Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK-  "Almanya bir süredir Türkiye’yi unutmuştu; tekrar hatırladı.

Çünkü 2016 tarihli Mülteci anlaşmasının yenilenmesi gerekiyor.

Neydi Mülteci anlaşması? Genelde Avrupa’nın, Avrupa’yı temsilen de Almanya’nın, Erdoğan’a, para karşılığı, mültecilere bekçilik görevi vermesi… Erdoğan’ın da buna karşılık, Avrupa’nın müsamahasını satın alması… Son 5 yılda anlaşma iki taraf için de “kazan-kazan” formülüyle işledi. Batı, mülteci akınından kurtuldu; Erdoğan, mültecileri barındırmak için bir miktar para aldı, ama daha önemlisi, Avrupa, Erdoğan’ın “Açarım kapıları ha...” şantajına boyun eğip Türkiye demokrasinin katledilmesine sessiz kaldı.

Hafta başı Almanya Başbakanı Merkel anlaşmanın uzatılmasını isterken 3 milyondan fazla sığınmacıyı barındıran Türkiye’nin her türlü desteğe hakkı olduğunu söyledi. “Türkiye’nin işbirliği olmadan yol alamayız” dedi. Dışişleri Bakanı Heiko Maas da, “Türkiye’nin AB için 4 milyon göçmenin yükünü üstlendiğini” hatırlattı.

Almanya, tanklarıyla ortak olduğu bir savaştan kaçanları Türkiye’deki kamplara kilitleyip anahtarı elinde tutan bekçiye para vererek sorunu hallettiğini sanıyor. Almanya’da seçim yaklaşıyor; gelen mültecilerin aşırı sağı beslediği görülüyor; yeni bir mülteci akını Berlin’i çok korkutuyor. O yüzden Erdoğan’ın her baskısına gözyumuluyor. Batı’nın demokrasi talebi işte buraya kadar…

Dün, Alman Parlamentosu Bundestag’ın İnsan Hakları Komitesi’nde Türkiye tartışması vardı. Ben de konuşmacı olarak davet edilen uzmanlar arasındaydım. Konuşmamda, “Erdoğan’ın ne yaptığını herkes biliyor, görüyor. Asıl Almanya’nın ne yaptığına bakalım” diyerek bu konuya dikkat çektim. Türkiye’yi “NATO’da güçlü bir ortak, iyi bir silah müşterisi, vazgeçilmez bir ticari pazar ve güneşli bir turizm beldesi” olarak gören, ama “insan haklarına dayalı bir demokrasi” olması için kılını kımıldatmayan zihniyeti eleştirdim.

Merkel, sonbaharda veda ediyor. Peşinden sıra Erdoğan’a gelecek. Ve umuyorum ki, ondan sonra Berlin ile Ankara arasında, ortak paydası demokrasi olan yeni bir “kazan-kazan” işbirliği kurulacak."