Pervin Buldan: 'Öcalan CHP'ye yapılanlardan rahatsız, Erdoğan yanıt vermiyor'

DEM Parti’li Pervin Buldan, İmralı’daki son görüşmede devlet heyeti ile Abdullah Öcalan arasında ilk kez doğrudan temas sağlandığını açıkladı. Buldan, CHP'ye yönelik operasyonlarla ilgili Öcalan'ın bu durumdan 'rahatsız' olduğunu ve Erdoğan'ın ise bu konuyu yanıtsız bıraktığını söyledi

Pervin Buldan: 'Öcalan CHP'ye yapılanlardan rahatsız, Erdoğan yanıt vermiyor'

Artı Gerçek - DEM Parti TBMM Başkanvekili ve İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, çözüm sürecine ilişkin yürütülen temaslara dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

T24'ten Cansu Çamlıbel'in sorularını yanıtlayan Buldan, 27 Mart’ta İmralı’da gerçekleştirilen son görüşmenin önceki temaslardan farklı bir nitelik taşıdığını belirterek, devlet heyeti ile Abdullah Öcalan arasında ilk kez doğrudan diyalog kurulduğunu söyledi.

Yaklaşık 5 saat süren görüşme ile ilgili Buldan, “Ağırlıklı olarak devlet ve Sayın Öcalan’ın diyalog kurduğu bir görüşmeydi. Bu, daha önceki görüşmelerden farklı olarak karşılıklı temasın daha belirgin olduğu bir zemin yarattı” dedi.

Kürt siyasi hareketinin demokratikleşme başlıklarında ilerleme beklediğini vurgulayan Buldan, kayyım uygulamaları, tutuklamalar ve siyasi baskıların sürecin ilerlemesini zorlaştırdığını belirtti.

YASA TASLAĞI BELİRSİZLİĞİ

Sürecin en kritik başlıklarından birinin yasal düzenleme olduğunu belirten Buldan, hükümetin hazırladığı ifade edilen yasa taslağının henüz kendilerine ulaşmadığını söyledi.

“Devletin bir taslağı vardır ama biz görmedik. Sayın Öcalan da görmedi. Bu taslağın Öcalan ile görüşülmeden Meclis’e getirilmesi sıkıntı yaratır” diyen Buldan, mutabakat olmadan atılacak adımların kalıcı olmayacağına dikkat çekti.

ÖCALAN’IN ROLÜ: 'HUKUKİ STATÜ GEREKLİ'

Buldan, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünün netleştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, bunun yalnızca fiili değil hukuki bir zemine oturtulmasının önemine işaret etti.

“Bu süreci yöneten bir aktör olarak Sayın Öcalan’ın bir statüye ihtiyacı var. Baş müzakereci ya da baş aktör gibi bir tanımlama olabilir. Bu hem sürecin ilerlemesi hem de alınacak kararların uygulanabilirliği açısından gerekli” dedi.

Buldan, Öcalan’ın örgütüyle istişare etmeden karar almayacağını belirterek, “Öcalan’ın ‘evet’ demediği bir yasaya PKK nasıl ‘evet’ diyecek?” ifadelerini kullandı.

CHP’YE DESTEK, İKTİDARA ELEŞTİRİ

Buldan, muhalefete yönelik baskılara da değinerek, Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan görüşmelerde bu konuyu gündeme getirdiklerini ancak net bir yanıt alamadıklarını söyledi.

“Bir yandan demokratikleşme süreci yürütülürken diğer yandan CHP’ye yönelik baskılar sürüyor. Bu durum çelişkili” ifadelerini kullandı.

Buldan ile Çamlıbel'in söyleşisinden bazı bölümler şöyle:

*27 Mart'ta adaya Öcalan'a yaptığınız görüşme 5 saat sürmüş. Sizin geçen hafta katıldığınız Med TV yayınındaki anlatımınıza göre kalabalık bir heyet var. Yine sizin anlatımınızla bu kez devlet heyeti de konuşmalara daha aktif müdahil oluyor. Bu önemli detay çünkü daha önceki görüşmelere dair sızan notlardan biliyoruz ki genelde Öcalan ve sizler konuşursunuz sadece. Bu son görüşmeye kadar devlet görevlilerinin çok nadir araya girdiğini izledik. Oysa sizin bu son aktardığınız bilgi üzerinden anladım ki 27 Mart 2026 görüşmesi iki tarafın müzakeresi şeklinde geçmiş. Doğru mu?

Ağırlıklı olarak, devlet ve Sayın Öcalan’ın diyalog kurduğu bir görüşme diyelim.

