Gazeteci Ergin Yıldızoğlu, bugün Cumhuriyet’teki köşesinde ABD’de savunma ve dış politika konularıyla ilgili çevrelerin gündeminde SADAT’ın olduğu yazdı. 

SADAT’la ilgili yorumlara değinen Yıldızoğlu, “İlk bakışta SADAT, Blackwater, Wagner Group gibi uluslararası alanda askeri hizmet veren, kiralık asker, eğitim sağlayan bir kapitalist işletme gibi görülüyor, ancak bu ‘işletmeye’ yakından bakanlar, sitesinde açıkladığı ilkelerinden, kurucusunun ve başkanının kimliğinden hareketle, esas amacının ekonomik değil, ideolojik olduğunu iddia ediyorlar” diyor.
Yıldızoğlu, yazısında “Bu yorumların içinde ‘SADAT, Erdoğan’ın özel güvenlik örgütü hatta ordusu gibi ve herhangi bir devlet organının denetiminden uzak olarak çalışıyor’ diyen ve onu İran’ın Devrim Muhafızları’na benzeten iddia, en tuhaf ve korkutucu olanı” ifadesini kullanıyor.

Yıldızoğlu’nun yazısının bazı bölümleri şöyle:

“AKP Türkiyesi’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlığının iyi olmadığını, yönetmeye daha uzun süre devam edemeyeceğini düşünenler, yerine geçmesi olası isimler üzerinde, ‘Acaba ne kadar etkileyebiliriz’ sorusuyla birlikte düşünüyorlar.

 ABD Genelkurmay Başkanlığı’nda (Joint Staff) görevli araştırmacı Binbaşı Matt Powers, War on The Rocks (içeriden yazanların yorumları) sitesinde konuya SADAT örgütünün faaliyetleri ve rejimle bağlantıları üzerinden, Jarusalem Enstitute for Strategy and Security (JESS) isimli, İsrail kaynaklı muhafazakâr eğilimli araştırma kuruluşunun bu yıl başında yayımladığı ‘Turkish Militias and Proxies’ (Türkiye’nin Milisleri ve Vekâlet Savaşçıları) başlıklı bir rapordan da yararlanarak yaklaşıyordu. 

National Interest sitesinde Michael Rubin, rejimin dış politikasını ABD çıkarları açısından değerlendirirken, SADAT yine gündeme geliyordu. Defence Priorities (Savunma Öncelikleri) adlı düşünce kuruluşundan Natalie Armbruster adlı uzman, Newsweek’te Erdoğan rejiminin NATO için bir sorun olmaya başladığını savunuyor, ‘ABD, bu konuya dikkat etmelidir’ diyerek uyarıyordu.
ABD Başkanı Biden’ın Temsilciler Meclisi ve Senato başkanlarına gönderdiği kısa mektuptaki ‘Türkiye yönetiminin Suriye’deki etkinlikleri Amerika Birleşik Devletleri’nin dış politikasına ve ulusal çıkarlarına sıra dışı ve olağanüstü bir tehdit oluşturmaya devam ediyor’ (abç) ifadeleri, ABD’nin ‘o konuya’ dikkat ettiğini gösteriyordu.”

“…..sıra SADAT ile ilgili yorumlara ve kaygılara gelince biraz olsun durmak gerekiyor. Zira SADAT’ın tuhaflıkları bir başka lige ait.
Örneğin ilk bakışta SADAT, Blackwater, Wagner Group gibi uluslararası alanda askeri hizmet veren, kiralık asker, eğitim sağlayan bir kapitalist işletme. Ancak bu ‘işletmeye’ yakından bakanlar, sitesinde açıkladığı ilkelerinden, kurucusunun ve başkanının kimliğinden hareketle, esas amacının ekonomik değil, ideolojik olduğunu iddia ediyorlar: SADAT ve liderinin ‘İslam dünyasının ortak çıkarlarını savunmaktan’, ‘İslam dünyasının bir süper güç olmasına katkıda bulunmaktan’... ‘Mehdi’yi beklemekten’ söz ettiğine, Suriye, Libya, Ermenistan-Azerbaycan çatışmalarındaki pratiklerine, radikal dinci gruplarla ilişkilerine dikkat çekiyorlar.”

“Bir diğer iddia da SADAT’ın, ‘derin devletin’ parçası olduğuna, 15 Temmuz ‘darbe şeyinde’ önemli bir rol üstlendiğine ilişkin. SADAT’ın kurucusu emekli General Adnan Tanrıverdi, 15 Temmuz’un hemen ardından Erdoğan’ın baş askeri danışmanı olmuş. Bu görevdeyken Tanrıverdi’nin, TSK’yi ve TSK eğitim sisteminin yeniden düzenlemeye başladığını görüyoruz. Geçenlerde de kendisi, 15 Temmuz’dan sonra üç yıl boyunca harp okulu giriş mülakatlarını gerçekleştirdiklerini açıklamıştı.

Bu yorumların içinde ‘herhangi bir devlet organının denetiminden uzak olarak çalışıyor’ diyen ve onu İran’ın Devrim Muhafızları’na benzeten iddia, en tuhaf ve korkutucu olanı. Hele, Erdoğan’ın ‘Ülkeyi yönetmeye talip olduklarını söylemekten vazgeçmelerinin kendileri için daha iyi olacağını belirtmek isterim...’ sözleriyle birlikte düşününce...”

Yazının tamamına link üzerinden ulaşabilirsiniz