Onur Yaser Can davası: İşkenceye suç duyurusu talebi reddedildi

Yayınlanma:
A+ A-
Maruz bırakıldığı çıplak arama sonrasında yaşamını sonlandıran Onur Yaser Can'ın ölümüyle ilgili 12 yıl sonra açılan dava görüldü. Dört polis ve bir bilirkişi hakkında başlatılan yargılamada mahkeme "işkenceye suç duyurusu" talebini reddetti.

Yağmur KAYA


İSTANBUL - Gözaltında kötü muamele ve çıplak aramaya maruz bırakıldıktan sonra yaşamına son veren Onur Yaser Can’ın ölümüyle ilgili davanın üçüncü duruşması Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde görüldü. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanıkların bir sonraki celsede hazır edilmesi, işkence hakkında suç duyurusunda bulunulması ve tutuklama taleplerini reddetti. Bir sonraki duruşmada 7 Nisan 2023 tarihinde yapılacak.

41'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesi planlanan duruşma, salonunun küçük olması nedeniyle 14'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapıldı.

Duruşmaya, Onur Yaser Can'ın kardeşi Ezgi Can, CHP Milletvekili Mahmut Tanal, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Musa Piroğlu, Züleyha Gülüm, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve çok sayıda yurttaş izleyici olarak katıldı.

Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada Onur Yaser Can'ın arkadaşları mahkemede tanık olarak dinlendi.

TANIK BURAK: HAYAT DOLU BİR İNSANDI, PSİKOLOJİSİ 3 HAFTA İÇİNDE NASIL BOZULDU ANLAYAMADIK

Onur Yaser Can'la üniversiteden tanıştığını ifade eden tanık Bahattin Burak, Yaser Can'ın hayat dolu biri olduğunu ve gözaltına alındığı günden sonra kötüye gittiğini söyledi. Burak, "3 hafta içinde değişti. Takip edildiğini, muhbir olmaya zorlandığını söylüyordu. Bakışlarıyla 'Bana yardım edin' der gibiydi. Bu şaşkınlığımızı ve öfkemizi sağlayacak bir karar bekliyoruz" dedi.

Onur Yaser Can'ın hem komşusu hem de üniversite arkadaşı Mustafa Çiçek de, "Çok sevecen, neşeli, her zaman pozitif insandı. Yaser'in canının sıkıldığına hiç tanık olmadım. İlk hafta biraz daha durgundu. Bu durgunluk gittikçe ilerledi" diye beyanda bulundu.

TANIK ÇİÇEK: GÖZALTINA ALINDIĞI VE BURADA AŞAĞILANDIĞI SÖYLENDİ

Üniversite arkadaşı tanık Selda Taşkın "Gözaltına alındığı, burada aşağılandığı, kötü muameleye maruz kaldığı söylendi. Yaser 'Benim ifadem olmayan şeyleri imzalatıp ifademmiş gibi gösterdiler' dedi. Ailesine ve yakın arkadaşlarına bir şey yapılacağı korkusu vardı. Gün geçtikçe daha sessiz ve bitkin durumdaydı" dedi.

