KCK’den Özerk Yönetim'in seferberlik çağrısına destek

KCK, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıların tüm Kürtlere dönük bir 'komplo' olduğunu belirterek, Özerk Yönetim’in seferberlik çağrısına destek verdi. KCK, saldırıların önceden planlandığını, uluslararası güçlerin de tutumlarıyla saldırıların parçası olduğunu söyledi.

KCK’den Özerk Yönetim'in seferberlik çağrısına destek

Artı Gerçek - Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Suriye'deki gerilimi azaltmak ve çözüm niyetlerini göstermek amacıyla dün (17 Ocak 2026) Der Hafir ve Meskene bölgelerinden çekilme kararı aldı.

SDG ve Kadın Savunma Birlikleri (YPJ), uluslararası güçlerin arabuluculuğunda varılan anlaşma gereği güçlerinin geri çekilmesi sürecinde Şam geçiş hükümetine bağlı grupların anlaşmayı ihlal ettiğini kaydetmişti.

Der Hafir ve Meskene'de başlayan saldırılar daha sonra Tabka, Tişrin, Mensura, Rakka ve Derazor kırsalına da sıçradı. Çatışmaların yayılması üzerine Özerk Yönetim 'seferlik ilan ettiğini' açıkladı.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı de yazılı bir açıklama yayımlayarak, Özerk Yönetim'in 'seferberlik' çağrısına destek verdi.

KCK yaptığı açıklamada, "Seferberlik çağrısına halkımız karşılık vermelidir” vurgusu yaptı.

'ULUSLARARASI KURUMLAR DA SALDIRILARIN ORTAĞI'

Mezopotamya Ajasın'da yer alan KCK’nin açıklaması özetle şöyle:

“Halep’teki Kürt mahallelerine saldırıdan sonra Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye’ye de saldırı başlatılmıştır. Bu saldırıları Türk devleti desteğinde HTŞ ve Türkiye’ye bağlı çeteler yapmaktadır. Bu saldırı Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye şahsında tüm Kürtlere ve bölge halklarına karşı gerçekleştirilen bir komplodur. Bölgede askeri ve siyasi olarak var olan uluslararası güçler de politika ve tutumlarıyla bu komplonun ortağı olmuşlardır.

Rêber Apo, Suriye’deki gerilimin düşürülmesi için Kuzey-Doğu Suriye özerk yönetimine güven artırıcı bazı adımlar atılması mesajını iletmiştir. Şam yönetimine de çatışmadan kaçınması çağrısında bulunmuştur. Türk devleti de bu çağrıların yapıldığını bilmektedir.

'GÖRÜŞMELER BİR OYALAMA YÖNTEMİ OLARAK KULLANILDI'

Özerk Yönetim yetkilileri, 4 Ocak’ta ABD’li yetkililerin gözetiminde yapılan görüşmelerde olumlu bir sonuç alınmışken, Türkiye etkisindeki Şeybani’nin bu toplantıya müdahale ettiğini, ortak açıklama yapılmasını engellediğini açıklamıştır. Böylece uzlaşma ve anlaşma sabote edilmiş, Kürt mahallelerine saldırılmıştır. Bu gerçeklik bu saldırıların önceden planlandığını, görüşmelerin de bir oyalama yöntemi olarak kullanıldığını göstermektedir.

'TÜRKİYE AKTİF BİR BİÇİMDE SALDIRILARDA YER ALDI'

Bu savaşın planlanmasında ve yürütülmesinde Türk devleti de aktif biçimde yer almıştır. HTŞ lideri Colani başından beri gerici ve tekçi anlayışla sürekli Kürtleri tehdit etmiş, Kuzey-Doğu Suriye özerk yönetiminin uzlaşma çabalarına cevap vermemiş, baskıcı iktidarlarına boyun eğilmesini istemiştir. Yapılan bu saldırılar Kürtler, Araplar, Süryaniler ve diğer halkların demokratik ulus anlayışıyla kurduğu özerk yönetimi dağıtmayı amaçlamaktadır. Suriye’de tek ulus ve tek inanca dayalı faşist bir sistem yaratılmak istenmektedir.

'ULUSLARARASI GÜÇLER DAİŞ ZİHNİYETLİ HTŞ DESTEKÇİSİ OLDU'

Bu saldırılar kapitalist modernist uluslararası güçlerin kendi çıkarları için her türlü değeri çiğneyebileceklerini bir daha göstermiştir. Kürtler ve Kuzey-Doğu Suriye halkları DAİŞ’e karşı savaşta 10 binden fazla şehit, on binlerce yararlı vermiştir. Uluslararası güçler bu süreçte DAİŞ’e karşı direnen Kürtlerin yanında yer alma tutumu içinde olmuştur. Kendi çıkarlarını bunda görmüşler, ama DAİŞ yenilgiye uğratıldıktan sonra Kürtlerin ve Kuzey-Doğu Suriye halklarının özgür ve demokratik yaşam mücadelesine gereken desteği vermemişlerdir. Colani’yi kendi çıkarları için Şam’ın hakimi yaptıktan sonra DAİŞ’e karşı 10 binden fazla şehidi, on binlerce yaralısı olan Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye halklarının değil, DAİŞ zihniyetli HTŞ’nin destekçisi olmuşlardır.

