Ağustos 2021'de başkent Kabil'i ele geçirip Afganistan'da kontrolünü ilan etmesinin bir yılı doldu.

Uluslararası tanınırlığa sahip Eşref Gani hükümetini deviren Taliban'ın, açlık, devam eden Covid-19 pandemisi ve uluslararası güven kaybı sonucu zarar gören ülke ekonomisini düzeltme çabaları başarısız oldu.

ABD ve müttefiklerinin askerlerini geçen yıl tamamen çekme kararıyla ülkedeki iktidarı önünde engel kalmayan Taliban yönetimi bir yılda 30 ülke ile yaklaşık 350 adet diplomatik temas kursa da hükümet hiçbir ülke tarafından henüz resmen tanınmadı. 

AFGANİSTAN'IN REZERVLERİ DONDURULDU

Batılı devletler, Taliban'ın, Eşref Gani hükümetiyle müzakereler aracılığıyla iktidarın ortağı olmasını istiyordu ancak bunların sonuçsuz kalması ve Taliban'ın şiddet kullanarak yönetimi ele geçirmesi sonrası Afgan yönetiminin bütçesinin üçte ikisinden fazlasını fonlayan Batı ülkeleri, tüm yardımlarını kesti. Çoğu uluslararası kurum ve kuruluş, ülkeden ayrıldı.

Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve ABD Merkez Bankası da Afganistan'ın uluslararası fonlara erişimini keserken ABD, Taliban'ın Kabil'e girişinden iki gün sonra, 17 Ağustos'ta, daha sonra bir kısmı serbest bırakılacak olan Afganistan Merkez Bankası'nın yaklaşık 10 milyar dolarlık rezervini de dondurdu. ABD bu rezervlerin serbest bırakılmasını kapsayıcı bir hükümetin kurulması ve kadınların haklarını iyileştiren adımların atılması şartlarına bağladı. 

ÜLKENİN YARISINDAN FAZLASI AÇLIK ÇEKİYOR

Bir yılda ülke ekonomisi derin bir krize sürüklendi. Bankacılık sistemi neredeyse çöktü. Binlerce iş yeri kapanmak zorunda kaldı. İşsizlik, fakirlik ve açlık alarm verici seviyelere ulaştı.

Nisan 2020'den bu yana gıda kıtlığı çeken Afganistanlıların sayısı iki katı oranında artarak 20 milyona ulaştı. Ülkenin nüfusunun 38,9 milyon olduğu hesaba katıldığında nüfusun yarısından fazlasının açlıklıkla mücadele ettiği ortaya çıkıyor. 

Birleşmiş Milletler ve bağlı kurumların çağrılarının ardından Afganistan'a yönelik kısıtlamalar yapılan yardımlarla bir miktar hafifletilse de bunun, ülkedeki insani krize çare olacak ciddi bir etkisi olmadı.

Son olarak 32 sivil toplum kuruluşu, ülke rezervlerinin serbest bırakılması çağrısı yaparak ürkütücü bir rakam verdi, nüfusun yüzde 95'inin gıdaya erişemediğini açıkladı.

ENGELLERE RAĞMEN 2022-2023 BÜTÇESİ 2,6 MİLYAR DOLAR OLDU

Ancak Taliban'ın sürpriz şekilde vergi toplama sistemine uyum sağladığı belirtiliyor. Aralık 2021 ile Haziran 2022 arasında çoğu gümrük vergisi olmak üzere Taliban 840 milyon dolar toplamayı başardı. 

Economist'ten araştırmacı David Mansfield'e göre Taliban ayrıca uyuşturucu ticaretinden aldığı payla yıllık 35 milyon dolara varan bir tutar elde etti.

Çiftçiler ise yasal iş olanaklarının olmaması, kuraklık ve gıda temininde yaşanan sorunlar nedeniyle birçok kişinin haşhaş ve kenevir ektiğini ifade ediyor.

Yine ana yollarda kurduğu kontrol noktalarında talep ettiği ücretlerle de  245 milyon dolar topladı.

Sonuç olarak Taliban'ın 2022-2023 bütçesinin 2,6 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor. 

EĞİTİM VE KADIN HAKLARI ALANINDA BÜYÜK GERİLEME

Kadın ve kız çocuklarının statüsü ise Taliban'ın en çok eleştiri aldığı konu oldu.

Şeriat kuralları bahanesiyle binlerce kadın gerek hükümet kurumları gerek özel sektördeki işlerinden çıkarıldı ya da işten ayrılmaya zorlandı. Ülkede sadece hastaneler, okullar, emniyet birimleri ve havaalanları gibi zorunlu ihtiyaç duyulan alanlarda çok az sayıda kadın çalışabiliyor.

Yönetimi ele geçirdikten sonra Taliban, kadınların hakları konusunda uluslarrası çaptaki endişeleri dindirmeye çalıştı. Eğitim Bakanlığı önce yedinci sınıftan 12. sınıfa kadar ortaokul ve liseye giden kız çocuklarının eğitimlerini sürdüreceğini duyurdu ancak bu adımdan 23 Mart'taki açıklamasından geri adım attı.

