Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, “Salgının başından beri bizi alkışlayanlara o alkışları iade edeceğiz” derken Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Tuncay Altun da "Hekimler köle, hastalar müşteri değildir" diye konuştu.

Edirne Tabip Odası’nın Trakya Üniversitesi Tıp Hastanesi önünde bugün yaptığı kitlesel basın açıklamasına, hekimler, hekim adayı öğrenciler, sağlık çalışanları ve TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı katıldı.

Şebnem Korur Fincancı, “Salgının başından beri bizi alkışlayanlara o alkışları iade edeceğiz” diyerek şunları söyledi:

'5 DAKİKADA SAĞLIK OLMAYACAĞINI HEPİMİZ BİLİYORUZ'

"Birinci basamağı ortadan kaldıran, sağlık emekçilerini ve hekimleri yoksulluğa mahkum eden ve performans adı altında hastaları kısacık sürelerde yalnızca görüp geçecek bir çalışmayla bizleri bu şekilde değersizleştirenlere karşı alkışları iade etmek dışında başka bir seçeceğimizde kalmamıştır. Her gün bir uçak dolusu değil, aslında iki uçak dolusu… Her gün iki uçak düşse bu ülkede biz yas tutuyor olmaz mıydık? Ama gittikçe duyarsızlaştık, farkında bile değiliz. Her yeri açarak aslında farkındalığı da ortadan kaldırıp 20 binlerden-30 binlere çıkmış vakalarla hem yaşam hakkı ihlali gerçekleştiriyorlar hem de başka nedenlerle sağlık hizmetleri alabilecek insanların sağlık hizmetine erişimini ortadan kaldırıyorlar. Bunun sonuçları ile yüzleşemedikleri içinde hekimlere ‘5 dakikada bir hasta görün’ diyorlar. 5 dakikada sağlık olmayacağını hepimiz biliyoruz. Bunun sonuçları çok ağır. Biz bu salgının sonunda, çıkabilirsek eğer ki salgınla mücadele politikasının olmadığını hep beraber görüyoruz.

'YAŞADIĞIMIZ TAHRİBATI TÜRKİYE'DEKİ TÜM İNSANLARA AKTARMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ TAŞIYORUZ'

19 aydır, resmi açıklamalara göre, ne yazık ki ertelenmiş sağlık hizmetleri ile daha çok insanı yitireceğiz. Bunların her biri bizim canımız, yakınımız. O nedenle sağlık ortamındaki bu tahribatı biz Türkiye’deki tüm insanlarımıza aktarma yükümlülüğü taşıyoruz meslek örgütü olarak. Onun dışında hekimlerin çalışma koşullarını da sizlerle paylaşmak üzere bir eylem programı çıkardık TTB olarak. Bu eylem programında, 1 Ekim’de randevu talebinde bulunduk yeninden Sağlık Bakanı’ndan. 1 yıldır randevu vermediği için bize yeniden randevu vermeyeceğini tahmin edebiliyorduk. Belki dedik, hani bıçak kemiği deldi geçti, belki bize randevu verir, hekimlerin yaşadıkları hak ihlallerini dile getirebiliriz, ama olmadı. 11 Ekim’de eylem programını açıklayarak biz Türkiye yollarına düştük. Merkez konseyi üyeleri olarak her gün başka bir ilde meslektaşlarımızla buluşuyor, onların yaşadığı sorunları dinliyor ve bunları çözüm önerileri olarak da her gün raporlaştırıyoruz. Birinci basamakta yaşanan sorunları aile hekimleri çok açık bir ifadeyle dile getirdiler biliyorsunuz. Büyük bir çoğunlukla da işlerini durdurdular, yaşadıkları sorunları tüm kamuoyu ile paylaştılar. Birinci basamağın tahribatı aslında bu salgında hepimize daha fazla hasta, daha fazla ölüm olarak çıktı. Ne yazık ki bu durumdayız.

