Veli Saçılık: HDP iç içe değil, yan yana görüntüsü vermeli



Artı Gerçek

Veli Saçılık, ittifaklar yasasının olanaklarında işaret ederek, ‘HDP, Millet İttifakı, Cumhur İttifakı’nın karşısına bir halk ittifakı, bir umut ittifakı olarak çıkabilir’ dedi.


Halkların Demokratik Partisi (HDP), 4. Büyük Olağan Kongresi’ne hazırlanıyor. HDP, 23 Şubat Pazar günü toplayacağı kongrede, yeni dönemi göğüsleyecek kadrolarını ve yeni dönem politikalarını belirleyecek.

Kongrenin odağında; 'Türkiyelileşme', 'demokrasi ittifakı', 'Kürdistani partilerle ittifak' gibi bir dizi tartışma konusu bulunuyor. İstanbul’da 31 Mart yerel seçimleri ile yenilenen İstanbul seçiminde kritik bir rol oynayan HDP’nin Kongre’de alacağı kararlar da karanlık günlerden geçen Türkiye siyaseti bakımından önem taşıyor.

Artı Gerçek olarak, HDP içinden aktörlerle HDP’nin yeni dönem politikalarını konuştuk. Farklı siyasi çevrelere ise “nasıl bir muhalefet” sorusunu yönelttik.


Derya OKATAN


ARTI GERÇEK - 24 Haziran seçimlerinde HDP’den milletvekili adayı olan ve KHK’lara karşı uzun soluklu direnişçilerden birisi olan Veli Saçılık, HDP Kongresi öncesi Artı Gerçek’e konuştu. HDP’nin yapısına dair ciddi önerilerde bulunan Saçılık, “Yeni bir şey söylemiyorum ama eski bir şey de söylemiyorum” diyor.

Tek partide birleşmiş olmanın getirdiği sorunlara dikkat çeken Saçılık, “Yekpare görüntüden çıkıp iç içe geçme değil, yan yana durma görüntüsünü vermeliyiz” diyor. Saçılık’a göre, HDP’de bir araya gelen farklı toplumsal kesimler birbirini temsil edemiyor. Bu nedenle “omuz omuza” bir formülün geliştirilmesi gerekiyor.

HDP’nin kitle bağını güçlendirmesi için de çeşitli önerilerde bulunan Saçılık, “Alınan oyu örgütlülüğe dönüştürebilmeliyiz” diyor.

Saçılık, emek eksenli hareketin mutlaka yükseltilmesi gerektiğini vurgularken, ittifaklar yasasının olanaklarından da yararlanılabileceğine işaret ediyor, “HDP, Millet İttifakı, Cumhur İttifakı’nın karşısına bir halk ittifakı, bir umut ittifakı olarak çıkabilir” diyor.

HDP 4. Olağan Kongresi’nde parti kurullarında yer alabileceğinin mesajını da veren Veli Saçılık’ın Artı Gerçek’in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

‘KENDİ DIŞINDAKİ KUVVETLERİ DE BİRLEŞTİREBİLMELİ’

HDP 4. Kongresi ile yeni bir dönemi başlatmış olacak. Sizin HDP’den beklentiniz nedir?

Türkiye’de bir olağanüstü hal var. Ülke, normal süreçlerde değil ama hep normal şeyler yaparak o anormal süreci aşacağımızı düşünüyoruz. Bence standardımızın dışına çıkmalıyız, hem eylemsel hem de düşünsel olarak. HDP demokratik bir Türkiye hedefliyor ve bunun için de bir bedel ödüyor. Ödediği bedel elbette ki değerlidir ama dünkü söylediklerinden bir adım öteye gidemezse, kendi formatını değiştirip baskıcı ortamı aşacak yeni bir tarz geliştiremezse sadece idar-i maslahatçı olacağını düşünüyorum. AKP’nin uyguladığı radikal baskıya karşılık biz de radikal bir duruş sergilemeliyiz. Bileşen hukuku olsun, parti tarzı olsun, seçim taktiği, sokağa kullanma olsun yeni bir tarza ihtiyaç var. Ayrıca HDP dışında kalan kuvvetleri de birleştirebilecek formülleri yaratabilmeliyiz. Zaten HDP de bu sıkışmışlığı kendisinde görüyor. Kongreyi ben inanıyorum ki çok güçlü bir şekilde gerçekleştirecek. Ama önemli olan HDP’nin kendi içinde barışık olması değil Türkiye’ye barış getirebilmesi, halklar arasında barışı sağlayabilmesidir. Bu da şu anki performansla gelişmeyecektir. 

