Le Monde: Libya'nın yeni başbakanı Rusya ve Türkiye'ye yakın

Le Monde: Libya'nın yeni başbakanı Rusya ve Türkiye'ye yakın
9 Şubat 2021 Salı günü Artı TV'de yayınlanan 'Global Medya Günlüğü'nde seçilmiş altı yazının özetleri.

9 Şubat 2021 Salı günü Artı TV'de yayınlanan 'Global Medya Günlüğü'nde seçilmiş altı yazının özetleri:

LE MONDE GAZETESİ LİBYA’NIN YENİ BAŞBAKANI ABDÜLHAMİD DİBEYBE’NİN TÜRKLERE VE RUSLARA YAKIN BİR İSİM OLDUĞUNU YAZIYOR

FREDERIC BOBIN
LE MONDE/FRANSA
LİBYA’NIN YENİ BAŞBAKANI

Libya yeni başbakanı Abdülhamid Dibeybe 5 Şubat günü, Cenevre’de 74 delegeden oluşan bir seçim heyeti tarafından seçildi. Dibeybe’nin seçilmesinin birçok gözlemcinin endişesine neden olduğunu yazan Frederic Bobin, yeni Başbakanın siyasi hırslarını hiç gizlemediğine, Muammer Kaddafi gölgesinde bir servet edindiğine dikkat çekiyor.

Kuzeni Ali Dibeybe’nin 1989-2011 yılları arasında büyük bayındırlık projelerine uluslararası yatırımları çekmekten sorumlu kamu şirketi ODAC’ın patronu olduğunu yazan Bobin, şu sözlerle devam ediyor: "Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun 74 seçmeni arasında Cenevre'de bulunan Ali Dibeybe, oyları kuzeni Abdülhamid lehine seferber etmek için çok aktifti. Hatta oy satın alma söylentileri dolaştı, ancak kanıtlanamadı." Yeni başbakanın ticari çıkarlarının onu Türkiye’ye yakınlaştırdığını da yazan Bobin, Dibeybe’nin Libya pazarıyla ilgilenen başlıca Türk devlet firmalarının Libya'daki temsilcisi olduğuna dikkat çekiyor ve devam ediyor: "Ankara ile bu yakınlık Dibeybe’nin yabancı basına ilk röportajını neden Anadolu Haber Ajansı’na verdiğini de açıklıyor."

Dibeybe’nin Moskova ile de yakın ilişkileri olduğuna dikkat çeken Bobin, yeni Başbakanı bekleyen sıcak dosyalar arasında petrol gelirlerinin paylaştırılması konusunun yer aldığını vurguluyor. Libya’daki yabancı asker mevcudiyetinin de önemli konu başlıklarından olduğunu belirten Bobin, "Türk kuvvetleri Sarraj’ı desteklemek için Trablus’a yerleşti, Ruslar ise Hafter’e destek vermek için Fizan ve Sirenayka’da" diye yazıyor. Dibeybe’nin yabancı güçlerin gidişini sağlamak konusunda nasıl bir rol oynayacağının bilinmediğini belirten Bobin, "Ankara ve Moskova’nın kendisine verdiği destek ciddi şüphe yaratıyor" yorumunu yapıyor.

yazının devamı...


AMERİKA’NIN SESİ HDP’YE YÖNELİK BASKILARIN ARTTIĞINI, PARTİNİN KAPATILMASINA YÖNELİK ZEMİN HAZIRLANDIĞI GÖRÜŞLERİNE YER VERİYOR.

DORIAN JONES
VOICE OF AMERICA/ABD
HDP’YE YÖNELİK BASKILAR

Amerika’nın Sesi, kitlesel tutuklamaların ardından HDP’nin son günlerde parti kapatma çağrıları ile karşı karşıya olduğunu yazıyor. 16 bin üyesi gözatlına alınan HDP’nin eşi görülmemiş bir yasal baskı ile karşı karşıya olduğunu yazan Dorian Jones, "Geçen ay HDP'nin kilit üyelerine karşı geniş kapsamlı bir kovuşturma açılması, bazı gözlemciler tarafından partinin kapatılmasına zemin hazırladığı şeklinde yorumlanıyor" diye yazıyor. 2014 yılında 108 kişinin başsavcılık tarafından suçlandığını hatırlatan İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye araştırmacısı Emma Sinclair Webb, ""İddianamede gördüğümüz şey, 2014'teki şiddetli protestolar sırasında 37 kişinin öldürülmesinde siyasetçileri sorumlu tutmak için kullanılan birçok tweet ve siyasetçi konuşmasıdır" diyor.