*Ekim 2025’te bu son süreç başladığında beri sizin önünüzde bu tür bir diyalog ilk defa oluyor diye anlıyorum. Yani aslında bu bir müzakereydi…

Artık bazı şeylerin somutlaşması gerektiğine olan inançla aslında bir diyalog kuruldu. Öyle diyelim bence.

*Ama ilk defa böyle bir şey oldu.

Evet, evet.

'DEVLET HEYETİ ZATEN BİZSİZ DE GİDİP ÖCALAN İLE GÖRÜŞÜYOR'

*MİT Başkanı da var mıydı?

Görüşmeye katılan biri olarak devlet heyetinde kimler olduğunu paylaşmamın çok doğru olacağını düşünmüyorum. İsimlerden ziyade görüşmenin kendisini önemli buluyoruz. Ama zaten devlet heyeti bizsiz de gidip Sayın Öcalan ile görüşmeler yapıyor.

*Öcalan ile kamuoyundan habersiz görüşmeler yapıyorsunuz?

Hayır, devlet yetkilileriyle. Siyasi partilerle, devlet yetkilileriyle, sürecin parçası olan kesimlerle bazen kamuoyuna yansımayan görüşmeler yapıyoruz. Dolayısıyla bu görüşmelerin de önemli olduğunu düşünüyorum ama toplum somut adım istiyor. Somut adımı her iki taraf açısından da söylüyorum. Çünkü iki tarafın da beklentisi var ve iki taraf da somut adım atılması gerektiğini hem düşünüyor hem söylüyor. Şimdi bunların artık hayata geçmesi lazım. Sürecin de güven verebilmesi açısından bunu söylüyorum. Çünkü süreç bazen güvensiz bir şeye dönüşebiliyor. Yani güvence vermeyebiliyor. Toplum şunu soruyor; “Olacak mı?” Kafalarda soru işaretleri var, kaygılar var. Bu kaygıları giderecek adımlar atılmalı.

*Önceki eş başkanlarınız Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın AİHM kararlarına ve Devlet Bahçeli'nin bu konuyu gündemde tutmasına rağmen hâlâ serbest bırakılmamış olmaları özellikle DEM Parti seçmenleri nezdinde kuvvetli şüphe gibi görünüyor.

Bize de söylüyorlar.

*Peki siz bu tezat durumu kendi tabanına izah edemediğinizi devlet tarafına söylediğiniz zaman nasıl bir geri dönüş alıyorsunuz?

Biz devletle yaptığımız her görüşmede bunu gündem yapıyoruz. “Somut adım” derken biz bunları kastediyoruz zaten. Ve Cumhurbaşkanı dahil, Sayın Bahçeli dahil her görüşmede toplumun beklentilerini isim isim aktarıyoruz. “Yok” denilmiyor, “hayır” denilmiyor ama yani bir “evet” de yok, bir “tamam” da yok. İşte sıkıntı burada. Belki bir takvime ihtiyaç var. Bir programa ihtiyaç var. Oysaki yasa gerektirmeyen AİHM kararlarının uygulanması ve kayyımların kaldırılması gibi adımların hayata geçirilmesi siyasi iklimi yumuşatacağı gibi esas başlıkların da hızlanmasına vesile olabilir.

*“İhtiyaç var” dediğinize göre devletle olan görüşmelerde belirlenen bir takvim yok ortada. Siz geçen hafta Med TV’de bu ay sonuna kadar (nisan sonu) kadar infaz yasasıyla ilgili gelişme beklediğinizi söylemiştiniz.

Görüşmenin ana çerçevesi belirlediğinde ve karşılıklı beklentilerin ifade edildiği bir zeminde, nisan ayı bir takvim olarak belirlendi evet. Bu anlamıyla nisan ya da mayıs başı diyebileceğimiz bir aralıkta somut kime adımların atılmasını bekliyoruz. Bizler de bu sürecin takipçisiyiz. Ama mevcut gidişata bakınca nisan ayı bitmeden olması zor görünüyor. Mayıs da olabilir, haziran da olabilir ama Meclis kapanmadan illa ki olmalı. Meclis temmuzda kapanmadan somut yasal düzenlemenin çıkması gerek.

*Komisyon raporunu da tüm partiler başta kendilerine göre hazırladı, sonra ortak bir metin oluştu.

Komisyon raporu bence eksikliklerine rağmen iyi. Keşke o rapor baz alınarak yasa hazırlansa. Fakat bu yasa taslağının Sayın Öcalan’la görüşülmeden çıkması sıkıntı olur.