‘HDP BARIŞÇIL DÖNEMDE YAPABİLDİKLERİNİ ARTIK YAPAMIYOR’

HDP’nin eksik bıraktığı ne size göre?

HDP bir barışı partisi olarak kuruldu. AKP görece Kürt meselesinin konuşulmasına ve görüşmelere müsaade vermişti, HDP bu ortamda kuruldu ve halklar arasında bir köprü oluşturdu. Hem Kürtler hem sosyalistler hem çeşitli toplumsal tabakalar, ezilenler HDP’de kendini buldu. Tek adam rejimine geçişle birlikte HDP barışçıl dönemde yapabildiklerini yapamaz hale geldi. Aynı zamanda önemli politika figürleri ve binlerce üyesi tutuklandı. O zaman burada yeni bir format ortaya koyması gerekiyor. Baskıyı boşa çıkaracak bir tarz gerekiyor.

Eş başkanların sürekli kullandığı bir cümle var; demokrasi ittifakı. Demokrasi ittifakının içeriğinin doldurulması gerekir. Kürtler ile görece gücü az olan sosyalist gruplar bir araya gelerek bu dönemi sürdürecekler mi yoksa halkın büyük kesimini kapsayacak, özellikle AKP’ye tepkili kitlelerin mücadelesini kapsayacak bir tarz mı geliştirecek?

‘EMEK EKSENLİ HAREKETİN GÜÇLENMESİ GEREKİYOR’

HDP, 24 Haziran milletvekili seçimlerinde batıda oylarını arttırdı. Bunun iki nedeni vardı: Birincisi, HDP’nin baraj altında bırakılmak istenmesine tepki. İkincisi ise HDP içinde sol, sosyalist umut ve AKP’ye karşı tutarlı bir duruş gördü. Demek ki burada güçlü bir damar var. Yani bir tarafta güçlü bir Kürt hareketi varken onun yanında da, karşısında değil omuz başında, güçlü bir sol sosyalist, emek eksenli hareketin gelişmesi gerekiyor. Yeni döneme hazırlık ancak böyle olabilir. Biz Batıkent’te 7 Haziran’ın üzerine 20 bin oy daha koyabilmişsek eğer bu sadece HDP’nin barajı aşması için değildi, aynı zamanda sol söyleme olan ilginin de olduğunu gösterdi. HDP bu sol söylemi kendinden ayırmadan ama parti ile direkt bağlantısı olmasa da HDP ile omuz omuza olacak örgütlerle ilişki geliştirebilmeli.

‘HDP HALK İTTİFAKINI KURABİLİR’

HDP’nin yapısına dair yeni bir formül mü tarif ediyorsunuz?

HDP zaten sürekli yenilenen bir parti. Yeni bir şey söylemiyorum ama eski bir şey de söylemiyorum. HDP bir barış ortamında ortaya çıktı. Cumhurbaşkanlığı sistemi yoktu, ittifaklar yasası yoktu. Şu anda ise HDP, kadroları tutuklanmış, dışarıda özverili insanların emeği ile ayakta duran bir parti. HDP bunu daha geniş kitlelere yayabileceği, dışında kalan partileri de kapsayacak yeni bir modeli geliştirmek zorunda. Geliştiremezse sadece ve sadece idare eder. İdareyi aşacak bir şey olması lazım. Bu nasıl olur meselesi biraz tartışmalı. Bana göre olması gereken şuydu: HDP’nin yanında özellikle Türkiye sosyalist hareketinin İstanbul, Ankara, İzmir ve işçilerin yoğun olduğu diğer kentlerde ciddi kitle potansiyeli olması gerekiyordu. Ama ne yazık ki sosyalist hareket böyle olmayınca ağırlıklı Kürt tandanslı bir görüntü gelişti. Politika bu yönde değildi ama görüntü bu yöndeydi. Emekçi semtlerde sol ve sosyalist söylemlerle yükselebilecek bir tarz olabilir.

