Türkiye’de döviz kurundaki artış nedeniyle ilaç sıkıntısı gündemde. Sağlık Bakanlığı, eczaneler ve depoları denetleyerek soruna müdahale ettiğini duyurdu. Buna karşın Türk Eczacıları Birliği, asıl çözümün yerli ilaç üretimi olduğunu vurguluyor.

Sağlık Bakanlığı, kasım ayında İstanbul’da 24, İzmir’de 3, Ankara’da 19, Adana’da 7, Antalya’da 4 ecza deposu olmak üzere 57 ecza deposu denetlenirken, 17 ecza deposunda ve 144 eczanede fiziki stok durumuyla İlaç Takip Sistemi (İTS) kayıtları arasında uyumsuzluk olduğunu açıklamış, tüm illerde denetimleri arttıracağını ve CİMER’e yapılan şikayetleri dikkate alarak işlem yapılacağını belirtmişti.


Türk Eczacıları Birliği’ne (TEB) göre, Sağlık Bakanlığı’nın sadece grip ilaçlarında sıkıntı olduğunu kabul etmesi ve çözüm olarak da denetim uygulamasını gündeme getirmesi sorunu çözemeyecek.

TEB: 650’DEN FAZLA İLAÇTA SIKINTI VAR

Türk Eczacıları Birliği (TEB) Merkezi Heyeti Başkanı Eczacı Erdoğan Çolak, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı değerlendirmede, Türkiye’de ilaç sıkıntısı yaşandığını ve artık 650'den fazla ilaçta sıkıntı olduğunu söyledi. Çolak, “Türkiye’de bugün itibarıyla ilaç sıkıntısı yaşandığını söyleyebiliriz. 650’yi aşkın ilaçta sıkıntı var. Bunlar içerisinde ağrı kesiciler, öksürük şurupları, diyabet ve tansiyon tedavisi amaçlı ilaçlar da var. İlaçlar açısından euro kuru sabit olması nedeniyle piyasada genellikle aralık ayında, yılın sonuna doğru ya da ocak başı gibi sıkıntı olurdu. Şubat ayında güncelleme yapıldığında bu aşılırdı. Ama bu yıl kasım başından beri sıkıntıları yaşıyoruz” dedi.


‘STOKÇU ALGISI YARATILMAMALI’

TEB Başkanı Çolak, ilaç piyasasında sıkıntının döviz kuru kaynaklı olduğu görülmekle birlikte yerli üretim eksikliğinin ciddi bir sorun olduğunu belirterek, eczacılar üzerinde stokçu algısı yaratmamak gerektiğini söyledi. Çolak, “Eczacılar stok yapabilecek, istifleme yapabilecek kişiler değil. Çünkü eczacılar, kendi eczanelerinde (mali açıdan) dönüş sağlayacak bir organizasyon yapıyorlar. Bunun dışında bir yükü taşıyabilecek değiller. Depolar için belki bunu söyleyebilirsiniz çünkü büyük kuruluşlar” dedi.


‘ECZACILARI TÖHMET ALTINDA BIRAKMAK İNSAFSIZLIK’

“Üreticiler için de bunu söyleyebilmek mümkün” diyen Çolak nedeninin şöyle açıkladı: “Çünkü yokluk iki sebepten kaynaklanıyor. Birincisi, ilaç firmaları yeterince üretmiyor. Çünkü ister hammadde ister mamul ilaç olsun her ikisi de döviz kuruyla ülke içerisine giriyor. Sağlık Bakanlığı’nca ilaç fiyatlandırmasında euro kuru 4,57 lira olarak sabitlendiği için bugün ise kur 15 liraya yaklaştığı için sıkıntı yaşanıyor. İlaç firmaları, ortalama 9,5 lira seviyesinde güncelleme yapılmasını istiyor ki bu da ortalama olarak ilaç fiyatlarında iki kat artış olması demektir. Yani yüzde yüz artış sağlanması bekleniyor. Dolayısıyla ilaç firmaları tarafından kendi ilaç üretimleri olanaklarını zayıflatmış olmaları olasılığı var. Sağlık Bakanlığı’nın belgeye dayalı tespitiyle bir şey diyemem ama eczacıları töhmet altında bırakmak insafsızlık olur.”