Kürtler demokratik ulus anlayışıyla Araplar, Süryaniler ve diğer halklarla birlikte Ortadoğu için örnek bir model yaratmışken; HTŞ yönetimi Alevilere, Dürzilere ve Kürtlere saldırarak Ortadoğu’daki bu demokrasi vahasını ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Uluslararası güçler de HTŞ’ye verdikleri desteklerle nasıl bir Ortadoğu istediklerini ortaya koymuşlardır. Böylece demokrasi ve kadın hakları konusu sadece yüzlerindeki bir maske olmaktadır.

ÖZERK YÖNETİM'İN 'SEFERBERLİK ÇAĞRISINA' DESTEK

Bu saldırılar sadece Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye’ye değil, tüm Kürtlere yönelik bir komplodur. Kürtlerin hiçbir yerde irade ve güç olması istenmemektedir.

Bu açıdan tüm Kürtler bu saldırıları kendilerine karşı yapılmış olarak görmeli, ulusal birlik ve tutum tam da bugünlerde gösterilmelidir. Kürtler, bu savaşı var olma ve onur savaşı olarak görerek tüm imkanlarıyla bu mücadelenin içinde olmalıdır. Bu açıdan Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin seferberlik çağrısına Kürdistan’ın tüm parçalarındaki halkımız karşılık vermelidir.

HTŞ’nin saldırıları aslında Suriye’nin de geleceğine yönelik bir komplodur. HTŞ de bu komplonun yürütücüsüdür. Özerk yönetim Kürt-Arap birliğini yaratmışken; HTŞ Kürt-Arap düşmanlığı yaratmak istemektedir.

Kürtlerin ve Arapların kardeş olarak yeni bir Suriye yaratmalarına yönelik her saldırıya karşı Arap halkı ve tüm demokratik güçler de karşı koymalıdır. En değerli kazanım olan Kürt-Arap kardeşliği korunmalıdır.

Kuzey-Doğu Suriye halkları şimdiye kadar her türlü saldırıya karşı birlikte karşı koymuşlardır. Özgür ve demokratik yaşamlarını korumak için ise bu saldırının püskürtülmesi de şarttır. Bu açıdan Kuzey-Doğu Suriye özerk yönetimi seferberlik çağrısı yapmış, başta gençler olmak üzere tüm halkı SDG’nin yanında savaşmaya çağırmıştır. DAİŞ’e karşı nasıl ki yediden yetmişe herkes silahlandıysa şimdi de böyle bir tutumun gösterilmesi gerekir.

'KUZEY VE DOĞU SURİYE ÖZ GÜCÜNE GÜVENMELİ'

Halep’te başlayan ve tüm Kuzey-Doğu Suriye’ye yayılan saldırılar halkların sadece kendi öz güçlerine güvenerek varlık ve özgürlük mücadelesi verebileceklerini göstermiştir. Suriye’deki tüm Kürtler de bugüne kadar öz güçlerine güvenerek mücadele etmişler, tüm kazanımlarını böyle sağlamışlardır. Bu açıdan Kürtler ve tüm Kuzey-Doğu Suriye halkları bu saldırılar karşısında öz güçlerine güvenmelidirler.

'SALDIRILAR SÜRECE SABOTAJDIR'

Türkiye’de Rêber Apo’nun inisiyatifinde barış ve demokratik toplum süreci yürürken bu saldırılar aynı zamanda barış ve demokratik toplum sürecine bir saldırı ve sabotajdır. Kürt-Türk kardeşliğini, halkların kardeşliğini istemeyenler, geçen yüzyıldaki gibi Türkiye’yi savaşın içinde tutmak isteyen güçler HTŞ’yi bu saldırının içine sokmuşlardır. Türkiye’deki Kürtlere kardeşimiz denilirken Suriye’deki Kürtlere yönelik düşmanca bir tutum içine girilmiştir. Bazı hükümet yetkililerinin açıklamaları ve basının Suriye’deki savaşı verme biçimi bunun ifadesi olmaktadır." (DIŞ HABERLER)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Kuzey ve Doğu Suriye (Rojava) Demokratik Özerk Yönetimi kck şam