Artan HDP baskısının Avrupa Birliği ile ilişkilerini iyileştirmeye çalışan ve ilişkilerde yeni bir sayfa vadeden Erdoğan için uygunsuz bir zamanda meydana geldiğine dikkat çeken Ankara merkezli Dış Politika Enstitüsü başkanı Hüseyin Bağcı, "Türkiye cumhurbaşkanının itibarı tehlikede; sorun bu. Avrupalılar Türkiye'den artık söz istemiyor, eylem bekliyor; Türkiye harekete geçmeli" diyor. Gözlemcilere göre, AKP’nin kamuoyu yoklamalarında düşüşe geçmesiyle Erdoğan, HDP'ye karşı daha sert bir duruş için baskı yapan milliyetçi koalisyon ortağı MHP’nin desteğine giderek daha fazla bağımlı hale geldi. 2023 seçimlerinin erkene çekilebileceğine değinen analistlere göre, Kürtlerin çoğunlukta olduğu güneydoğudaki oyların geleneksel olarak HDP ile AKP arasında bölündüğü göz önüne alındığında, HDP kapatılırsa Erdoğan seçim avantajı elde edebilecek.

yazının devamı...


ŞANLIURFA’DA ORTAYA ÇIKAN MONOLİTİN BÜYÜK İLGİ GÖRDÜĞÜNÜ YAZAN NEW YORK TİMES GAZETESİ DÜNYANIN FARKLI YERLERİNDE ORTAYA ÇIKAN BU MONOLİTLERİ YAPANLAR HAKKINDA PEK BİLGİ OLMADIĞINI BELİRTİYOR

DANIEL VICTOR
NEW YORK TIMES/ABD
"BU MONOLİTİN SİLAHLI MUHAFIZLARI VARDI"

Amerika ve Romanya’dan sonra monolitlerin sonuncusunun Türkiye’de ortaya çıktığını yazan New York Times gazetesi, bu gizemli metalin pandemi günlerinde gündemin en ilgi çeken konularından biri olduğuna dikkat çekiyor.

Daniel Victor, "Bir sanat projesi ya da pandeminin neden olduğu can sıkıntısının bir yansıması olan monolitler, kısa bir süre için dünyanın dikkatini çekti. Çoğunu kimin yarattığı ya da neden yarattığı bilinmiyor ama başkanlık devir teslimi, Myanmar devrimi ya da Netflix’te Bridgerton dizisi gibi başka olaylar arasında kültürel açıdan ön plana çıkamadan gündemden düştü. Ancak en son monolit öncekilerde olmayan bir şeye sahipti: silahlı muhafızlar" diye yazıyor.

Jandarmanın Şanlıurfa’da monoliti kimin koyduğunu bulmak için soruşturma başlattığını yazan Victor, monolitin etrafından nöbet tutulduğunu belirtiyor.

Öteki monolitlerden farklı olarak bu monolitte yazıt olduğunu Göktürk alfabesinde "Gökyüzüne bak ayı gör" yazdığını belirten Victor, "Meraklı vatandaşlar monoliti görmek için bölgeye akın etti; Edirne'den gelen bir çift bile vardı" diyor. Monoliti yaratanların ne düşünceyle yaptıkları hakkında spekülasyon yapmanın bir çılgınlık olacağını savunan Victor, "Daha önceki iki monolit için sorumluluk üstlenen gruplar oldu, bunlardan bir tanesi "gerilla sanat parçası" adı altında çalışma yapan dört sanatçıdan oluşan bir grup. Diğer monolitler hakkında da sanattan doğaüstüne  kadar çok sayıda teori var" diye yazıyor.

yazının devamı...


EKATİMERİNİ GAZETESİ AMERİKA’NIN KIBRIS KONUSUNDA İKİ TOPLUMLU FEDERASYON DURUŞUNU DEVAM ETTİRECEĞİNİ, DURUŞUNDA HERHANGİ BİR DEĞİŞİKLİK OLMADIĞINI YAZIYOR.