TANIK ÖZGÜR: TAKİP EDİLDİĞİNİ VE MUHBİR OLMAYA ZORLANDIĞINI SÖYLEDİ

Tanık İbrahim Emrah Özgür, beyanında şunları söyledi: "Yaser'i üniversiteden tanıyorum. Kendisi hayat dolu bir insandı. Sanatsal etkinliklerde bulunuyordu. İstanbul'da iş bulduktan sonra ev arkadaşı olduk. İstanbul'da da sosyal etkinliklere devam ediyordu. Olayın olduğu gün Yaser'in doğum günüydü. Muhtemelen Yaser takipteydi ki araçtan indiği anda yakalanmış, sonra emniyete götürülüyor. Eve geldi. Alındığında çırılçıplak soyulmuş. Yüzü duvara dönecek şekilde ayakta bekletilmiş, otur kalk yapmış. Alındıktan iki gün sonra iş yerinden Yaser'i arıyorlar. Tutanakta tarih hatası olduğu söyleniyor ve tekrar gelmesi isteniyor. Gittiğinde loş karanlık ortamda ne yazdığını pek anlayamadığı bir kağıt imzalattıldığını söyledi. Daha sonra takip edildiğini söyledi. İçindeki korku gün geçtikçe kabarmaya başladı. Bir gün öğle yemeğinde peşine birilerinin takıldığını, yanına oturduklarını söyledi. 'Bir gün gidelim, ne istiyorsunuz diye soralım' dedim ama maalesef hayata tutunamadı” diye konuştu.

KARDEŞ EZGİ CAN: SUÇ İŞLEMEYİ BİR ŞİAR HALİNE GETİRMİŞLER

Tanıkların ardından Onur Yaser Can'ın kardeşi Ezgi Can söz aldı. Can polisleri kastederek, “Bunlar suç işlemeyi bir şiar haline getirmişler. İşkenceden suç duyurusunda bulunulması gerekiyor. Eksik kamera kayıtlarını gönderen, suçlu koruyan eski şube müdürü Mahir Çakar hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum. Bunlar suç örgütü, polis filan değil" dedi.

Ezgi Can ardından müşteki avukatları söz alarak talepleri sıraladı. Duruşma savcısı, esasa ilişkin mütaalasını hazırlaması için dosyanın kendisine gönderilmesini talep etti.

TALEPLER REDDEDİLDİ

Mahkeme başkanı sanıkların celsede hazır edilmesi, işkence hakkında suç duyurusunda bulunulması ve tutuklama taleplerinin reddine karar verdi.

Mahkeme ayrıca dinlenmeyen tanıkların da dinlenmesine karar vererek duruşmayı 7 Nisan 2023 tarihine erteledi.

NE OLMUŞTU?

ODTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu Onur Yaser Can, 2 Haziran 2010’da İstanbul Harbiye'de esrar satın aldığı iddiasıyla karakola götürüldü. Nöbetçi savcının "İfadesini alıp bırakın" talimatıyla serbest kaldı. İki gün sonra tutanaklarda eksiklik olduğu gerekçesiyle yeniden çağrıldı. Can, ifade vermek için üçüncü kez şubeye çağırıldığı 23 Haziran 2010 tarihinde intihar etti. Can’ın intiharının ardından bulunan notta, "Narkotik Şube’de çırılçıplak soyulup yere çöktürülüp öksürtüldüm. Onurumla oynadılar. Korkuyordum" yazıyordu.

Anne Hatice Can da acısına dayanamayarak 2014 yılında intihar etti. Baba Mevlüt Can ise sağlık sorunlarından dolayı 2019 yılında vefat etti.

Can'ın ölümünün ardından polisler hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçundan dava açıldı ancak duruşma sırasında çıplak aramayı itiraf etmelerine rağmen polisler hakkında işkence ve kötü muameleyle ilgili kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. İki polis memuru, evrakta sahtecilik suçundan iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay kararı bozunca dava yeniden görüldü ve 2019 yılında altı yıl beş ay 15'er gün hapis cezasına çarptırıldılar.

İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava sırasında dört polis ve bir bilirkişinin daha verileri yok ettiği ve kayıtları sildiği ortaya çıktı. Mahkeme, olayda sorumluluğu bulunan beş kişi hakkında da suç duyurusunda bulundu. Ancak İstanbul Valiliği iddiaların soyut olduğu gerekçesiyle iki kez soruşturma izni vermedi. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin valiliğin soruşturma izni vermemesine ilişkin kararı kaldırılmasının ardından dördü polis beş kişi hakkında "gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma", "resmi belgede sahtecilik", "resmi belgeyi bozma, yok etme" suçlarından 12 yıl aradan sonra dava açıldı.

Öne Çıkanlar