Yani şunu söylüyorum: HDP, Millet İttifakı, Cumhur İttifakı’nın karşısına bir halk ittifakı, bir umut ittifakı olarak çıkabilir. Bu önemli bir çıkış olur. Mesela araştırmalara göre HDP’ye asla oy vermem diyen yüzde 60’lık bir kitle olduğu söyleniyor. Ama bu yüzde 60’ın içerisinde yüzde 20’si sol sosyalistlere kulağının kapalı olmadığını söylüyor. İşte HDP sadece aldığı yüzde 12’lik oyla değil Türkiye toplumunun en azından ilk aşamada yüzde 60’ına seslenebileceği bir tarzı geliştirebilmeli. Bunun da yolunun ben halk ittifakından geçtiğini düşünüyorum. Yani eş başkanların dile getirdiği demokrasi ittifakının içeriğinin bu şekilde doldurulabileceğini düşünüyorum.

‘BİNLERCE İNSAN HANGİ SOL PARTİDEN OLDUĞUMUZA BAKMIYOR, SÖYLEMİMİZE BAKIYOR’

Sol partilerle ittifaktan mı bahsediyorsunuz?

Sol partiler ne yazık ki o kitleyi temsil edebilecek kabiliyete sahip değiller. Sokakta binlerce sol sosyalist demokrat insan var. Bizim hangi sosyalist partiden olduğumuzla ilgilenmiyor. Söylemimizin, emekten demokrasiden yana olup olmadığına bakıyor. Bunlar sosyalist partilerin temsil ettiğinden çok daha büyük bir kitle. İşte bu kitleyi taşıyacak, geniş hitabeti olan kişiler üzerinden gelişebilir. Bu hitabeti yakaladıktan sona bu kitleyi aynı zamanda bir örgütlü yapının içerisine dahil edebiliriz diye düşünüyorum.

‘HDP KİMLİKLERİ ERİTİYOR’

HDP’nin hem Kürt sorunu konusunda yeterince politika üretemediği, öte yandan tam olarak Türkiye partisi de olamadığı tartışmaları var. Bu tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

HDP’de herkes bir şekilde memnun değil gidişattan. Mesela Kürtler yeterince Kürt siyaseti yapamadıklarını düşünüyor. Sosyalistler yeterince sosyalist propaganda yapamadıklarını ve kaybolduklarını düşünüyor. Aleviler HDP’de kimliğini yeterince bulamadığını düşünüyor. Muhafazakârlar aynı şekilde ‘burası fazlasıyla sol bir yer oldu’ diyor. Herkes durduğu yerden bir şekilde durumun değişmesini istiyor. Herkes de haklı. Birbirine karşı düşmanlaşma, çatışma değil ama kendisini ifade edemediği, yol alamadığı sürece şikâyetlerini dile getiriyor.

Mesela HDP batıdan bakınca çok Kürt, doğudan bakınca çok Türk bir parti. Ya da bir Alevi açısından bakarsanız çok Sünni, muhafazakâr Kürtlerden yola çıkarak öyle düşünüyor. Ya da muhafazakâr Kürtlerden bakınca çok seküler. HDP bütün kimlikleri eritmek yerine herkesin kendisini daha iyi ifade edebileceği bir ortam hazırlayabilir. Mesela sosyalistlerin daha fazla işçi ve emekçilerle bağının olduğu, batıda kitlelerin daha güçlü olduğu bir ortam sağlanabilir. Alevilerin mücadelesini geliştirecek alanlar sağlanabilir.