PAVLOS PAPADOPOULOS
EKATIMERINI/YUNANİSTAN
İKİ DEVLETLİ KIBRIS

Ekatimerini gazetesine konuşan Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nde (CSIS) Avrupa, Avrasya ve Kuzey Kutbu'ndan sorumlu kıdemli başkan yardımcısı Heather A. Conley, Biden yönetiminin Avrupa ve Ortadoğu politikalarını değerlendiriyor. Amerika Başkanı Biden’ın Türkiye’ye yaklaşımını ele alan Conley, "Türk hükümeti Avrupa Birliği ile yeni bir diyalog başlatmaya çalışıyor... Amerika Türkiye’yi Avrupa-Atlantik topluluğunda yeniden sabitlemek için çalışmaya devam edecektir. Bence sorulması gereken soru Türkiye bu toplulukta kalmak istiyor mu?" diyor.

Amerika ve Avrupa Birliği’nin Türkiye meselesini beraber ele alması gerektiğini savunan Conley, Fransa ve Almanya’nın bu denklemin farklı taraflarında olduğuna dikkat çekiyor. Amerika’nın ise bölgeye yönelik politikasında değişiklik ve yeni bir dengeleme yaptığını söyleyen Conley, şu sözlerle devam ediyor: "Amerika-Yunanistan arasındaki güçlü ilişkiler Yunanistan’a fayda sağladı. Batı perspektifinden baktığınızda ise, Amerika giderek istikrarsızlaşan Türkiye’nin bölgesel politikası etrafında istikrar sağlayıcı bir sistem kurmaya çalışıyor." Amerika’nın iki devletli Kıbrıs konusuna yaklaşımını da değerlendiren Conley, Amerika’nın iki devletli çözüm kavramını kabul edeceğine yönelik hiç açıklaması olmadığına dikkat çekiyor.

Conley, "Çözüm, iki toplumlu bir federasyon olarak devam ediyor. Bu yüzden bu duruşun herhangi bir şekilde değiştiğine inanmıyorum. Tabii Kuzeyde işler değişti. Liderlik değişikliği önemli ve işleri çok daha zor hale getirecek. Öte yandan, Ankara'da Kıbrıs'a milliyetçi perspektiften odaklanan bir koalisyon hükümeti var. Dolayısıyla iki devletli çözüm arzusunu üreten iki dinamik var. Önümüzdeki BM görüşmelerinin başarılı sonuç verip vermeyeceğini göreceğiz ama Amerika’nın tutumunda herhangi bir değişiklik hissetmiyorum."

yazının devamı...


BOĞAZİÇİ PROTESTOLARINI DEĞERLENDİREN AL MONITOR, CUMHURBAŞKANININ, LAİK VE DİNDAR GENÇLİĞİN YÖNETİMİNE KARŞI ÇIKMADA BAŞARILI OLMASINDAN ENDİŞE DUYDUĞUNU YAZIYOR

AMBERİN ZAMAN
AL MONITOR/ABD
YÖNETİME KARŞI ÇIKAN GENÇLİK

Al Monitor, Ocak ayından beri devam eden üniversite gösterilerinin Gezi protestolarından bu yana en büyüğü olduğunu ve Gezi olaylarında olduğu gibi bu sefer de cumhurbaşkanının halkın duygularını dikkate almayı inatla reddetmesinin bir ürünü olduğunu vurguluyor. Analistlere göre, Erdoğan Gezi ile Boğaziçi'ndeki huzursuzluk arasında paralellikler kurmaya ve ikisini de aynı komployla boğulmuş fırçayla karalamaya gayret ediyor.

İstanbul'daki bağımsız düşünce kuruluşu Istanpol'un kurucu ortağı Edgar Sar, "Bu tür kutuplaşmalar, Erdoğan’a şimdiye kadar kendi lehine bir çoğunluk oluşturmasına yardımcı olduğu için her zaman yararlı ve işlevsel olmuştur" yorumunu yapıyor. Ekonomik sıkıntıların arttığı ve hükümetin Covid-19 salgınına yönelik politikalarının eleştirildiği bir dönemde bu taktiğin eskisi gibi işe yaramayabileceğini savunan Sar, "Gezi'den farklı olarak mevcut gösterilerin "ağırlıklı olarak tek bir konuya dayandığına" vurgu yapıyor. Gezi protestolarının hızla başka şikayetleri de barındıran bir platforma dönüştüğünü söyleyen Sar,"Hükümetin bunu kazananı olmayan bir güç mücadelesi olarak gördüğü açık, çünkü herhangi bir kaybı zayıflıklarının ve dolayısıyla diğer kayıpların başlangıcı olarak görüyor" diyor.

