DEM Parti -CHP görüşmesi... Özgür Özel: Kobani’ye yardım için Mürşitpınar açılmalı

DEM Parti Eş Genel Başkanları Hatimoğulları ve Bakırhan, Rojava gündemli ziyaretler temelinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüştü. Görüşmenin ardından konuşan CHP Genel Başkan, Kobani’ye insani yardımlara ilişkin en güvenli yolun Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılması olduğunu belirtti.

DEM Parti -CHP görüşmesi... Özgür Özel: Kobani’ye yardım için Mürşitpınar açılmalı

Artı Gerçek - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Şam geçiş hükümetine bağlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye'ye (Rojava) yönelik saldırıları ve sivillerin katledilmesi gündemdeyken, gelişmelere ilişkin siyasi parti ziyaretlerinin ilkini Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) düzenledi.

CHP Genel Merkezi'nde yapılan görüşmeye katılan DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları, Tuncer Bakırhan, Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli'den oluşan DEM Parti heyetini, CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke'nin aralarında olduğu CHP heyeti kapıda karşıladı.

Heyet daha sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşmek üzere toplantının yapılacağı salona geçti.

Görüşmenin ardından ise genel başkanlar ortak açıklamalarda bulundu.

BAKIRHAN'DAN ÖZEL'E TEŞEKKÜR

İlk olarak söz alan Tuncer Bakırhan, Özgür Özel'e Halep konusundaki açıklamalarından ötürü teşekkür etti.

Tuncer Bakırhan'ın açıklamasından önce çıkanlar şöyle:

"Suriye'yi, bölgeyi konuştuk. Orada bir insanlık dramı yaşanıyor. Deyim yerindeyse ateşe benzinle gidenler var, bir de ateşi soğutmaya çalışanlar var. Biz oradaki çatışmanın, şiddetin son bulmasını, meselenin diyalogla, müzakereyle barışçıl bir şekilde çözülmesini istiyoruz. Ama maalesef Türkiye'de bir nefret korosu var. Suriye'de sanki demokratik bir rejim var da Kürtler oyunbozanlık yapıyormuş gibi bu koro 24 saat Kürt karşıtı bir algı oluşturmaya çalışıyor. Kürtler yaşamış olduğu ülkelerde hiçbir zaman yaşadıkları ülkelere ve komşu ülkelere tehdit olmadılar ve bundan sonra da olmayacaklardır. Kürtler, yaşadıkları bölgedeki hiçbir ülkenin değerleriyle, bayrağıyla, sembolleriyle bir sorunları yok ve olmayacak da. Bu da iyi bilinsin.

'OYUNUN FARKINDAYIZ'

100 yıldır bölgede çok kirli bir oyun oynanıyor. 27 Şubat'ta Sayın Öcalan'ın yaptığı çağrı da bölgede 100 yıldır süren bu kısır döngüyü ortadan kaldırmaya dönüktü. Ama tam bu sırada Halep'te bir saldırı gerçekleşti. Birileri istiyor ki halklar sürekli çatışsın. Ama Kürtler çatışma yaşanmasın diye Halep'i terk ettiler. Bu oyunu görmek gerekiyor. Biz DEM Parti olarak bu oyunun farkındayız.

'SDG'NİN ÇIKTIĞI YERLERE IŞİD BAYRAKLARI ASILDI'

Kobani'de abluka var. Elektrikler yok, sular akmıyor. Çocuklar soğuktan yaşamını yitiriyor. Ateşkes olmasına rağmen ciddi çatışmalar var. Kürtler kendi kentlerinde yaşamasına rağmen bir türlü rahat bırakmıyorlar. Bunun için Kobani başta olmak üzere Suriye'de Kürtlerin yaşamış olduğu yerlerde acil insani koridorların açılması gerekiyor. Türkiye, Mürşitpınar ve Nusaybin sınır kapılarını açabilir.

