Kısa süre içinde Dağlık Karabağ bölgesinde bir barış ihtimalinin olmadığını belirten Azerbaycanlı gazeteci Arzu Geybullayeva, “2016’daki savaş zamanı olsaydı barışla, tekrardan konuşma masasına dönülmesini öngörürdüm ama daha farklı bir tabloyla karşı karşıyayız” dedi.

Ermenistan ile Azerbaycan ordusu arasında Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’de başlayan çatışmalar devam ediyor. Bölgede yaşananları uzun süredir takip eden Azerbaycanlı gazeteci Arzu Geybullayeva, Mezopotamya Ajansı’dan Zemo Ağgöz'e konuştu.

Her iki ülke arasında 1988’den beri süren bir savaşın söz konusu olduğunu hatırlatan Geybullayeva, “Zaman zaman her iki taraf arasında savaş oldu ama hiçbir zaman buna savaş denilmedi. Çatışma olarak değerlendirildi. Bu son çatışmayı da her iki taraf diğer tarafın başlattığını söylüyor. Bu çatışma şimdiye kadar Azerbaycan ve Ermenistan tarafından yaşanan en büyük çatışma olarak nitelendirilebilir. Çünkü 2016 yılında ‘Nisan savaşı’ olarak bilinen dört günlük savaştan bile daha çok askeri gücün kullanıldığı bir çatışma ve Azerbaycan tarafından, birtakım başarılar elde etmesiyle değerlendiriliyor şuan. Her iki tarafta da kayıplar var ve Pazar günü başlayan çatışma şuan duracak gibi de durmuyor” ifadelerini kullandı.
 
‘AZERBAYCAN-TÜRKİYE GÖRÜŞMELERİ DEVAM ETTİ’
 
Azerbaycan ve Ermenistan arasından Temmuz ayında yaşanan çatışmaya ilişkin de konuşan Geybullayeva, “’En ölümcül çatışma’ olarak değerlendirildi. Temmuz’da bu çatışmalar durdu ama ondan bu yana Azerbaycan tarafından, savunma bakanlığı ve Azerbaycan-Türkiye arasında olan askeri ilişkiler üzerinden görüşmeler devam etti. Temmuzdan beri her iki ülke arasında gerçekten şimdiye kadar hiç görmediğimiz bir destek söz konusu. Her kesin kafasını karıştıran da bu. ‘Acaba Türkiye, Azerbaycan’a farklı vaatlerde mi bulundu? Savaşın bir noktasında Azerbaycan ordusuna gerçekten bir destek vereceği sözünü mu verdi’ soruları var ama bunların hiçbirini bilmiyoruz. Çünkü her iki taraf da bu konuda hiçbir resmi açıklama gelmedi” dedi.
 
TÜRKİYE’NİN SAVAŞA DAHİL OLMASI
 
Azerbaycan devleti tarafından yapılan ve basına yansıyan açıklamaların “Türkiye her zamanki gibi yanımızda” yönünde olduğuna dikkati çeken Geybullayeva, “’Tek millet iki devlet’in de çok daha dışına çıkmış. Fahrettin Koca, Azerbaycan Sağlık Bakanı ile görüştü, Dışişleri bakanlarının görüşmeleri devam ediyor. Ancak Türkiye bir süre sonra Azerbaycan’a askeri destek gönderir mi? Türkiye’nin savaşa dahil olması, Rusya gibi bir faktörün orada olması, Türkiye’nin zaten etrafındaki diğer komşularla yaşadığı sıkıntıları ele alırsak aslında Türkiye’nin kendisi için bunun ne kadar avantajlı olup olmadığını sormak lazım” diye konuştu. 
 
‘MUHALİFLERİ VE İKTİDARI BİRLEŞTİREN TEK KONU KARABAĞ’
 
Azerbaycan’da muhalifler ile iktidarı ortak noktaya getiren tek şeyin “Karabağ’ın geri alınması” olduğunu ifade eden Geybullayeva, “Genel olarak ülke çapında barış taraftarı, diyalog taraftarı olan ve bu diyaloglara katılan insanlara karşı her zaman kuşku var. ‘Neden sen Ermenilerle bir masada oturuyorsun, bütün olanlara rağmen neden barış istiyorsun’ denilebiliyor. Zaman zaman bu nedenle barış taraftarı olan kişilere karşı farklı baskılar görülüyor. Son günlerde insanlar arasındaki milliyetçi duygular çok yükseldi. O yüzden farklı görüşte birini anlamak hatta buna tolerans göstermek çok zor. Bunu yıllardır toprakları işgal edilmiş bir ülkenin halkı olarak anlayabilir insanlar” dedi.
 