‘ÇOK FAZLA YEKPAREYİZ’

Burada sorun şu; biz çok fazla yekpareyiz. Başta düşünüleninin ötesinde bir şeyiz. Başta HDK ve DTK vardı. Buralarda kitle örgütleri, kişiler, partiler bir araya gelecek ve meclisler aracılığıyla demokrasiyi tabana yayacaklardı. HDP bir seçim partisi olarak düşünülmüştü. Seçim günü geldiğinde HDK ve DTK’nın temsilcileri sadece meclise girmek üzere bir ittifak gerçekleştireceklerdi. Ama geldiğimiz noktada DTK ve HDK’nın büyük ölçüde etkisiz kaldığını görüyoruz. HDP her şeyin önüne geçti. Böylece sanki hepimiz aynı eğilimdeymişiz, tek partimiz, tek sözcümüz, tek fikrimiz varmış gibi bir durum ortaya çıktı. Yani birisi konuştuğunda diğer kişi diyor ki Alevilerle ilgili ya da kadınlarla ilgili yeterince vurgu yapmadı. Ya da ben sözcü olduğumda hep bu sosyalistler konuşuyor deniliyor. DTK ve HDK etkin olabilseydi bu sorunları büyük ölçüde aşabilirdik.

İÇ İÇE DEĞİL, YAN YANA

Şimdi madem bu duruma geldik, yekpare görüntüden çıkıp iç içe geçme değil, yan yana durma görüntüsünü vermeliyiz. Bunun formülünü bulmalıyız. Bunun formülünü ben de bilmiyorum ama ben Veli olarak, bir sosyalist olarak daha fazla sosyalist olarak propaganda yapmalıyım, demokrat sol kitleyi ikna edebilmeliyim. Bir Kürt, Kürtleri ikna edebilmeli. Biz bir birimizden ayrı değiliz, omuz omuzayız ama aynı olmadığımızı da göstermeliyiz.

‘TOPLUMSAL SÖZCÜLER DAHA YAYGIN BİÇİMDE BELİRLENMELİ’

HDP tek bir anlayışın partisi değil. Bir milletvekili Sovyetlerle ilgili bir örnek veriyor, kendini liberal kanatta gören bir kişi ‘bizi temsil edemez’ diyor. Gerçekten biri diğerini tam olarak temsil edemez. O yüzden bunun yeniden formüle edilmesi, toplamsal sözcülerin daha yaygın biçimde belirlenmesi gerekir. Alevi kitlesine seslenen sözcünün farklılaşması, muhafazakârın bir temsilcisi olması, sosyalistlerle ilişkili konuşma alanları oluşması vs gerekir.

‘EŞBAŞKAN ‘BİZ KÜRTLER’ DEDİĞİNDE AİLEM İÇİN SORUN OLUYOR’

Eşbaşkan ‘Biz Kürtler’ dediğinde benim ailem için probleme oluyor. Biz HDP’ye oy veriyoruz ama biz Kürt değiliz, diyorlar. Bu dil Pervin Buldan açısından gayet güzel bir dil, o Kürt ve ‘biz Kürtler’ deme hakkına sahip. Ama HDP’de biz Kürt dediği zaman problem oluyor. Mesela bir Alevi vekil ‘biz Aleviler’ dediğinde problem oluyor. Çünkü parti kimliği ile konuşmuş oluyor. Bu tek partide birleşmiş olmanın getirdiği bazı sorunlar. Bu sorunları çözmeliyiz. Bir parti olmayı problem etmiyorum ama tek parti olmak aynı ideolojiyi taşımak, aynı strateji ile aynı hedefe ulaşmak anlamına geliyor. Halbuki bizim kısa vadeli bir hedefimiz var. Nedir kısa vadeli hedefimiz? Faşist diktatörlük sürecinin aşılması, halklar arasında, ezilen cinsiyetler arasında eşitliğin sağlanması, emeğin değer kazanması, emekçilerin örgütlü olması, inanç özgürlüğünün sağlanması, tüm toplumsal alanlara ilişkin demokratik hedeflere ulaşılması. Git gide tekleşen bir parti görüntüsü değil omuz omuza, demokrasi ittifakına da yakışır bir biçimde, bin fikrin olduğu bir formülü yaratabiliriz.

‘HDP’Yİ TAKDİR ETMEK LAZIM, BAŞKA HİÇBİR PARTİ ÖRGÜTLÜLÜĞÜNÜ SÜRDÜRÜMEZDİ’

Bir yandan da HDP üzerinde çok yoğun baskılar var. Bu cendereden nasıl çıkılabilir?

