Gülsüm Güller 


+GERÇEK- Her yıl Haziran ayının son haftasında düzenlenen Onur Haftası yaklaşıyor. 1960’yıllarda ABD’de yaşanan Stonewall ayaklanmasıyla temelleri atılan ilk Onur Yürüyüşü Amerika’da 1970 yılında, Avrupa’da ise 1972’de Almanya’da düzenlendi. O yıllarda eşcinsellik ve ikili cinsiyet kalıplarına uymayan tüm kimlikler ABD’de psikolojik bir hastalık olarak görülüyor ve bulaşıcı olduğu düşünülüyordu. Bu nedenle eşcinsel bireyler fişleniyor, eğitim gibi çeşitli alanda çalışmalarına izin verilmiyordu. Bir araya gelmeleri ve sosyalleşmeleri hoş karşılanmazken, kafeler ve barlar da onlara içecek servis etmiyordu. Birlikte dans eden iki kadın veya iki erkek gözaltına alınma riskiyle karşı karşıyaydı.

Türkiye’ye gelince, Onur Yürüyüşü 1993’te ilk kez gerçekleşecekken ‘toplumun örf ve adetlerine aykırı’ gerekçesiyle yasaklandı. Yasaklara boyun eğmeyen LGBTİ+ direnişi, 30 Haziran 2013’teki en kalabalık Onur Yürüyüşü’nün ardından çeşitli engellerle karşılaşsa da her yıl yaşatılmaya devam ediyor.

1970’lerden bu yana LGBTİ kazanımları günden güne gelişme gösterse de Türkiye’de LGBTİ bireyler ve kadınlar hala tehdit altında. 10 yıldır birlikte mücadele veren Huriye ve Eser çifti de yaşadıkları psikolojik şiddet, ölüm ve tecavüz tehditleri sonucu ülkeyi terk edenlerden. Biri trans erkek olduğu için kabul görmedi; diğeri ise trans erkek bir bireyi severek onunla birlikte olmayı tercih ettiği için intihara zorlandı, iki kez ölümden döndü. +Gerçek olarak Huriye ve Eser’e ulaştık; kendilerini Türkiye’den kaçma noktasına getiren zorlukları ve yurt dışındaki yaşam şartlarını konuştuk. 

Kamuoyu sizi mücadelenizle tanımıştı. Türkiye'den ayrılmadan önce Medyascope ve içimdeki Sen programlarında kimliğiniz ve ilişkiniz ortaya çıktıktan sonra yaşadıklarınızı anlatmış ve destek çağrısında bulunmuştunuz. Bu programların ve LGBTİ+ derneklerin yurt dışına çıkış sürecinize bir katkısı oldu mu?

- Sesimizi duyan bir takım gruplar yardımda bulundu, o parayla bir deneme yaptık olmadı. Türkiye’deki hiçbir LGBTİ+ derneği yardımcı olmadı. Yüz yüze görüştük, hepsine ayrı ayrı anlattık; sadece acımızı anladıklarını ve istediğimiz zaman arayıp anlatabileceğimizi söylediler. Ayrıca devleti yöneten insanlar bizimle görüşmek bile istemedi. İstanbul’u yöneten kişinin asistanı için, "Öleceğiz, o kişiyi görüp derdimizi anlatmamız lazım" dedik, dinlemedi. Kapıda bekliyoruz diye bizi bir yere yönlerdi, 500 TL verip gönderdiler. Türkiye'de hiçbir kuruluş bize yardım etmedi. Aklınıza gelebilecek çoğu kuruluş bizi ölüme terk etti.

Türkiye’den ayrılış süreciniz nasıl gerçekleşti? 

- Kanada’da bulunan Rainbow diye bir kuruluş;  bize yardımcı oldu ve yol gösterdiler. Bu süreci onlarla beraber yürüttük.

Şu an yaşadığınız ülke ve Türkiye koşullarını düşündüğünüzde hissettiklerinizi nasıl tanımlıyorsunuz? 

- Şu an yaşadığımız ülke Hollanda. Buraya geldiğimizden beri ilk başta kendimizi güvende ve özgür hissediyoruz. İnsanlar pozitif, güler yüzlü, var olan her şeye saygı göstermeye çalışıyorlar. Farklılıkları ötekileştirmek yerine kucaklamayı tercih ediyorlar. Bisiklet aracımız oldu. Yaşlıları bile sportif. Doğayla iç içe bir hayat önemsenmiş ve su bütün ülkeyi gezdirilmiş. Yüksek binalar yok denecek kadar az ve evler bahçeli. Hiç ağlayan, bağıran bir çocuk görmedik. Ağrı kesici, soğuk algınlığı ve birçok ilacı marketlerden çok uygun bir fiyata alabiliyorsun. Meyveler ve sebzeler lezzetli, dalından taze koparılmış gibi çok güzel bir sistemle ezilmeden paketlenmiş. Her şey uygun fiyata ve geri dönüşüm buranın bir parçası. İnsanlar işlerini severek yapıyorlar, sanırım bu yüzden pozitifler. Sokakta hayvan yok ve neredeyse her evde evcil hayvanlar var. Evlat edinir gibi hayvan edinmenin de de bazı prosedürleri var.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde en alt basamaktan en üst basamağa ışık hızında geçtiğimizi düşünüyoruz.

Hollanda'da ülkede yaşamınızı nasıl idame ettiriyorsunuz? İş ve eğitim olanaklarından yararlanabiliyor musunuz?
-Şu an sığınma prosedürü sürecindeyiz. Kampta kalıyoruz ve temel ihtiyaçlarımız için haftalık bir para alıyoruz.

Eser, Türkiye'deyken trans geçiş ameliyatlarınız çeşitli imkânsızlıklar ve engeller sonucu yarım kalmıştı. Süreç tamamlandı mı?

-Hayır, sığınma sürecimiz bittiğinde devlet bu ameliyatları karşılıyor.

Devletin size herhangi bir desteği var mı? 

Burada devlet, barınma ve temel ihtiyaçlar için haftalık para desteği sağlıyor bize.

Trans bireylere tanınan haklar ülkemize kıyasla ne durumda?

-Özel bir hak yok, herkesle eşit haklara sahipsin. LGBTİ+ bireyler ayrımcılığa uğramıyor bu ülkede.