Kürtlerin, SDG'nin çıktığı yerlerde IŞİD bayrakları açıldı. Türkiye kamuoyuna şunu söylemek istiyorum IŞİD sadece Kobani için bir tehdit değil. Diyarbakır için de İzmir için de Türkiye'nin dört bir yanında yaşayan insanlarımızın tamamı için tehdittir. IŞİD'in canlandığı zemini iyi okumak görmek gerekiyor. Kürtler çekilince bir zafer ortaya çıktığını sananlar orada palazlanan IŞİD belasını da iyi görmeleri gerekir.

Günlerdir kimi medya organlar da ve kimi siyasetçiler Kürtleri kıran ötekileştiren bir dil kullanıyorlar. Bu dilin kimseye yararı yok. İçinde bulunduğumuz süreç hassas. Barışçıl bir dile ihtiyaç var. Biz DEM olarak bu dili kullanmaya devam edeceğiz."

ÖZGÜR ÖZEL: SURİYE'DE ANAYASAL GÜVENCE SAĞLANMALI

Devamla söz alan Özgür Özel de süreci başından beri yakından takip ettiklerini, Suriye ve Türkiye'deki barışı iç içe gördüklerini vurguladı. Suriye'de bir an önce barışın sağlanması gerektiğini kaydeden Özel, bu durumun Türkiye'deki barışı da etkileyeceğini söyledi.

Özgür Özel'in açıklamasından satır başları şöyle:

“Suriye’de bir an önce istikrarın sağlanmasından; Suriye’de hem Türkmenleri, hem Arapları, hem Kürtleri, hem Dürzileri, hem Alevileri kapsayıp anayasal güvence altına alan ve Suriye’de barışı hakim kılan bir çözümden yana olduk. Bu durum Türkiye’nin barışına da katkı sağlayacaktır. Daha önce de söyledim. Ortada bir sınır çizgisinin olması, iki taraftaki kardeşliği ortadan kaldırmıyor.

'

Türkiye’de 6 - 8 milyon Arap yaşıyor ama zaman zaman işte Suriye’deki karışıklıklar, onun yarattığı iç göç Türkiye’deki sığınmacı problemleri yüzünden sanki bir Arap düşmanlığı yükseliyor. Türkiye’de Kürt kardeşlerimiz hep birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsurları olarak birlikte yaşıyoruz. Ama işler yolunda giderken kardeşlikten bahsedenler, birazcık ortalık karışınca gerçek yüzlerini gösteriyorlar. Biraz önce Sayın Genel Başkanın da bahsettiği gibi bir nefret söylemine varan, Kürtleri kıracak, onları rencide edecek bir dil kullanıyorlar. Bunların tamamını reddediyoruz.

'KÜRTLER Mİ KAZANSIN, İSRAİLLİLER Mİ?'

Biz burada iki Eş Genel Başkan, bir Genel Başkan yan yana duruyoruz. Burada bir Türk, bir Arap, bir Kürt var. Ama hepimiz biz kardeşiz. Bizim ürettiğimiz siyaset düşmanlık üretemez. Sadece şu soruyu sormak gerekir; Ben her gün güne başlarken kendime bu soruyu soruyorum. Bu oyunda kazanan İngilizler, Amerikalılar, İsrailliler mi olmalı? Yoksa bu oyunda kazanan Kürtler, Türkler, Araplar, Aleviler, Dürziler mi olmalı? Niye kilometrelerce ötede ellerini sıcak sudan soğuk suya sokmayan, ömürleri boyunca dünyanın neresinde petrol varsa, neresinde maden varsa, neresinde sömürülecek bir şey varsa oraları sömürmüş olanlar buradan yine kazançlı çıksın? Barışı sağlayalım, kardeşliği sağlayalım, demokrasiyi sağlayalım. Biz kazanalım bir sefer de. Bunun yolu herkesin cesaretle inisiyatif almasından geçiyor.

