Cemal ÇAĞLI


Geriye bakıp süreci anlamak, ileriyi görüp bugünü yaşamak gerekirken, Sayın Ayhan Bilge’nin “Siyaset dünü doğru anlamak, bugüne etkin müdahale etmek ve yarını adım adım inşa etmektir.”* dediğinin tersini yaparak iktidar olacağının hayalini kuruyor muhalefet. Böyle olunca da gören gözleri kör, duyan kulakları sağır, konuşan dilleri lâl eden, yetinmeyip koronavirüs salgınını fırsata çeviren iktidarın düşüşü, demokrasi mücadelesinin yükselişine dönüştürülemiyor.

Diyalektik olarak iktidar zayıfladıkça muhalefetin güçlenmesi gerekir; ama yanlış politikaların sonucu olarak olması gereken nitel güçlenme olmuyor. Nicel çoğunluğun örgütlü azınlık karşısında “İktidar çok zayıfladı, sandık gelecek, bu iktidar gidecek”** demesiyle başarılı olunması mümkün değildir. Demokratik bir rejim varmış, otoriter bir rejim yokmuş gibi, sandıkta, söylemde ve mecliste hesaplaşma yolunu seçip, sokakları, meydanları “aman sorun çıkmasın” düşüncesiyle demokratik tepkilere kapattıkça, üretim alanlarını rejimin insafına bıraktıkça, toplumdaki ‘çaresizlik, umutsuzluk’ duygusu arttıkça, muhalefetekarşı “her şey normalmiş gibi siyaset yapıyorlar,” “otoriter sistemi meşrulaştırıyorlar”**şeklindeki tepkilerin önüne geçilemez. Böyle olunca da muhalefet, yüzde yirmilere varan kararsız seçmeni demokrasi cephesine çekemez ve buna bağlı olarak da toplumun muhalefete olan güvensizliğini güvene çeviremez.

Kendi gündemini yaratamayan muhalefet

Sistemin adını koymaktan çekinen, bütünlüklü bir analizden yoksun olan muhalefet kendi gündemini yaratamaz ve iktidarın yarattığı sanal gündemlerle enerjisini tüketir.

Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne karşı, güçlendirilmiş parlamenter rejimden yana olduklarını söyleyen muhalefet; somut duruma soyut bir kavramla politika yapmaktadır. Güçlendirilmiş parlamenter rejim ne demek?

Nasıl bir seçim sistemi, nasıl bir siyasi partiler yasası belli mi? Hayır

Nasıl bir yerel yönetimler yasası çıkartarak seçilmişlerin yerine atanmışların geçmesini önleyeceksiniz?

Kürt sorununu nasıl çözeceksiniz?

Gerici, dinci, ırkçı ve cinsiyetçi eğitim sistemini nasıl değiştireceksiniz?

Üniversiteleri yönetimde özerk, uygulamada nasıl bilimsel kılacaksınız?

YÖK ve Diyanet konusunda ne düşüyorsunuz?

Özelleştirilen sağlığı ve eğitimi kamu yararına nasıl dönüştüreceksiniz?

Hukuk devletinin kırıntısı bile kalmayan polis devletinin yerine demokratik hukuk devletini neler yaparak kuracaksınız?

Nerede sizin demokratik anayasa taslağınız?

Neoliberal ekonomik modelin yerine nasıl bir model getireceksiniz?

Yukarıdaki sorulara muhalefet yanıt verebilmiş mi?

Hayır!

Öyleyse; muhalefetin iktidar olmak diye gerçek bir hedefi yok.

Zıt yönde iki kuvvet olmaktır muhalefet

İktidarla muhalefetin mücadelesini zıt yönlü iki kuvvete benzetebiliriz. İktidarın uyguladığı basınç kuvvetini aynı yönde bir kuvvetle etkisiz hale getiremezsiniz; tam tersine iktidarın gücünü artırırsınız.

Ayrıca zıt yönde iki kuvvet uygulamak da yetmez; iktidarın topluma uyguladığı basınç kuvvetinden daha büyük bir basınç kuvveti uygulamak zorundasınız. Bunun da tek yolu en temel ortak hedefleri orijin kabul eden muhalefetin birleşik gücünü oluşturmaktır.

Manipülasyonları Boşa Çıkarmaktır Muhalefet

İktidarın bir elinde Goebbels’in “Büyük Yalanlar”ı, diğer elinde Hitler'in “Kavgam” adlı eseri ve neoliberal kapitalist düzenin ekonomi politiği var.

Olanı olmaz, olmayanı olur kılan, bunlar olmuyorsa da elindeki medya gücünü kullanarak, olanı çarpıtarak sunan rejimin;

Yalan söyleyerek

Duygulara yönelerek

Aşağılama ve provokasyonlara başvurarak

Yanlış olana yönlendirerek

Beyin yıkayarak

Duygusal şiddet uygulayarak

Ekonomik gücünü kullanıp mahrum bırakarak

Kadına şiddet uygulayıp kadını eve kapatarak yaptığı manipülasyonları boşa çıkarmaktır.

Bunun en etkili yoluysa; iş, ekmek, adalet, özgürlük ve eşitlik taleplerini, her türden demokratik mücadele yöntemlerini kullanarak sokaklarda, meydanlarda ve üretim alanlarında olmaktır.

Erken Genel Seçiminin Zeminini Yaratmaktır Muhalefet

Kuvvet ayrılığının tümüyle ortadan kalktığı, mevcut anayasanın rafa kaldırıldığı, meclisin hiçbir işlevinin kalmadığı, olağanüstü hal yasalarının olağanlaştırıldığı, kararnameler eliyle ülkenin yönetildiği, demokratik siyaset zeminin ortadan kaldırılmak istendiği bir rejime karşı, muhalefet göreve seçimlerin normal zamanda yapılmasını beklemek yerine “Erken Genel Seçim” zemini yaratmaktır. Dünyanın hiçbir ülkesinde otoriter rejimler, toplumun güçlü talebi olmaksızın demokratik bir seçimin yapılmasına müsaade etmemiştir.

Sonuç: İktidar gücünü muhalefetin güçsüzlüğünden almaktadır ve ülkede iktidar sorunu değil, muhalefet sorunu vardır.


*  Gereği Düşünüldü

**  Prof. Dr. Murat Somer/ Evrensel/Cumartesi Söyleşisi