'BİZ BU DEĞERSİZLEŞTİRMEYE KARŞI MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ'

Eğer birinci basamağı biz olması gerektiği gibi bölgesel tabanıyla ve tüm bu taramaları yaygın bir biçimde yapabilecek güçte bir ekip çalışmasına dönüştürebilseydik, bugün salgın bu noktaya ulaşmazdı. İkinci basamakta hastanelerde hekimler, birbirini bile görmeye fırsat bulamıyor, her 5 dakikada bir giren hastayla soluksuz çalışmak zorunda bırakılıyor. Yoksulluk ücreti karşılığında. Bugün hekimlerin temel ücreti 5 bin lira civarında. Yoksulluk sınırının altında. Diğer sağlık emekçileri açlık sınırın altında ücret alıyorlar. ‘Size pandemide ek ödeme vereceğiz’ dediler. Kaç lira verdiler derseniz? 1 lira 42 kuruş alan meslektaşımız var. Bize biçtikleri değer 1 lira 42 kuruş. Biz bu değersizleştirmeye karşı mücadeleye devam edeceğiz. Bugün Edirne’de, Edirne Tabip Odamızla beraber burada buluşmak büyük onurdur. Haklarımız için mücadeleye devam edeceğiz. Önlerinde belirsizlik olan meslektaşlarımız da bugün yanımızdalar bizim. Biz, onların hakları içinde mücadele ediyoruz, bayrağı devredeceğiz ama haklarımızı mutlaka alacağız. Hekimlerin hakları, sağlık emekçilerinin hakları aslında tüm Türkiye’nin haklarıdır. Eğer hekim değersizleşirse insan değersiz demektir. Hekimi değersizleştirerek insana değer katamazsınız. O nedenle hepimiz değerimizi, bir özne olmanın bilinciyle, haklarımızın bilinciyle yan yana buluşturup bu mücadeleyi güçlendirmeliyiz diyorum.”

Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Tuncay Altun ise şöyle konuştu:

'HEKİMLER YURT DIŞINA GİDİYOR'

"Her ay 80 hekim yurt dışına gidiyor. Sağlıkta şiddet durmuyor. 100 hekimden 84’ü şiddete uğradı. 1 hekim günde 100’den fazla hastaya bakıyor. Yoksulluk sınırı altında maaş alan hekimlerin yüzde 45’i geçinemiyor. Yıllardır sağlıkta dönüşüm programı adı altında yürütülen politikalar, hastaneleri ticarethaneye, hastaları müşteriye dönüştürdü. Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetlerinde niteliği değil niceliği önceleyen politikalarında ısrara devam etmektedir. Bu anlayışla yönetilen sağlık sistemi, toplumun nitelikli sağlık hizmeti alma hakkını ve hekimlik değerlerini yok saymaktadır.

'SAĞLIKTA ŞİDDETE ZEMİN HAZIRLANIYOR'

Hekimlik yapabilmek için bir hastaya ayrılması gereken muayene süresi en az 20 dakika olarak kabul edilmesine rağmen, ülkemizde birçok hastanede bu süre 5 dakikaya düşürülerek hekimlere günlük yaklaşık 100 hasta randevusu dayatılmaktadır. Bu randevular, hekimin isteği ve bilgisi dışında MHRS sistemi üzerinden açılmakta, hekimin hastasına yeterli zaman ayırmasına, halkın nitelikli sağlık hizmeti almasına engel olmaktadır. Hekimlere performans baskısıyla daha çok muayene ve işlem dayatması yapılarak mesleki özerkliğimize müdahale edilmekte, halkın sağlığı tehdit edilmekte, sağlıkta şiddete zemin hazırlanmaktadır.

'HEKİMLER KÖLE, HASTALAR MÜŞTERİ DEĞİLDİR'

Hastalıkların tanısını koyabilmek için ilk ve en önemli adım, ayrıntılı bir öykü almaktır. Dayatılan 5 dakikada ne kişinin yakınmasını anlayabilmek ne de yeterli muayenesini yapabilmek mümkün değildir. Topluma çağrımızdır; dün olduğu gibi bugün de nitelikli sağlık hizmeti taleplerimizde ısrarcıyız ve hekimlik yapmak istiyoruz. Hem hekimlerin hem de toplumun sağlık hakkı için bu uygulamalara itirazı birlikte yükseltelim. Hekimler köle, hastalar müşteri değildir. Sağlıklı yaşam hakkımızdan vazgeçmeyelim.” (ANKA)