'MÜRŞİTPINAR SINIR KAPISI AÇILSIN'

Öncelikle Suriye’deki gelişmeler ve şu anda Suriye’de yaşanan insanlık dramını dikkatle ve endişeyle takip ediyoruz. Bir yandan Türkiye’den yardım konvoylarının çıkmış olmasını, Halep üzerinden Ayn el-Arab’a, Kobani’ye ulaştırılıyor olmasını olumlu görüyoruz. Ama orayı bu hale kim getirdi bir de ona bakmak lazım. Orada bir takım selefi yapılara yol verip de ondan sonra orada şehirler kuşatılınca, elektrikler kesilince, beş tane çocuk soğuktan donunca, insanlar açlığa sürüklenince buradan yardım TIR’ları yollamak yerine, bunlara sebebiyet verecek kargaşaya imkan tanımayıp, hep söylediğimiz gibi diyaloğu ve çözümü ön plana almak gerekiyor Suriye’de de. Ama bir yandan da şunu söylemek lazım. Şehirlerin kuşatıldığı zamanda gidecek bu yardımlar doğru yere mi ulaşacak? Yoksa başkalarının eline mi geçecek? Bundan dolayı da endişeliyiz. Bu sırada içeride de görüşmede de konuştuk. Bu yardımların Öncüpınar’dan Halep’e, Halep’ten Ayn el-Arab’a, Kobani’ye ulaştırılmasının dışında çok daha pratik, lojistik olarak da aklın gereği olan, çok daha garanti bir yol var. Mürşitpınar Sınır Kapımız var. Mürşitpınar Sınır Kapısı açıldığında zaten yardımlar ulaşması gereken yere ulaşıyor. Bir kuşatmayı geçmek zorunda kalmaksızın. Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın insani yardımlarla sınırlı olmak üzere açılmasını ve tüm yardımların buradan ulaştırılmasını önemli görüyoruz.

'CHP'Lİ BELEDİYELER YARDIM ULAŞTIRMAK İSTİYORLAR'

Diyarbakır Kent Konseyi’nin, Sanayi ve Ticaret Odası’nın, akademik odaların oluşturduğu Kent Konseyi’nin girişimlerini dikkatle takip ediyoruz. Orayla da diyalog halindeyiz. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerimiz yardım ulaştırmak istiyorlar. Bu konuyla ilgili bir koordinasyonun sağlanması noktasında hem Sosyal Demokrat Belediyeler Eşgüdüm Konseyi’mizi, SODEMBEK’i, hem de Türkiye Belediyeler Birliği’nin değerli Başkanı Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımızı Vahap Seçer’i konuyla ilgili bugün içinde arayacağım. Bunların koordine edilmesi lazım. Bir yandan da yeni bir felaketin, yeni kötü haberlerin gelmemesi için ateşkesin mümkün olduğu kadar tam olarak uyulmasını, sonuç alınana kadar uzatılmasını, ateşkeste geçen sürenin bir savaşa tahkimat yapmak değil; barış için diplomasi yapmak için kullanılması gerektiğini ifade ediyoruz Suriye’de.

'SURİYE KONUSUNDA KOMİSYON YAPICI OLMALI'

Ayrıca Suriye’nin barışıyla birlikte Türkiye’de de bir süreç yürüyor. Komisyonumuz şu anda ki iki değerli üyesi Gülistan Hanım ve Murat Emir Bey partimiz ve DEM Parti adına komisyonda da görev yapıyorlar. Grup Başkanvekillerinden oluşan dar grupta da görev yapıyorlar. Komisyon raporu yazma aşamasındadır. Ancak Suriye’deki bu karışıklıklar, hem çokça söylendiği gibi yani bu önermeye kim ne diyebilir? ‘Suriye’de savaş varken, Suriye’de barışın sağlanması kalıcı barışı sağlanması nasıl mümkün olacak?’ sorularına komisyonun da kendi iç çalışmalarında yanıt araması gerekmektedir. Suriye konusunda da komisyonun yapıcı katkı sağlamasını önemsiyoruz. Bu açıdan Suriye’nin kalıcı barışına katkı sağlamak için komisyon, ki Meclis’teki partilerden oluşmuştur, inisiyatif almasını, çalışmalar yapmasını önemsiyoruz. Bu konuda da arkadaşlarımız gündemlerine alacaklar. Komisyon gündeminde tartışacaklar.