Al Monitor’a konuşan Demokrasileri Savunma Vakfı'nın Türkiye programı yöneticisi Aykan Erdemir, "Cumhurbaşkanı özellikle Türkiye’nin laik ve dindar gençliğinin giderek keyfi hal alan yönetimine karşı çıkmakta başarılı olmasından endişe duyuyor" yorumunu paylaşıyor. Erdemir, "Bu tehdidi kontrol altına almak için göstericilerin tamamına suçlu muamelesi yapacak. Ancak Erdoğan kutuplaştırma taktiklerinin  Türkiye’nin dindar gençleri üzerinde daha az etkili olduğunu görmek üzere. Dindar gençlik de seküler yaşıtları gibi rekor düzeyde işsizlik ve satın alma gücündeki düşüşün yükünü taşıyor" diyor.

yazının devamı...


"SOSYAL MEDYANIN SON POPÜLER UYGULAMASI CLUBHOUSE’IN ÇİN’DEKİ ÖMRÜ KISA SÜRELİ OLDU" DİYEN NEW YORK TİMES; SANSÜRLENMEDEN ÖNCE SOHBET ODALARINDA ÇİN’İN KARA LİSTESİNDEKİ TÜM KONULARIN ELE ALINDIĞINI VURGULUYOR

AMY CHANG CHIEN VE AMY QIN
NEW YORK TIMES/ABD
CLUBHOUSE’A ÇİN’DEN SANSÜR

Sosyal medyanın son popüler uygulamalarından olan Clubhouse’un ömrü Çin’de çok uzun olamadı. New York Times sohbet odalarından oluşan Clubhouse uygulamasının sansürlenene kadar Çin’de hızlı bir şekilde popülerleştiğine dikkat çekiyor. Amy Chien, "Çinliler kısa bir süre için de olsa Clubhouse uygulamasında internet kısıtlamalarından bağımsız olarak tartışmalı konuları ele alma fırsatı buldular" diye yazıyor. "Pazartesi günü beklenen oldu ve Çinli sansürcüler devreye girdi," diyen Chien, kullanıcıların çoğunun platforma girmeye çalıştıklarında hata mesajı ile karşılaştıklarını belirtiyor ve devam ediyor: "Çin’deki çok sayıda kullanıcı için bu uygulama sınırsız sosyal medyaya açılan kısa süreli bir pencere idi.

Çin lideri Xi Jinping yönetiminde hükümet, vatandaşlarının çevrimiçi olarak okudukları ve söylediklerine yönelik dijital kontrolü artırıyor." Pekin'deki bir teknoloji girişiminin editörü olan Alex Su, New York Times’a yaptığı açıklamada bu sansürün beklendiğini, Clubhouse’da geçirdiği kısa sürede özellikle Uygurların Sincan'da ayrımcılığa uğradığına dair kişisel hikayeleri anlattığı bir sohbetten etkilendiğini belirtiyor. Su, "Bu bilgiler bizim burada genellikle erişemediğimiz bilgiler" yorumunu yapıyor.

Clubhouse’a Çin’de kaç kişinin kayıt olduğunun belirsiz olduğunu yazan Chien, "Görünüşe göre Çin'in sansür kara listesindeki her konu tartışıldı. Bir sohbet odasında katılımcılar, 1989'daki Tiananmen Meydanı baskısından hangi Çinli liderlerin sorumlu olduğunu tartıştılar. Bir diğerinde, kullanıcılar Çinli polis ve güvenlik yetkilileriyle karşılaştıkları deneyimlerini paylaştılar" diyor. Chien, Batı haber sitelerinin, Twitter, Facebook ve Instagram gibi sosyal medya uygulamalarının çoğunun Çin'de tamamen engellendiğine ve VPN'lere erişmenin giderek zorlaştığına da dikkat çekiyor.

yazının devamı...

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar