10 Ekim Barış Derneği Başkanı Sakinci: Davutoğlu konuşmalı

10 Ekim Barış Derneği Başkanı Sakinci: Davutoğlu konuşmalı
10 Ekim Barış Derneği Başkanı Sakinci, dönemin başbakanı Davutoğlu’nun “Konuşursam yer yerinden oynar” sözlerini hatırlattı. Sakinci, “Davutoğlu söylediği sözün arkasında durup bir açıklama yapsaydı bu katliam 8 yıldır bir sır olarak kalmazdı" dedi.

Esra ÇİFTÇİ


Artı Gerçek - Ankara Tren Garı’nda 10 Ekim 2015’te saat 10.04’te IŞİD tarafından düzenlenen canlı bomba saldırısında ölen 103 kişi katliamın sekizinci yıldönümünde aileleri, yakınları, siyasetçiler ve meslek örgütleri tarafından anıldı.

Katliam sonrası kurulan 10 Ekim Barış Derneği’nin Başkanı Mehtap Sakinci, patlamada eşi Avukat Uygar Coşgun’u kaybetti. Sakinci, katliamın sekizinci yıl dönümünde adalet taleplerini bir kez daha dile getirerek Artı Gerçek'e konuştu.

Avukat Mehtap Sakinci, “Gerçek adalet sağlanıncaya kadar bu katliamı unutturmamak için mücadele edeceğiz” dedi.

'DAVUTOĞLU KONUŞMALI'

Sakinci, Davutoğlu’nun “Konuşursam yer yerinden oynar” sözlerinin arkasında durmadığını söyleyerek Davutoğlu’nun katliam sonrası da “oylarımız arttı” sözlerini de hatırlattı. Sakinci, Davutoğlu’nun geçen yıl 10 Ekim’e ilişkin yayınladığı mesajın da tamamen kendi seçmenine dönük bir çıkış olduğunu, sonrasında da geri adım atıp sanki söylememişçesine tutum aldığını ifade etti.

Davutoğlu ve dönemin diğer yöneticilerinin bildiği çok şey olduğunu dile getiren Sakinci, şöyle konuştu:

“Tabi bazı şeyler unutulmuyor, öylesine yapılan gaflar olarak tarihte yerini almıyor. Sadece Davutoğlu’nun değil daha da üstlerdeki kişilerin bildiği çok şey olduğunu ve konuşmadıklarını biliyoruz. Aslında biz katilleri çok iyi tanıyoruz. Bu katliama yol verenleri, kamusal sorumluluğu olanların tamamının yargılanması gerektiğini, üstüne basa basa söylediğimizde havada kalıyordu. Geçen zaman bize şunu gösteriyor ki, dönemin siyasetçilerine, dönemin erkini elinde bulunduranlara baktığımızda bu sürecin tam olarak da bizim düşündüğümüz gibi ilerlediği ortada. Bu bizim ne kadar haklı olduğumuzu da gösteriyor. Davutoğlu her şeyden önce bir siyasetçi olarak söylediği sözün arkasında durup o zaman bir açıklama yapması beklenirdi. Yani yapılmayan bu açıklama 8 yıldır bir sır olarak kaldı.”

'SEMBOLİK BİR YARGILAMANIN ÖTESİNE GEÇMİYOR'

Yargılama süreçlerinin hiçbir şekilde ilerlemediğini söyleyen Sakinci, 10 Ekim Katliamı yargılamasında kısır döngüye girildiğini, yeni heyet değişiklerinin de avukatları zorladığını belirtti. Firari sanık yargılaması yapıldığını, firari sonuç yargılamasında ise sandalyede sanık olmadığının altını çizen Sakinci, "Sembolik bir yargılamanın ötesine geçilmiyor" dedi.

Sakinci sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çünkü firari sanıklar hiçbir zaman aranmak istenmiyor. Birilerinin elini kolunu sallayarak gelip “bir dakika bu dosyada sanıkmışım ifade vermeye geldim” demesi bekleniyor adeta. Tapelerde, telefon kayıtlarında, dijital kayıtlarda görüyoruz, ismi geçen kişilerden hariç, hücre evine giren çıkanların hepsinin kaydı var, kamera görüntüleri var. Bu kişiler X Y Z olarak tanımlanıyor. Dosyada bunlarla ilgili bir araştırmanın yapılmaması da cabası ve dosya ilerlemiyor. Davutoğlu açıklama yapacak güçte olsaydı söyleyeceği her şey çok değerli olacaktı. Biz başından beri piyonların önümüze konulduğunu düşündük. Başından beri Ankara’nın göbeğinde İŞİD’in bomba patlatabilme gücünü mutlaka başka bir yerden aldığını düşünüyoruz.”

'BÜTÜN KATLİAMLAR SİYASİ'

Bütün katliamların siyasi olduğunun altını çizen Sakinci, 10 Ekim Katliamının da siyasxi bir cinayet olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“8 yıldır hiç ilerlemeyen bir iddianameyle başlatılan ve sonrasında da birçok yönüyle karanlık kalan, klasörleri unutulan, en önemli delilleri dikkate alınmayan, Antep emniyetinden bir kayıt kuyut getirtmekte güçlük çeken Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi ile karşı karşıyayız. Kör topal dahi ilerlemeyen 8 yılın ardından bir adım dahi ilerlememiş olmanın hüznünü yaşıyoruz”

'İNSANLIKTAN ÇIKTIĞIMIZ GÜNDÜ'

Katliam günü yaşadıklarını ve eşini nasıl kaybettiğini anlatan Sakinci, o anların anlatılmayacak kadar acı olduğunu belirtiyor ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eşim Uygar Coşgun KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikasının avukatıydı. O gün mitinge görevli olarak gitmişti. Henüz 32 yaşındaydı ve 7 yıllık bir avukattı. O zaman 2 yaşında olan bir çocuğumuz vardı. Yaşamının baharında çok pozitif bir insandı. Canlı bombaya yakın olan 20 kişiden biriydi o yüzden olay yerinde yaşamını yitirdi. Saatlerce onu aradık, olay yerinde üzerine branda kapatılanlardan biri olduğu için zaten hastanede bulma şansımız yoktu. Ben Ankaralıyım, Ankara’yı çok iyi bilirim. Bunu niye söylüyorum, yolları bilirim, hastane yollarını bilirim, buna rağmen 12 saat boyunca gitmediğimiz hastane kalmadı, ben kendi adıma onlarca cenaze teşhis etmek zorunda kaldım. O gün mitinge gelenlerin yüzde 90’ı Ankara dışından gelmişti, onlar için durum çok daha zordu. Çok acı bir gündü. 10 Ekim sadece kayıplarımızı aradığımız değil, insanlıktan da çıktığımız bir gündü. Uygar başka bir insandı. Onu anlatmak kolay değil. O kadar güzel bir insanın böyle parçalanması kabul edilemez. Çok iyi bir eş, çok iyi bir baba, çok iyi bir evlattı. Biz o sabah ofisin önünden ayrılırken Uygar’a kalabalık bir ortama gireceksin dikkat et demiştim. Üzerinde yazlık bir ceket vardı, ceketini iki yana açarak “ne olabilir, paramız yok, pulumuz yok” dedi. Başına gelecek en kötü şeyin bir hırsızın parasını çalması olduğunu düşünüyordu. Bu kadar naif bir insandı, onu bulduğumuzda yazlık ceketi üstünde yanmıştı.”

'TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNDE EN BÜYÜK SİVİL KATLİAM'

Üç önemli taleplerinin olduğunun altını çizen Sakinci, birincisinin gerçek adalet olduğunu, ikincisinin katliamın unutturulmaması, üçüncüsünün de olay yerinin bir anıta, bir saygı alanına dönüştürülmesi olduğunu ifade ediyor ve sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Ankara Gar Katliamı, devlet literatüründe de, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde de en büyük sivil katliam olarak geçiyor. Biz vazgeçseydik bugün siz 10 Ekim Katliamının 8. Yılı demeyecektiniz. Böyle bir anma olmayacaktı, hepiniz unutacaktınız. Bütün Türkiye unutmaya dünden razı. Bu ülkede en kolay unutulanlar en kötü olaylardır, bu da bu ülkenin başına gelmiş en kötü şeylerden biri.”

Öne Çıkanlar