'IŞİD ÖYLE HERHANGİ BİR SİYASİ UNSUR DEĞİLDİR'

IŞİD meselesi, gerçekten aslında Türkiye’nin yakın tarihinin en büyük travmalarında hep IŞİD terörü var. Maalesef şunu hatırlayalım. Adalet ve Kalkınma Partisi yeni bir ittifak oluşturmaya niyetlendiği seçimlere giderken, doğrudan bağlantılı olmamakla birlikte, seçimlere 10 ay kala çok istisnai bir yola başvurup, Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma, kanun yararına bozma, ne kadar Hizbullah tutuklusu, hükümlüsü varsa müebbet hapisler almış, 30 yıl hapisler almış hepsini saldılar. Sonra bir baktık HÜDA PAR ile bir ittifak kurdular. Anlaşıldı ki HÜDA PAR’ın talebi; o geçmiş dönemlerde operasyonlarla büyük travmalar yaratan Hizbullah hükümlülerinin bir şekilde bırakılması. Adalet Bakanlığı bir sabah kalkıyor, kanun yararına bozma talep ediyor. Türk hukuk sisteminin en istisnai başvuru yollarından bir tanesi. Her biri çıktı gitti, sonradan bir baktık ki bu, müstakbel ittifak ortağının talebiymiş. Şimdi IŞİD’in İstanbul Atatürk Havalimanı’nda 40’ın üzerinde günahsızı hedef gözetmeksizin taradığı o saldırılardan hükümlü olanlar vardı. Bir anda kanun yararına bozma, olağan dışı bir takım gelişmeler. Hepsi serbest kalmış, gitmiş. Sonra bir baktık; İdlib ki orada dünyanın dört bir yanından ne kadar selefi örgüt, ne kadar cihatçı varsa Türkiye Cumhuriyeti’ni birinci hedef olarak görüyor, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni birinci hedef olarak görüyor. Yılbaşını en büyük düşman olarak görüyor. Anıtkabir’i ‘putun yattığı yer olarak’ gören kişiler İdlib’den o süreçte çıktılar, yayıldılar. Şimdi cezaevleri el değiştirecek, yok firar haberleri falan. Ama biri IŞİD tehlikesi sınırımızın orasında. Bu IŞİD meselesi, hepimizin tüylerini diken diken yapan, daha Yalova’da üç polisimizi şehit edenlerin veya bir yılbaşı gecesi gidip de yılbaşının kutlandığı eğlence mekanını kana bulayanların şu anda Suriye’de rejimle birlikte operasyonlar yapmaları, birtakım yerlere bayraklarının çekmeleri…

'HTŞ'YE KIRAVAT TAKMAKLA KURULAN DÜZENDE KİMSEYE HUZUR YOKTUR'

Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti’nin her vatandaşının en üst düzeyde hassasiyeti vardır. Bu meseleye herkes dikkat etsin. IŞİD öyle herhangi bir siyasi unsur değildir. HTŞ’ye kravat giydirmekle, rejimin başına getirmekle dünyanın dört bir tarafında bu uğurda ölüp de cennete gideceğini düşünen, hepimizi düşman bilen, demokrasiyi düşman bilen… Yani sandıktan nefret eden, demokrasiyi ‘Allah’a şirk koşmak’ olarak gören bir takım zihniyetteki kişilerin hareket alanı bulacakları bir rejim, bir düzen düzen değildir ve orada kimseye huzur yoktur. En çok da Türkiye’ye huzur yoktur.