Taliban sözcüsünün bu konudaki düzenlemeleri yapcağına ilişkin sözü bugüne kadar hep ertelendi. Halihazırda ilkokul ve üniversitelere devam edebilen Afgan kızların ve kadınların ortaokul ve liseye gitmeleri yasak.

Üniversitelerde sınıflar cinsiyete göre ayrılırken kadınların bir yakınları olmadan uzun yolculuklara çıkmaması uygulaması da getirildi.

KADIN İŞLERİ BAKANLIĞI KAPATILDI, ÖRTÜNME ZORUNLULUĞU GETİRİLDİ

Kadın İşleri Bakanlığı kabineden çıkartılıp ve yerine İyiliğe Davet ve Kötülükten Sakındırma Bakanlığı kuruldu. Söz konusu bakanlık, peş peşe kadınların özgürlüğüne yönelik kısıtlayıcı adımları hayata geçirdi.

Bakanlık mayıs ayında duyurduğu bir kararla, Afgan kadınlarına örtünme zorunluluğu getirdi. Kararda, "izzeti ve onurunun" korunması için kadınların çarşaf ya da burka giymeleri şart koşuldu. Kadınların, namahrem biriyle karşılaştığında sadece gözleri açık kalacak şekilde yüzlerini örtmesi istendi. Kurallara uymayanların önce uyarılacağı sonra işten atılacağı, yine uyulmaması halinde babaları ya da eşlerinin hapse atılacağı belirtildi.

Esnaftan ise İslam'a aykırı olduğu gerekçesiyle dükkanlarındaki mankelerin başlarının yerinden çıkarılması istendi. 

BİNLERCE MEDYA ÇALIŞANI İŞSİZ KALDI

Öte yandan, medya alanında da büyük kısıtlamalar getirilerek ifade ve basın özgürlüğü sınırlandırıldı. Yüzlerce medya organı kapanmak zorunda kalırken yine binlerce medya çalışanı işsiz kaldı.

Oysa Ağustos 2021'de Taliban düzenlediği ilk basın toplantısında "bağımsız ve özgür basını" memnuniyetle karşılayacağını duyurmuştu. 

Resmi medya organlarında kadın gazetecilerin çalışması yasaklanırken özel televizyon kanallarına gönderilen bir talimatnameyle tüm kadın spikerler peçe takarak haberleri sunmaya başladı. Ayrıca televizyonlarda müzik yayını, popüler diziler ve eğlence programları yasaklandı.

IŞİD, EL KAİDE LİDERİNİN ÖLÜMÜ VE DIŞ İLİŞKİLER

Taliban'ın en önemli bileşeni Hakkani grubu ile Kandahar grubu arasında henüz su yüzüne çıkmamış bir rekabet  hissedilirken ülke içinde Taliban'a en büyük tehdit El Kaide ve IŞİD'in Horasan kolundan geliyor. 

Taliban'ın iktidara yeniden gelmesi sonrasında ülkede bombalı saldırıların sayısının azaldığı belirtilse de Anadolu Ajansı'na göre son 1 yılda ülke genelinde 100'den fazla bombalı ve silahlı saldırı düzenlendi. Bu saldırıların çoğunu IŞİD üstlenirken saldırılarda yüzlerce kişi hayatını kaybetti.

Haziran ayında Kabil'de Sikhlere ait bir tapınağında, Temmuz'da bir kriket maçındaki saldırılarda ölenler ve yaralananlar oldu.

En ses getiren olaylardan biri  ise El-Kaide lideri Eymen Ez-Zevahiri'nin ABD'nin insansız hava aracıyla yaptığı saldırıda öldürülmesi oldu. 

Zevahiri'nin, 31 Temmuz'da Kabil'in merkezinde ABD tarafından öldürülmesi, başta Afganistan olmak üzere dünyada şaşkınlıkla karşılandı. Zira, Zevahiri'nin Kabil'in merkezinde bir evde kalıyor olması, pek tahmin edilen bir durum değildi. Taliban ile ABD arasında 2020'de imzalanan Doha Anlaşması, Taliban'ın ABD ve müttefiklerine tehdit oluşturacak kişi ya da grupların ülkede barınmasına izin vermemeyi de öngörüyordu. Taliban söz konusu saldırıyı kınadı ancak Zevahiri'nin Afganistan'daki varlığından haberlerinin olmadığını öne sürdü. Taliban ve ABD, birbirlerini Doha Anlaşmasını ihlal etmekle suçladı.

GÖÇ KRİZİ SÜRÜYOR

Taliban'ın yönetime geldiği süreçte yaşanan çatışmalar ve yönetim değişikliği korkusuyla ilk etapta İran ve Türkiye'ye göç dalgası arttı. Bunların arasında eski yönetimin askerleri, gazeteciler, insan hakları ve sivil toplum aktivistleri gibi ülkenin elit kesimlerine mensup kişiler vardı. Taliban, ülkeden kaçanlar için güvenli geriş dönüş ve yaşam güvencesi verse de Afganistan'dan göç devam ediyor.