ARTI GERÇEK- 10 ülkeden art arda gelen 'Viyana Sözleşmesi" açıklamalarının ardından uzmanlar konuya dair görüşlerini sosyal medya hesaplarından paylaştı.

Türkiye'nin 2010-2014 yılları arasındaki ABD Büyükelçisi Namık Tan, Türkiye ve 10 ülke arasındaki açıklamaları 'danışıklı dövüş'e benzetti. Namık Tan'ın Twitter paylaşımı şöyle:

"On Büyükelçi düştüğümüz çukurdan kurtulmamız için bir ip atmışa benziyor. Bizimkilerin bu açıklamaların üzerine atlaması bir danışıklı dövüşün de işareti. Yani, bizi kendi kendimizi düşürdüğümüz çukurdan kurtarmak için attığınız ipi tutmaya hazırız diyor, bizimkiler…"

CHP'li Ünal Çeviköz ise son açıklamaları, diplomasinin bir sonucu olarak yorumladı. Çeviközün paylaşımı şu şekilde:

Gazeteci ve yazar Cengiz Aktar ise Viyana Sözleşmesi'nin 41. maddesi ile ilgili olarak 'Tipik bir Soğuk Savaş uzlaşı metnidir' diyerek, 10 büyükelçinin 'istenmeyen kişi' ilan edilmesi ardından yaşanan olaylara dair görüşlerini bir tweet zincirinde paylaştı.

Aktar'ın paylaşımı ise şu şekilde:

"Almanya ve Fransa dışında kalan 8 sefaretin sığındığı Viyana Sözleşmesi Madde 41: 
1. 1961 tarihli tipik bir Soğuk Savaş uzlaşı metnidir. 
2. O zamandan bu yana iç işlere karışma konusunda köprülerin altından çok su aktı.

3. 1975 tarihli “Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı" şimdiki AGİT dahî gayet usturuplu şekilde iç işe karışır. 
4. 1989 sonrası Avrupa'nın bütün yapıları, Avrupa Birliği olsun Avrupa Konseyi olsun, iç işe karışır. Zira amaç kıt'anın doğusunu dönüştürmektir.

5. 41. Madde teknik olarak öne sürülebilir ancak sefaretler yerine başkentler aynı Kavala'nın salıverilmesini yıllardır söylüyor. 
6. Başkentlerle Avrupalı kurumların Kavala ve diğer ihlâllerdeki telkinleri açıkça iç işe karışmaktır. Kaldı ki bu sefaretler sürekli dava izler.

7. Sonuçta, 10 sefaretin sekizi sahtekârca bir okuma yapıp, "rahatımız bozulmasın" derken işi daha karışık bir hâle getirmişlerdir. Almanya ve Fransa'nın farklı ve ilkeli tavrı Batılıları açıkça bölmüştür. 
8. Ankara'nın bu rezillikten güçlü çıktığı söylenemez.

9. Sonuç alamasalar da, yetersiz olsalar da Batılılar Türkiye'nin hukuk devleti ve insan hakları konularında iç işlerine karışmayı sürdüreceklerdir."