'Küçükçekmece Gölü birinci derece sit alanı ilan edilmeli'

'Küçükçekmece Gölü birinci derece sit alanı ilan edilmeli'
Yayınlanma:
A+ A-
Prof. Dr. Meriç Albay, Küçükçekmece Gölü’nde biyolojik çeşitliliğin yok olduğunu belirtti. Prof. Dr. Albay, ‘Alanın 1. Derece sit alanı ilan edilmesi, yapılaşmanın kesinlikle durdurulması lazım. Yoksa biz bu alanı kaybedecek gibi gözüküyoruz’ dedi.

Artı Gerçek-Küçükçekmece ve Avcılar arasındaki Küçükçekmece Gölü'nün temizlenmesi ve kaybedilen biyolojik çeşitliliğin yeniden kazandırılması için 'Küçükçekmece Lagününün Su Kalitesinin İzlenmesi' projesi başlatıldı.

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi ile Avcılar Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilecek projeyi yöneten Deniz ve İçsu Kaynakları Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meriç Albay, "Lagünün MR'ını çekmeye çalışıyoruz. Burada havalandırma, dip çamurunun uzaklaştırılması, belki de bir biyomanipülasyonla bunların arka arkaya uygulanabilecek teknikler uygulanabilir. Öncelikle dip çamuruyla ilgili ön plan yapmakta fayda var. Dipte büyük bir atık yükü bizi bekliyor" dedi.

1k.jpg

‘LAGÜNÜN MR'INI ÇEKMEYE ÇALIŞIYORUZ’

DHA’da yer alan haberde Prof. Dr. Meriç Albay, Küçükçekmece Gölü'nün İstanbul'un ortasında çok önemli bir su kaynağı olduğunu belirterek şunları söyledi:

"Zamanla sanayinin ve yeni yerleşimin oluşmasıyla milyonların üzerinde insanın durduğu bir yer. Sanayi atıklarını, evsel atıkları vererek kirletmişiz. Şehrin ortasında bir yer ve titizlikle izlenmesi gereken bir alan.

Avcılar Belediyesi birlikte çalışma önerisinde bulundu. Su kalitesinin izlenmesi amacıyla bir proje başlattık. Lagünün MR'ını çekmeye çalışıyoruz. Şu anda sıkıntı nedir? Dipte hangi sorunlar var? Çevrede hangi sorunlar var? Bunları anlamaya çalışıyoruz. Aşağı yukarı 40-50 parametre ölçüyoruz.”

‘SORUN 90'LARDAN BERİ YAŞANIYOR, SIKINTI GİTTİKÇE BÜYÜYOR’

Sorunun gittikçe büyüdüğünü ifade eden Prof. Dr. Albay, "Düzelme anlamında çok fazla bir şey yok. Biz bu sorunu 1990'lardan beri yaşıyoruz. Her yıl düzenli aralıklarla balık ölümleri oluyor” ifadelerini kullandı.

2k.jpg

‘MİKROBİYOLOJİK BAKIMDAN BALIKÇILIĞIN KESİNLİKLE ENGELLENMESİ LAZIM’

Bazı balıklar burayı göç yolu, bazılarının da üreme alanı olarak kullandığını ifade eden Prof. Dr. Albay sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şehrin ortasındaki bu canlı müzeyi amacına uygun olarak kullanamadığımız için berbat hale getirmişiz. 1950'lerin sonunda 60'ların sonuna kadar, 20 ton balık avlanıyormuş. 27 türün üzerinde balık varmış. Şu anda 2-3 türden bahsediyoruz. Kaya ve kefal balıkları var. Balıkçılığın yapılmaması lazım. Su kalitesi oldukça kötü. Mikrobiyolojik bakımdan balıkçılığın kesinlikle engellenmesi lazım. Kontrol edildiğini düşünüyorum ama, daha dikkatli olmak lazım. Halk sağlığı önem arz ediyor. Burası aslında 20-30 türün barınıp üreyebileceği bir alan ama, kirleticilerden dolayı artık barınma şansı yok.”

‘YÜZMEYE İZİN VERİLMEMELİ’

Prof. Dr. Albay, gölde yüzmenin engellenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Burada kesinlikle bunun engellenmesi lazım, su oldukça kötü. Mikrobiyolojik olarak insanlarda birçok sağlık problemi yaratabilir” dedi.

‘BİRİNCİ DERECE SİT ALANI İLAN EDİLMESİ LAZIM’

Halk sağlığı bakımından büyük risk taşıdığını da belirten Prof. Dr. Albay son olarak şunları kaydetti:

"Şehrin ortasında bir çocuğun topu lagüne kaçırsa bile, bana göre elini o suya değdirmemesi lazım. Lagün mikrobiyolojik bakımdan sıkıntılı bir yer. Gizli de olsa, orada balık tutuluyor. Bunlar insanlar tükettiği zaman, halk sağlığını tehlikeye atacağız.

Biyolojik çeşitliliği kaybediyoruz. Orası kuş göçü yolu üzerinde, b sınıfı sulak alan. Bir sulak alanı kaybetmek, ülkemiz için hoş bir şey değil. Dünya biyolojik rezervleri için de büyük kayıp olur. Şu an kalan yeşil alanların 1. derece sit alanı ilan edilmesi lazım. Yapılaşmanın kesinlikle durdurulması lazım. Yoksa biz bu alanı kaybedecek gibi gözüküyoruz.”HABER MERKEZİ)

Öne Çıkanlar