EŞ GENEL BAŞKANLARA TEŞEKKÜR

Ayrıca o yıllarca Türkiye tarafından da güvenliği sağlanan İdlib’in sentetik uyuşturucu konusunda da ana üretim merkezi olduğunu hatırlayalım. O yüzden bir kez daha bugünkü ziyaretleri için DEM Parti heyetine, Sayın Eş Genel Başkanlara teşekkür ederken Suriye’de mutlaka demokrasi, diyalog, diplomasi, sonunda da mutlaka barış ve birleşecek, bütünleşik, barış içinde bir Suriye ile Türkiye’de de Suriye’de de barış ve Türkiye’yle Suriye’nin omuz omuza kalkınması, artık İngilizlerin, Amerikalıların kazandığı, İsrail’in satranç oyununun ilerlediği bir coğrafya değil; Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve Alevilerin birlikte kazandıkları, birlikte güçlendikleri bir coğrafyayı özlüyoruz. Öyle dış politikayı çok iyi bilenlerin, dama oynar gibi bir ileri, iki geri gidenlerin, bir ileri - bir sağa - sola gidenlerin değil; Türkiye’deki herkesin menfaatini stratejik bir akılla gözeten, bu coğrafyaya barış gelirse Kürt’ün de Türk’ün de çocuğunun geleceğinin parlak olabileceğini gören, doğru ve uzun vadeli kazanmaya, ülkesine ve ülkesindeki tüm toplumlara birlikte kazandırmaya odaklanmış bir aklın egemen olması gerekmektedir. Hiçbirimizin siyasi geleceği, Türkiye’nin ve bölgedeki tüm halkların; Suriye’nin, Ortadoğu‘nun geleceğinden, barışından ve kalkınmasından daha değerli değildir diyorum. Bir kez daha Sayın Eş Genel Başkanlarımıza teşekkür ediyorum.”

FETİ YILDIZ'A YANIT

Özel açıklamasının sonunda gazetecilerin sorusu üzerine, "Keşke duruşmalar canlı yayınlanabilseydi" diyen MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız'a da yanıt verdi.

Özel, şunları söyledi:

“Teorik olarak şöyle söyleyeyim, Feti Bey’in değerlendirmeleri çok kıymetli. Zaman zaman sürece yönelik son derece olumlu, katkı sağlayabilecek, demokrasiden yana, adil yargılanmadan yana açıklamalar yapıyor. Bunları çok kıymetlendiriyoruz. Ama bir de pratikte bir şey söyleyeyim, Feti Bey diyor ki ‘Keşke mevzuat uygun olsaydı.’ MHP için mevzuatı uygun hale getirmek, ‘Keşke’ diyor ya, ‘keşkek yapmaktan’ daha kolay. Feti Bey bu sabah keşkek yapmaya karar verse daha çok uğraşır. Yapacakları bir tek şey var, her konuda kayıtsız şartsız destek verdikleri, her türlü siyasi riski aldıkları, emekliye sefalet ücreti verilirken bile ‘İktidar değil ittifak ortağıyız, destek vermek siyasi ahlak gereğidir’ diyerek destek verdikleri Adalet ve Kalkınma Partisi’ne bu sabah bir telefon açıp, ‘Sayın Bahçeli canlı yayını uygun görmüştür. Sayın Erdoğan da ‘Devlet Bey isabet buyurmuşlar, yerinde olur’ dediğine göre biz Meclis’in açıldığı ilk gün Cumhur İttifakı olarak davaların, eğer yargılananlar da talep ediyorlarsa canlı yayınlanmasının önünde bir engel bırakmayalım’ ki bizim yargılanacak arkadaşlarımızın tamamı talep ediyor. Çünkü tamamı, bizim iftira dediğimiz bir takım iddiaların da duyulmasını, yanıtlarının da canlı yayında verilmesini, öyle kulaktan dolma olmamasını istiyoruz. Öyle ‘keşke’ dediği mesele bir telefonluk iştir. Biz de hemen komisyon toplantısına katılır, ertesi gün de Meclis’te ya da iki gün sonra yine Meclis’te oy birliği ile çıkmasına katkı sağlarız. O yüzden Feti Bey’in canı keşkek istiyorsa keşkek bizden olsun, Egeliyiz. ‘Keşke’ demesin, şu kanunu getirsin.” (HABER MERKEZİ)