‘FARKLI BİR TABLOYLA KARŞI KARŞIYAYIZ’
 
Geybullayeva, şöyle devam etti: “2016’daki savaş zamanı olsaydı barışla, tekrardan konuşma masasına dönülmesini öngörürdüm. Ama bu son yaşadığımız çatışmadan sonra daha farklı bir tabloyla karşı karşıyayız. Bir kere Azerbaycan stratejik olarak çok daha ilerledi. Bundan sonra uluslararası çağrıları dinleyip ‘tamam biz savaşı bırakıyoruz tekrardan konuşma masasına oturmaya hazırız’ diyen Azerbaycan ile üç gün önceki Azerbaycan arasında çok büyük bir fark var. Azerbaycan stratejik gelişmelerle devam eder ve bir hafta sonra tekrar konuşma masasına oturmayı kabul ederse o zaman çok daha farklı talepleri olacak” diye konuştu.
 
‘TALEPLER FARKLI YERDE’
 
Azerbaycan’ın taleplerine ilişkin Geybullayeva şunları söyledi: “Aslında pazar gününe kadar masada şöyle bir teklif vardı; sadece Karabağ değil Karabağ’ın yanında 7 bölgeden de bahsediyoruz. 7 bölge Azerbaycan’a geri verilmesi ve insanların tekrardan oraya geri dönmesinin sağlanması talepleri var. Yani Ermenistan tarafının yaptığı teklif ile Azerbaycan devletinin talep ettiği toprak bütünlüğü farklı noktalarda. Talepler farklı yerde. Bu yüzden bu saatten sonra herhangi bir barış diyaloğundan bahsedecek olursak bu tarz taleplerin tekrardan değerlendirilmesi söz konusu olacak. Şu an barışla ilgili bir şey söylemek çok havada kalır. Bizim bildiğimiz, görmeye alıştığımız süreç şu an tamamen değişmiş durumda. Konuşmalara geri dönmek, bambaşka bir siyasi ortamda bambaşka aktörlerle konuşmaya geri dönmektir.”
 
‘BİRKAÇ İNSAN FAKTÖRÜ VAR’
 
Söz konusu çatışmalarda birkaç insan faktörünün olduğunu dile getiren Geybullayeva, şunları söyledi: “Bunlardan biri cephe boyunca yaşayan halk, şu an evlerinden götürülen yeni askerler ve genel olarak halk. Şu an bir sürü insanın sosyal medyada ‘ben gidiyorum hakkınızı helal edin’ videoları var. Bu çatışmanın en önemli insan yüzü bu. Yani bu sadece her iki tarafın yaptığı stratejik ilerlemelerden ziyade, bu stratejik ilerlemeleri yapan askerlerin hikayeleri. Ve biz bu asker hikayelerini neredeyse duymuyoruz. Aileleri hakkında çok bir şey görmüyoruz. Şu an halk bunu konuşuyor. Azerbaycan halkı çok büyük bir heyecanla haberleri izliyor. Yıllardır süren bir beklenti ve ‘artık topraklarımıza geri dönmek istiyoruz’ hissi olduğu için tabi ki bu gelişmeleri izlemek herkes için heyecan verici. Ama en büyük zarar da cephe bölgesi boyunca yaşayan halkın yaşadığı sıkıntılar. Hem mermilerin düştüğü, evlerin dağıtıldığı ailelerin sivillerin bu savaştan etkilendiğini görüyoruz. Olağanüstü hallerde hangi duygular yaşanıyorsa şu an bütün bu duygular yaşanıyor.” 
 
Geybullayeva, Azeri bir yurttaş olarak savaşa karşı çıktığını vurguladı. İnsan kayıplarının devam ettiğini hatırlatan Geybullayeva, “Bu çatışma devam ettiği sürece kayıplar vermeye devam edeceğiz. Bu nedenle tabii ki barış taraftarıyım” diye belirtti.