Merkez Bankası her yıl nisan ayında yaptığı Genel Kurul'u bu yıl 18 Ocak'ta gerçekleştirecek. TCMB her yıl nisan ayında gerçekleştirdiği Genel Kurul sonrası kârının büyük bölümünü ana hissedar olan Hazine'ye aktarıyor. Toplantının öne alınması Hazine’ye aktarılacak paranın seçimlerde kullanılacağı yorumlarına neden oldu. Merkez Bankası 2017 yılında Hazine’ye 2017 kârından yaklaşık 12 milyar TL aktarmıştı.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) olağanüstü genel kurul kararını yorumladı. Ekonomistler tarafından "seçim öncesi siyasetçilerin ihtiyacı olan parayı aktarma operasyonu" olarak değerlendirilen kararın rutin bir uygulama olmadığını belirten Bilecik, "Ana dileğimiz buradaki nakdin seçim için harcanmaması" dedi. 

Şehriban Kıraç'a konuşan Erol Bilecik'in Cumhuriyet'te yer alan söyleşisinin bir bölümü şöyle: 

Türkiye martta yerel seçimlere gidiyor. Seçim ekonomisi uygulanır mı? Bunun ne tür riskleri olur?

Seçim ekonomisine dair uygulamaları son birkaç yıldır görüyoruz. Kısa vadede fayda sağlamak için uzun vadede sorunlar yaratmamalıyız. Seçim ekonomisi olmaması gereken bir ekonomi. Yeni Ekonomi Programı'nın 2019 için hedeflediği önemli tasarruf politikaları var. Bunlarla çelişkili olacak politikalardan kaçınmamız lazım. Mali disiplin, Türkiye'nin en önemli çıpası. Asıl isteğimiz, iyi bir vergi reformu. Ekonomide aslolan verimlilik. Kısa vadeli tedbirler yerine artık uzun vadeli kalıcı politikalara odaklanılmasını arzu ediyoruz.

Türkiye’de sağlıklı büyüme iklimine girilmesi, istihdam yaratılması ve yeni yatırımlar için ne tür adımlar atılmalı?

Başarının reçetesi belli: Her şeyden önce, hukukun üstünlüğünün sağlandığı ve demokrasinin ve özgürlük alanlarının genişletildiği bir zemini sürekli geliştirmek gerekir. Bu zemin, güçlü bir Türkiye’nin olmazsa olmazıdır. Ekonomideki sıkıntıları kur ya da faizlerdeki artışlar üzerinden değerlendirsek de asıl meselenin istikrar olduğunu unutmamalıyız. Finansal istikrarın ve öngörülebilirliğin ilk koşulu, güçlü kurumlar ve kural temelli politika yapımıdır. Devletin yaptığı düzenleme ve politikalar uzun vadeli istikrarı gözettiği, şeffaf ve öngörülebilir olduğu sürece, ekonominin temelleri sağlam ve yatırım ortamı güçlü olur. Güçlü bir Türkiye ekonomisi için temel hedefimiz, küresel liberal demokratik düzene entegre olmaktır.

Atılacak adımları 5 maddede özetleyebiliriz:

1. Ekonomide öngörülebilirliğin sağlanması için güçlü kurumlar ve kural temelli politika yapılmalı.

2. Serbest piyasa ekonomisi ilkelerinden taviz verilmemeli.

3. Yapısal reformlarla ekonomimizin verimliliği ve rekabet gücü artırılmalı.

4. Yatırım ortamının iyileştirilmesi için hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı güçlendirilmeli.

5. AB ile ilişkilerin güçlenmesi ve Gümrük Birliği modernizasyonu için gerekli adımlar atılmalı. (EKONOMİ SERVİSİ)