*Öyle bir endişeniz mi var? AKP’nin baskın biçimde yasa tasarısını genel kurula indireceğini mi düşünüyorsunuz?

Öyle bir endişem yok. Ben bir mutabakat sağlanır diye düşünüyorum. Çünkü onlar da şunun farkında; Sayın Öcalan’ın “evet” demediği bir yasaya PKK nasıl “evet” diyecek?

*O halde Türkiye’ye gelip siyaset yapmak isteyen kadronun içine sinmeyeceği ve dolayısıyla da uygulamayacağı bir talimatı Abdullah Öcalan verebilir mi?

Sayın Öcalan yöntem olarak kendi örgütüyle istişare etmeden ve ortaklaşmadan somut kararlar vermemeye özen gösteren bir lider. Farklı yollarla elbette ki örgütüyle iletişim kurulabilir, kurmalıdır. Kongre öncesinde yapıldı. Buna benzer bir yöntemle Öcalan’ın kendi örgütüyle bu meseleyi konuşması lazım, tartışması lazım, onayını alması lazım. Bir mutabakat sağlaması lazım ki bu yasa o haliyle genel kurula gelsin ve tartışmasız geçsin en azından. Ben bunun olabileceğini düşünüyorum. Devlet heyetinden iktidar mensuplarına muhalefet mensuplarına kime sorsam, herkes olması gerekenin bu olduğunu ifade ediyor. Çünkü herkes Öcalan’ın kendi örgütüne direkt kabul ettirmediği bir şeyi örgütün çok fazla dinlemeyeceği ve kabul etmeyeceği gerçekliğini biliyor. Bir şeyi ancak Sayın Öcalan onlara kabul ettirebilir. Herkes bu noktada aynı görüşte.

'ÖCALAN CHP'YE YAPILANLARDAN RAHATSIZ'

*CHP’lilerin de bu konuda sizinle hemfikir olduğunu söylediniz. Biraz burada CHP’nin tüm bu süreçteki konumunu kendi zaviyenizden anlatın isterim. Elbette Öcalan’ın bu konudaki görüşlerini de kamuoyu merak ediyor. Zira iktidar eliyle CHP’ye yönelik olarak yürütülen bu topyekûn operasyonu Öcalan neredeyse görmezlikten geliyor gibi bir görüntü var. En azından sızan görüşme notlarında bu konuda fazla değerlendirmesini görmedik. Oysa kendisinin tarihi çağrısı 27 Şubat 2025’te gelmişti. 20 gün sonra ise İmamoğlu operasyonuyla birlikte CHP’ye dönük tazyik başladı. Tam çözüm sürecinde bir aşamaya gelinmişken iktidarın bir yandan da toplumu gerecek biçimde CHP’yi ablukaya almış olması Öcalan ile görüşmelerinizde konuştuğunuz bir şey mi?

Bu meseleyi bizim Sayın Öcalan’a anlatmamıza gerek yok, zaten takip ediyor. Sürekli izliyor. CHP’ye yapılanlardan oldukça rahatsız. Zaman zaman ifade ediyor. Çünkü bu süreç sadece Kürtleri ilgilendiren bir süreç değil. Ya da sadece Kürtlerin geleceğini garanti altına alacak bir süreç değil. Türkiye toplumunun tamamını gelecek zaman içerisinde ilgilendirecek olan bir süreç. Tamam CHP sürece sahip çıkıyor, komisyona üye verdi, komisyondaki üyeleri gerçekten çok büyük katkılar sundular raporun çıkmasına. Sayın Özgür Özel’in açıklamaları ve desteği çok kıymetli bizim açımızdan. Fakat Sayın Öcalan sürece biraz daha sahip çıkmaları gerektiğini düşünüyor. Bazen bunu ifade ediyor. CHP’nin biraz daha cesur adımlar atması gerektiği yönünde sözü var. Ama şimdi bunun yanında tabii ki CHP’nin zorlandığını biliyoruz. Tabanından, kendi seçmeninden baskı altında olduğunu biliyoruz. Kendi PM’si, MYK’sı büyük bir baskı kurdu CHP yönetimi üzerinde. “Bir taraftan bize bunlar yapılıyor, diğer demokratikleşme adı altında bir süreç yürütülüyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” diyenler var.

*CHP seçmeni bir de şunu soruyor partisine: “Cumhurbaşkanı Erdoğan bu süreci bir kere daha seçilmek için ve Kürtlerin oyunu almak için girdi. Bunun farkında mısınız?”