HDP’yi takdir etmek lazım. Tarihte bu kadar yoğun baskı altında olup da hala örgütlülüğünü sürdürüp oy kaybetmeyen, kurumları çalışan başka bir örnek yoktur. Partiye emek veren görünür görünmez herkesi takdir etmek gerekiyor. Görünmez dediğim, mesela Elif Kısa, engelli iki çocuğu var, tutuklandı. Elif anne gibi yüzlerce, binlerce insan tutuklu ve onlar herhangi bir makam beklemeden bu sonuçlarla karşı karşıyalar. İşte bugün HDP’nin ayakta durmasını sağlayan da bu insanlar. HDP’nin işi hem kolay hem zor. Kendisine bir ömür verebilecek büyük bir kitleye sahip. Ama HDP, bu kadar fedakâr insana sahibim, mevcut durumu olduğu gibi götüreyim, diyemez. Mutlaka ve mutlaka tutuklanmış insanların özgürleşmesi, mevcut durumun değişmesi için yeni yollar bulmak zorundadır. Bir tıkanıklığı herkes hissediyor. Bu tıkanıklığı sadece AKP faşizmine bağlarsak o zaman kendi varlığımızı inkâr etmiş oluruz. Biz devrimci insanlarız, özgürlük mücadelesi veren insanlarız. O zaman mevcut durumu değiştirecek, bu sisteme çomak sokacak bir pratiği geliştirebiliriz.

‘ALINAN OYU ÖRGÜTLÜLÜĞE DÖNÜŞTÜREBİLMELİYİZ’

HDP çok fazla parlamento ile görünüyor ama parlamentonun ötesine geçip kitle tabanına yayılabilecek tarzda bir biçimi geliştirebilmeli. Mesela seçim döneminde hangi inşaata gittiysek Kürt işçiler vardı ve hepsi ‘biz HDP seçmeniyiz’ dedi. Ama HDP’nin onlarla organik bağı yok. Bizim kitle bağını arttırabilmemiz gerekiyor. Diğer burjuva partiler gibi parlamentoda grubu olan ama sokakta karşılığı olmayan bir tarzla asla olmaz. Alınan oyu örgütlülüğe dönüştürebilmeliyiz. Bu konuda bence belli hatalar yapılıyor; yani içe dönüklük var, kitleye güvenmeme, gittiğinde ne ile karşılaşacağını bilememe sorunu var. Bu daha fazla cesaret ve daha iyi örgütlenmiş tarzla çözülebilir.

‘AKP KENDİSİYLE BİRLİKTE TOPLUMU DA ÇÜRÜTÜRÜYOR’

Biraz da genel siyaset konuşalım. AKP’nin durumunu nasıl görüyorsunuz?

Selahattin Demirtaş’ın dediği gibi AKP, dönülmez akşamın ufkundadır artık. AKP ömrü bittiği halde iktidardan gitmeyen bir partidir. O yüzden kendisiyle birlikte toplumu da ülkeyi de çürütmektedir ve gitmediği sürece bu böyle olacaktır. Ama biz AKP’nin kendiliğinden yıkılmasını beklemiyoruz, biz kendi siyasi irademizle, özgürlük mücadelemizle yıkılmasını istiyoruz.

AKP şu anda Suriye’de kan döküyor. Suriye savaşı üzerinden Türkiye’de kaybettiği prestiji yeniden tahkim etmek istiyor. Bir merminin fiyatı ne kadar, diyerek bizim üzerimizden bir savaş ekonomisi yürütüyor. Suriye’de hedeflediği iki şey var. Birincisi; oradaki militanlar aracılığı ile buradaki demokrasi mücadelesini boğmak. Savaş aracılığıyla toplumu ekonomiyi düşünemez ve muhalefet edemez hale getirmek. Diğeri de nerede olursa olsun bir Kürt özgürlük istiyorsa, bunu engellemek.

