Covid-19 varolan ekonomik krizi ve yoksulluğu gün geçtikçe derinleştiriyor. Pandemi nedeniyle iş yerini kapatan esnaf, asgari ücretliler, işsizler ve daha bir çok kesim yoksullukla tek başına bırakıldı. Pandemi ve ekonomik kriz iktidarın yönetememe krizine dönüştü.

Geçtiğimiz günlerde Ipsos'un Dünya Ekonomik Forumu (WEF) için global çapta yaptığı araştırmada Türkiye'de katılımcıların yüzde 61'i, "Pandemi döneminde akıl ve ruh sağlığımı kaybettim" dedi.

İktidarın halkı yoksulluğa terk etmesi neredeyse her güne ‘ekonomik nedenlerle intihar etti’ haberleriyle başlamamıza neden oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2002-2019 dönemini kapsayan verilerine göre, 17 yılda 53 bin 784 kişi intihar ederek hayatına son verdi. 2002’de 2 bin 301 olan intihar sayısı 2019 yılında 3 bin 406’ya yükseldi.

TÜRKİYE'DE İNTİHAR HIZINDA 10 YILDIR ARTIŞ VAR

Birgün gazetesinde yer alan habere göre, psikiyatr Doç. Dr. Burhanettin Kaya, ülkede intihar hızındaki artışın son 10 yıldır diğer ülkelere göre çok yüksek olduğunu söyledi.

Son dönemde intiharlardaki artışın en önemli nedeni olarak ‘giderek artan yoksullaşma’ olduğuna dikkat çeken Kaya, şöyle konuştu:

“İntihar hızının yüksek olduğu özellikle İskandinav ülkelerinde intihar hızı yıllar içinde birtakım sosyal politikalarla düşürülmüşken Türkiye aksine her geçen yıl daha artmaya başladı. Son dönemde artışın en önemli nedenleri yaşanan derin umutsuzluk, ekonomi politikaları, giderek yaşanan ve artan yoksullaşma, artan ekonomik kriz, sınıfsal farklılaşma gibi birçok faktör insanların yaşamlarını sürdürebilecek olanakları yitirmesine; giderek hayatla bağlarının çözülmesine yol açıyor.”

Yoksulluğu ve umutsuzluğu çözebilecek politikaların uygulanmadığını dile getiren Doç. Dr. Kaya, “İnsanların anti-demokratik bir ülkede yaşıyor olmaları ve bu yaşadıkları eksikliği, yoksulluğu ortadan kaldırabilecek bir mekanizmaya sahip olamamalarının yarattığı derin umutsuzluk intihara yol açıyor gibi görünüyor” dedi.

Doç. Dr. Kaya, yurttaşın bu umutsuzluğunu ve yoksulluğunu ortadan kaldıracak düzenlemelere ihtiyaç olduğunun altını çizdi:

“Özellikle kapanmalarla beraber insanların, belirsizlik ve risk altında yaşamaya zorlanması, emekçilerin desteklenmemesi, pandemi tedbirlerinin daha çok sermayeyi desteklemesi insanlardaki umutsuzluğu artıran bir özellik taşıyor. Bunların aşılması için gerçekten yoksulluğu ortadan kaldırabilecek bir düzenlemeye ihtiyaç var. Gerçekten toplumsal değişikliğe ihtiyaç var. Kamucu bir perspektifle intiharları önleyici ve koruyucu ruh sağlığı çalışmalarının yapılması gerekiyor. İnsanlar bu umutsuzluğu yaşıyorsa ulaşabilecekleri bir sağlık sisteminin devreye sokulması gerekiyor.”