Sayın Özgür Özel’in sürece dair yaklaşımı pozitif. Bunda gerçekten bir sıkıntı yok. Ama hükümetin, AKP-MHP ittifakının CHP’ye dair yaptıkları yanlış. Bunu çok net söylüyorum. Yani bir taraftan demokratikleşme adımları atılırken, diğer taraftan antidemokratik uygulamaları yapmak birbiriyle çelişkili. Fakat bizim açımızdan bir seçim hesabı yok bu işin içinde, onu da net olarak söylemek isterim.

*İki lider açısından da bunu söyleyebilir misiniz? Çünkü Devlet Bahçeli’nin bir seçim hesabı içinde olmadığı net de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın pozisyonu açısından da bu kadar net konuşabiliyor musunuz?

Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Bahçeli ile yaptığımız görüşmelerde hiçbir zaman seçim gündeme gelmedi.

*Şunu söylüyorsunuz; “Cumhurbaşkanı Erdoğan ne İmralı heyeti olarak bize ne DEM Parti yönetimine ‘Gelin birlikte anayasayı değiştirelim. Ben Kürtleri rahatlatacak ifadeleri anayasaya koydurayım, siz de benim Cumhurbaşkanı kalmamın önünü açacak düzenlemelere destek verin’ gibi bir mesaj verdi. “Böyle bir konuşma geçmedi” diyerek bunu söylemek istiyorsunuz herhalde değil mi?

Hayır, hiç olmadı. Bizim gündemimizde asla böyle bir şey olmadı şimdiye kadar. Ama biz kendisiyle görüşmelerde CHP konusunu gündem yapıyoruz. “CHP üzerindeki baskı durmalı” diyoruz.

*Bir cevap veriyor mu Sayın Cumhurbaşkanı buna?

Yok cevap vermiyor. Şöyle söyleyeyim; Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığımız görüşmelerde genel olarak aslında biz konuşuyoruz. Orada işte devlet yetkilileri de var biliyorsunuz. Onlar da konuşuyorlar. Sayın Cumhurbaşkanı dinleyen bir pozisyonda ama sonuçta da temennisini de ifade eden bir yerde duruyor. Fakat bu tür konuların konuşulmadığını özellikle ifade etmek isterim.

*Yeni parti kuruyor musunuz?

Bu konuda kararı verecek olan yetkili kurullarımız olacak elbette. Yeni bir parti kurulacak demek eksik olabilir.

*Uzun zamandır Ankara kulislerinde bu yapılacak değişikliklerle beraber partinin fiilen Öcalan tarafından yönetilecek bir şekilde formatlanacağı dedikodusu var. Bu arada siz de zaten Öcalan’ın baş müzakereci statüsünün net bir yasal çerçeveyle teyit edilmesini talep ediyorsunuz. Bu tam olarak ne anlama geliyor? “Hukuki statü” ile ne kastediliyor?

Öcalan bir süreç yürütüyor değil mi? Kendisi bu sürecin baş müzakerecisi. Öcalan olmasaydı PKK silah bırakır mıydı? Hayır. Öcalan olmasaydı PKK kendini fesheder miydi? Bu da hayır. Şimdi daha önümüzde yol var. Aşama aşama bu süreci tamamlamaya çalışacağız. O yüzden Sayın Öcalan’ın bir statüye ihtiyacı var. Yani bir konuma ihtiyacı var. Bakın konut demiyorum. Bir konum diyorum.

*Konut da var zaten, o ayrı.

Yani konut olsa da olmasa da Sayın Öcalan’ın derdi bu değil gerçekten.

*Öcalan’ın derdi olmayabilir ama bir hazırlık yapıldığını biliyoruz. Adalet Bakanı Öcalan’a özel bir villa yapıldığı haberlerini yalanlamış olabilir ama orada bir takım yeni binalar inşa edildiğini inkâr etmedi.

Biz hâlâ Sayın Öcalan'la her zaman toplantı yaptığımız yerde görüşüyoruz.

*Öcalan’la devlet heyetinin bir biçimde müzakere ettiği son görüşmede kendisinin sıfatı gündeme geldi o halde değil mi?

Evet. Konuşuldu elbette. (HABER MERKEZİ)

Röportajın tamamı için tıklayınız: https://t24.com.tr/yazarlar/cansu-camlibel/dem-parti-imrali-heyeti-uyesi-pervin-buldan-ocalan-chpye-yapilanlardan-oldukca-rahatsiz-biz-cumhurbaskani-ile-gorusmelerde-chp-uzerindeki-baski-durmali-diyoruz-cevap-vermiyor,54731

Pervin Buldan DEM Parti İmralı heyeti süreç PKK Lideri Abdullah Öcalan Recep Tayyip Erdoğan