Ben de diyorum ki, Kürtler her yerde özgür olacak. Türkler de özgür olacak. Çünkü Kürtlerin özgürlüğü ile Türklerin özgürlüğü birbirine bağlıdır. Ben 43 yaşındayım. Terörün belini kırdık hamasetlerini hep duyuyorum. Bu şiddet asla bitmedi. Bu ülkede Kürtler yaşıyor ve onların hakları var diyen bir tane sağcı politikacı, hatta sistem solcusu görmedim. Kürtlerin haklarını, özgürlüklerini konuşamayanlar, bir taraftan tezkereye oy verip sonra da askerimizin ayağına taş değmesin diyenler sahte muhalefettir. Biz gerçek muhalefet yapalım. Diyelim ki Suriye halkının kendi geleceğini tayin hakkı vardır. Kürtlerin orada özgürlük ve demokrasi hakkı vardır. Seri cinayet işleyen selefi çetelerin desteklenmesi insanlık suçudur, asla kabul etmiyoruz. Bir Türk olarak ben bunu kendi savaşım olarak görmüyorum. Kürde karşı savaşılmasını da asla tasvip etmiyorum. Ülke çıkarları diyorlarsa benim çıkarım Kürtlerle savaşmamak, Suriye halkıyla savaşmamak ve bir bütün olarak özgürlüklerin önünün açılmasındadır. Türkiye’nin başka bir çıkarı yoktur.

ERKEN SEÇİM BİR YIL UZADI

Sizce erken seçim olur mu?

Erken seçim olacaktı. Duyumlarıma göre, Rusya makası değiştirmemiş olsaydı muhtemelen Haziran ya da Haziranı biraz geçerek erken seçim kesindi. Ama şu anda makas değiştirildi ve yeniden NATO’ya dönüldü. Rusya ve Suriye ile bir savaş ortamı yaratıldı. Bu ortamda seçimin bir yıl daha sarkabileceğini düşünüyorum. AKP, gidişini her zaman bir emperyaliste sırtını dayayarak biraz daha uzatmayı başarıyor. Bu sefer de Amerika’ya yaslanarak ömrünü biraz daha uzatabilecek gibi görünüyor. Ama uzattığı ömür ömür değil.

HDP merkezi kurulları için adaylık başvurunuz var mı?

(Gülerek) Burjuva politikacılar ne diyor, Allah nasip ederse…Partinin çeşitli kurullarında yer alacağım muhtemelen.

‘HDP EZİLENLERİN MÜCADELESİNDE ÖNEMLİ BİR YER TUTUYOR’

Son olarak kongreye dair mesajınızı alabilir miyim?

Geçen kongrede çok büyük baskılar, tutuklamalar vardı ve buradaki en büyük spor salonu tutulmuştu. Ben, bu kadar baskı varken 50 bin kişilik salonu dolduramazsak havuz medyası HDP battı propagandası yapar, daha küçük bir yerde mi yapılsaydı, demiştim. Kongre alanına gittiğimde çocuk yaşlı akın akın insanların geldiğini gördüm ve ben spor salonuna giremediğim için çok sevindim. Öyle bir kalabalık, öyle bir coşku vardı. Bu kongrede de aynı manzarayı, hatta umudun çok daha arttığını göreceğiz. HDP, ezilenlerin mücadelesinde çok önemli bir yer tutuyor. Bu kongre başarılı bir kongre olacaktır. Kongreyi başarırız ama kongre sonrasında mutlaka kitle ile bağ kuracak örgütlenmeler, demokrasi ittifakının içini dolduracak hamleler şarttır.

VELİ SAÇILIK KİMDİR?

Veli Saçılık, 1977 Çorum doğumlu.

Sol gelenekten gelen Saçılık, çeşitli zamanlarda toplam 2,5 yıl cezaevinde yattı. 2000 yılında Burdur Cezaevi’ne yönelik operasyonda bir kolunu kaybetti.

Makine ressamlığı, sonrasında nüfus memurluğu yapan Saçılık, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda sosyolog olarak çalışırken 22 Kasım 2016 tarihinde KHK ile ihraç edildi. Yüksel Caddesi’nde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile birlikte KHK karşıtı direnişte yer aldı. 460 gün süren bu direnişten sonra da KHK’ya karşı direnişi çeşitli şekillerde sürdürüyor. Saçılık hakkında bu eylemleri nedeniyle 40 civarında dava bulunuyor.

Veli Saçılık, 24 Haziran seçimlerinde Ankara’dan milletvekili adayı olmuştu.

*Söyleşi dizimiz yarın HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ile devam edecek.

*HDP'nin 4. Büyük Olağan Kongresi’ne ilişkin değerlendirmeleri görüş, öneri ve eleştirilerinizi [email protected] adresine iletebilirsiniz…