NTV’nin deneyimli Strazburg Temsilcisi Kayhan Karaca, Kavala ve 20 büyükelçi krizi ile ilgili olarak, “Esas bizi Avrupa ailesinin bir parçası yapan Avrupa Konseyi'dir. Avrupa Konseyi üyesi olmasak AB ile üyelik müzakerelerine başlamamız mümkün olamazdı. Avrupa Konseyi üyeliği ve AİHM sistemi içinde yer almamız bizim siyasi planda Avrupalılığımızın tescillenmesidir. Buradan çıktığınız zaman Avrupa kıtasından, ailesinden çıkarsınız. O zaman bizi UEFA’da bile tutmazlar. Bizim Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe'nin Asya’da turnuvalar bulmaları gerekir. O zaman gerçekten de "Avrupa Konseyi’nde değiller, UEFA’da da olmasınlar" derler.” ifadelerini kullandı.

Serbestiyet'ten Onur Erkan, NTV’nin deneyimli Strasbourg temsilcisi Kayhan Karaca’yla Türkiye’nin AİHM’nin Osman Kavala hakkında verdiği kararı uygulamaması üzerine yaşanan ve bundan sonra yaşanabilecek süreçleri değerlendirdikleri bir röportaj gerçekleştirdi.

Osman Kavala sürecinin nasıl buralara geldiğine dair soruya Kayhan Karaca şöyle yanıt verdi:

"2020 Haziran itibariyle Kavala dosyası Bakanlar Komitesine geldi. Prosedür gereği, her ülke için olduğu gibi Türkiye’den de kararın nasıl uygulandığına dair bir eylem planı sunması istendi. Bu rutin prosedürdür. Benzer tüm durumlarda istenir.

Türkiye bir eylem planı sundu. Ama sunduğu eylem planında Kavala’nın serbest bırakılmayacağı mesajını verdi."

'MEŞRU OLMAYAN GEREKÇELERLE YARGILANIYOR'

Bunun sonucunda Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 18. maddesini ihlal ettiğine hükmeden AİHM'in kararını ise Karaca şöyle değerlendirdi:

"18. madde çok önemli bir maddedir. Kulislerde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin en siyasi maddesi olarak tanımlanır ve AİHM kararlarında çok nadir başvurulan bir maddedir.

Bu madde üzerinden verilen karar şu anlamlara gelir: Siz bu kişiyi hukuki değil siyasi nedenlerle içeride tutuyorsunuz anlamına gelir, meşru olmayan gerekçelerle yargılama yapıyorsunuz anlamına gelir, Kavala’nın tutuklu kalmasını meşru kılacak yeterli delil ve şüphenin var olmadığı anlamına gelir.

Bugüne kadar o maddeden insan hakları puanı düşük ülkeler ceza aldı. Rusya, Azerbaycan, Gürcistan, Moldova gibi…"

YABANCI GÖZLEMCİ SAYISI ARTACAK

Büyükelçiler sorununun Kavala davasının büyümesinde önemli rol oynadığına dikkat çeken Karaca şunları söyledi:

"Büyükelçiler kriziyle birlikte Kavala davası çok büyüdü. Türkiye kendi eliyle Kavala konusunu uluslararası krize çevirdi. Bu davayı bugüne kadar Türkiye’yle ilgili haberler yapan gazeteciler ve insan hakları oluşumları izliyordu. Büyükelçiler krizi uluslararası basında o kadar büyük bir gündem oldu ki dünyanın her yerinde “Osman Kavala kimdir” diye haberler çıktı. Büyükelçiler krizi Osman Kavala konusunu uluslararası sorun haline getirdi.

Şimdi Kavala duruşmalarına gelen yabancı gözlemci sayısı artacak. Uluslararası basında çıkan haberlerin sayısı artacak. Uluslararası kuruluşlardan yeni açıklamalar gelecek, belki başkentlerden tek taraflı açıklamalar gelecek. Buralarda konuşulan şeyler bunlar. “Türkiye, Vaclav Havel’ini yaratıyor” diye yorumlar yapılıyor. Vaclav Havel, Çekoslovakya’da sovyetik rejim sürerken hapse giren rejim muhalifi, entellektüel, tiyatro oyunu yazarı.

Havel’in Çekoslovakya’daki hapislik süreci de aynı Kavala gibi. Hapisteki insan hakları savunucusu, hapis sürecinde Çekoslovak halkının gözünde hızla kahraman oluyor ve hapisten çıktıktan sonra kendine rağmen siyasetçi oluyor. Havel serbest kalınca önce Çekoslovakya devlet başkanı, ardından Çek Cumhuriyeti’nin devlet başkanı oldu. Kavala’nın da şimdi Havel’e benzetilmeye başladığını duyuyorum ve bu büyükelçiler krizinden sonra oluşan bir hava."

Röportajın devamına buradan ulaşabilirsiniz.