Akbelende'deki orman kıyımına karşı nöbette olan yurttaşlar, mahkemenin verdiği "yürütmeyi durdurma" kararının net bir adım olmadığını belirterek, maden ocağı çalışmalarının tamamen durdurulmasını istedi. 

Mezpotamya Ajansı'ndan Hakan Yalçın'ın haberine göre; Muğla'nın Milas ilçesi İkizköy Mahallesi’nde bulunan Akbelen Ormanı’nda genişletilmek istenen Linyit Maden Ocağı’na karşı bölge halkı ve yaşam savunucularının başlattığı nöbet eylemi birinci ayını geride bıraktı. Ağaç kesiminin iptali için açılan iki davaya ilişkin mahkeme "yürütmeyi durdurma" kararı verdi. Bölge halkı maden yapım çalışmaları sonlandırılmayana kadar nöbet eyleminin süreceğini duyurdu.

MÜCADELE SÜRECEK

Gece gündüz çadırlarda nöbet eylemini sürdüren yaşam savunucularından İlkay Demir (36), genişletilmek istenen maden ocağına karşı yürütmenin durdurulmasına rağmen sürekli tedirgin olduklarını belirterek, “Bizler orman yangınlardan korkarken canımız, malımız, mülkümüz ne olacak diye düşünürken, acaba başka yere taşınır mıyız? Sorunları kafamızda oluşurken, ormanlarımız katledilmek isteniliyor. Ağaçlarımızın kesilmesini, topraklarımızın çöl olmasını istemiyoruz. Bunun için mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.

Akbelen ormanında Limak şirketine verilen maden ocağı genişletme izninin derhal iptal edilmesi gerektiğini söyleyen Demir, Limak şirketin arkasında siyasette güçlü kişilerin olduğunun ve bu zulme karşı bölge halkı ile yaşam savunucularının nöbette olacağını aktardı. Demir, Akbelen ormanın kimseye bırakmayacaklarını yineledi.

KARAR MUĞLAK

Ayşe Yener de, ağaç kesiminin iptali için açılan iki davaya mahkemenin verdiği "Yürütmeyi durdurma" kararının ağaçların kesimi için net bir karar olmadığını vurgu yaparak, mahkemenin Akbelen ormanı lehine kesin bir karar vermesini istedi. “Mahkemenin verdiği 'Yürütmeyi durdurma' kararı ile adaletin kısmi olarak yerinin bulunduğunu düşünüyoruz. Ancak tamamen kesimin durdurulmasına yönelik verilen bir karar değil. Böyle olduğu takdirde zafer elde etmiş olacağız ” ifadelerini kullandı.

DOĞA YOK EDİLMEMELİ

Ormanların insan ve canlıların yaşamındaki önemini aktaran Yener, “Biz ormanın kesinlikle kesilmesini istemiyoruz. Orman demek; dünyanın, yeryüzünün akciğeri demektir. Nasıl bir insan akciğeri sökülünce nefes alamıyorsa ormanlardaki ağaçlarda kesilirse ya da yakılırsa aynı şekilde nefes alamayız. Enerji kaynağının bulunması bir şekilde hal olur. Alternatif birçok şey üretilebilirler. Enerji kaynağı için illa doğayı yok ederek, toprağı yok ederek elde edilmemeli” diye belirtti.

Ormana yönelik saldırılara karşı çadır nöbetinin devam edeceğini söyleyen Yener, Limak şirketi ve arkasındaki güçlerin İkizköy'ün suyuna, ağaçlarına dokunmasına izin vermeyeceklerini aktardı.

'NEFES ALAMIYORUZ'

İkizköy’de doğup yaşayan 70 yaşındaki Mediha Karabıyık ise birçok sağlık sorunu yaşamasına rağmen ağaçlar için eylemde. Genişletilmek istenen maden ocağına karşı sonuna kadar direneceğini belirterek, yaşam alanlarını kimseye vermeyeceklerini söyledi. Maden ocağından çıkan tozların yaşamlarını felakete çevirdiğini söyleyen Karabıyık, “Kömür ocağı nedeniyle köyde nefes alamıyoruz. Kömür kokusundan dışarda oturamıyoruz. Gecemiz gündüzümüz artık belli değil. Biz burada maden ocağı istemiyoruz" dedi. Birçok köylünün maden ocağı yüzünde göç ettiğini dile getiren Karabıyık, "Mahkemenin verdiği karar net bir karar değil. Bizim mahkemeden talebimiz maden ocağının çalışmalarını tamamını durdurmasıdır. Ağaçlarımızın kesilmesini istemiyoruz. Yeterince bu bölgede maden ocağı var” diye yakındı.