Çolak ayrıca “Bu, sorunu çözebilecek bir öneri değil. Eczaneler denetleniyor, denetlenebilecektir. Bazı eczanelerde, İTS kayıtları stoğuyla uymuyor diye hayatın pratiği içerisinde olabilecek şeyleri ilaç yokluğu sıkıntısı merkezine koyamazsınız. Çünkü eczaneler, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) ilaç verdiklerinde bunu stoktan sistemde hemen düşüyorlar ancak elden satışlarda zaman zaman hayatın pratiğinde, eczane sirkülasyonu içerisinde İTS kayıtlarında farklılık olur. Bunun üzerinden ‘Eczaneleri denetliyoruz, İTS kayıtları da düzgün değil’ denilmesi sorunu çözmemek demektir” diye ekledi.


‘ÖNLEM ALMAK YERİNE BİRİLERİNİ SUÇLAMAK POLİTİKASIZLIKTIR’

“Asıl sorun şudur” diyen TEB Merkez Heyeti Başkanı Erdoğan Çolak, şöyle devam etti:

“Türkiye’de ilaçlarımız yurt dışına bağlı. Pek çoğunu yurt dışından alıyoruz. Kendi ürettiğimiz ilaçlarda da yüzde 90 oranında hammaddesini de yurt dışından alıyoruz. Dolayısıyla ilaçta dışa bağımlıyız. Biz ilaçta dışa bağımlı olduğumuzda burada sadece fiyata bağlı politikalarla bu işi çözmemiz mümkün değil. Yani söylem olarak söylüyoruz ama hayata geçirilmesinde zaaflarımız var. Yerli ilaç, yerelleşme politikalarını söylüyoruz ama bunları yapamıyoruz. Bu sıkıntıları da çözemiyoruz. İkincisi de ilaç fiyatlandırmasında euro kuru güncellemesini yılda bir kez yapmak çok sağlıklı değil. Üçüncüsü de her yıl bu durum tekrarlanıyor. Önlem almaktan ziyade sıkıntıya kaynak olabilecek şeyleri çözmek yerine birilerini suçlu göstererek, bunlarca istismar yapıldığını söylemek gerçekten politikasızlık örneği diyebiliriz.”

FİYAT GÜNCELLEMESİNDE ŞUBAT BEKLENİRSE NE OLACAK?

Sağlık Bakanı Koca’nın işaret ettiği üzere fiyat kuru güncellemesi için 2022 Şubat ayı beklendiğinde neler olabileceği sorusunu yanıtlayan Çolak şunları söyledş:

“Bu durum ciddi bir ilaç krizine yol açabilir. Bugün piyasada gıda fiyatlarında yaşananları görüyoruz, otomotiv sektöründeki durumu görüyoruz. Eğer sistematik olarak piyasayı dengeleyecek, piyasadaki aktörlerle birlikte önlem alabilecek hamleleri geliştirmezseniz bunun sonu daha vahim noktalara gidebilir. Şubat ayına kadar daha fazla ilaç piyasadan geri çekilebilir. Üçer ya da dörder aylık sürelerle kısmi euro kuru güncellemeleriyle sorun çözümü sağlanabilir. Ama tek argüman değildir.”

‘TEB, TTB GİBİ KURUMLARLA İŞ BİRLİĞİ YAPILMALI’

“Yerli ilaç üretimini teşvik etmek, yerli ilaç firmalarında araştırma – geliştirme (AR-GE) yatırımları yapılmasını sağlamak, Türk Eczacıları Birliği, Türk Tabipleri Birliği gibi kurumlarla iş birliği yaparak, depocular ve sanayicileri de içine alan bağlamda konuşmak, çözmek için adımlar atmak daha doğru olacaktır. Öbür türlü adımlar çözüm olmaktan öte krizi derinleştirecek işler olacaktır diye düşünüyoruz.”