Yağmur KAYA


ARTI GERÇEK - Boğaziçi Üniversitesi'nde rektör Naci İnci'ye karşı öğrencilerin rektörlük binası önünde sürdürdükleri çadır eylemine müdahale edilerek 45 öğrenci gözaltına alınmış daha sonra 42'si serbest bırakılırken 3 öğrenci savcılığa sevk edilmişti. 

Eylemlerinin 10'uncu ayında Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü içerisinde basın açıklaması gerçekleştiren öğrenciler, dün özel güvenlik görevlilerinin saldırısına uğradıklarını hatırlatarak yaşanılanları şu sözlerle dile getirdi:

"Dün 292 gündür her gün kurulan nöbet çadırını kurmamız özel güvenlik birliği tarafından engellendi ve çadırımıza el kondu. Bu sırada üç otobüs dolusu çevik kuvvet Güney Kampüs’e giriş yaptı. Kayyum Naci İnci’nin kamuoyuna servis ettiği yalanın aksine bizlere polisle yapılan müzakerede çadır kaldırılırsa kolluk kuvvetlerinin okulu terk edeceği söylenmişti. Çadırı kaldırdığımız halde polis okuldan ayrılmadı. Kampüs içindeki polis mevcudiyetinin giderek artması üzerine polislerin okulu terk etmesi talebiyle oturma eylemine başladık. Saat 6’da Güney Kapı’da basın açıklaması yaptıktan sonra dağılacağımızı belirttik. Ancak ÖGB ve Çevik Kuvvet Birlikleri Kayyumluk önüne konuşlanarak bizi ablukaya aldı. Kayyum Naci İnci’nin emriyle 45 arkadaşımız dağılın ihtarı yapılmaksızın polis şiddetiyle gözaltına alındı. 42 arkadaşımız dün gece serbest bırakılırken 3’ü savcılığa sevk edildi. 

'BERKE VE PERİT 17 GÜNDÜR TUTUKLU'

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Naci İnci’nin hedef göstermesiyle tutuklanan Berke ve Perit 17 gündür metris cezaevindeler. 10 aydır süren direnişimizi kırmaya ve meşru mücadelemizi zayıflatmaya çalışan Naci İnci, Berke ve Perit arkadaşlarımızı “üniversiteye sızmış teröristler” olarak kriminalize etmeye çalışmıştı. Dün ise kamuoyunda bizleri “17 bin öğrenciyi temsil etmeyen azınlık bir grup” olarak hedef gösterdi. Yine gözaltına alınan arkadaşlarımız eğitim-öğretim hakkını engellemekle suçlandı.

'İKTİDARINIZI KORUYAN HUKUKUNUZU TANIMIYORUZ' 

Sıra arkadaşlarımızı hapseden ve yalnızca kendi iktidarınızı koruyan hukukunuzu tanımıyoruz. Bizler bir grup azınlık değil haklı itirazlarını hep beraber haykırmaktan çekinmeyen ve meşru talepleri için mücadelede ısrarcı olan binlerce öğrenciyiz. Yönetme iddiasında bulunduğu üniversite bileşenlerinin hiçbiri tarafından kabul görmeyen, meşruiyeti olmayan kayyum Naci İnci’dir. Bizler biliyoruz ki direnişimiz Boğaziçi’nin sınırlarını aşıyor. İradesine sahip çıkanlar yalnızca öğrenciler değil, bizler kayyum düzenini kabul etmeyen herkesle ortak bir mücadele hattında buluşuyoruz.    

'KAMUSAL ALANIMIZI POLİTİK HEVESİNİZE KURBAN ETMEYECEĞİZ'

10 aydır sürdürdüğümüz mücadelemizi, özgür demokratik kamusal alanlarımızı siyasi iktidarın politik vesayetine kurban etmeyeceğiz. Siyasi iktidarın okuldaki gölgesi kayyum her geçen gün kendinde daha sert müdahale etme cüretini buluyor. Ancak okulumuzu, mahallemizi polis ordularıyla işgal edenler, bizleri kendi kampüsümüzde işkenceyle gözaltına alanlar, yalnız muktedirleri koruyan kanunlara dayanarak arkadaşlarımızı tutsak edenler, haklı mücadelesinde ısrar edenleri defaatle hedef gösterenler bilsinler ki hiçbirimiz omuz omuza mücadelemizde geri adım atmayacağız. Sıra arkadaşlarımızı hapsedenler, bizleri yalnızlaştırmaya çalışanlar farkındalar ki zarar gören arabaları değil, mücadelemizle sarsılan iktidarlarıdır. Yalnız arabalarınız değil, meşruiyetini yitirmiş otoriteniz de ayaklarımız altındadır. 

'MÜCADELEYE DEVAM EDİYORUZ'

Bir kere daha söylüyoruz, Berke ve Perit’in yanındayız, onların bıraktığı yerden mücadeleye devam ediyoruz. Şimdi daha gür bir sesle taleplerimizi yineliyoruz:

ÖĞRENCİLERİN TALEPLERİ

- Tutuklu yargılanan ve eğitim hakları engellenen sıra arkadaşlarımız berke, perit ve dün gözaltına alınıp bugün savcılığa çıkarılan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın.

- Başta Naci İnci olmak üzere kayyum kadro ve tüm kayyumlar derhal istifa etsin.

- Hukuksuzca yargılanan tum arkadaslarimizin dava surecleri sonlandırılsın.

- Üniversite rektörleri, üniversitelerin tüm bileşenlerinin dahil olduğu bir seçim ile belirlensin.

- Okulumuza açılmaya çalışılan kayyum fakülte kararları geri çekilsin.

- Usulsüzce kapatılan BÜLGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’ne kulüp statüsü geri verilsin.

- CİTÖK ofisini fiilen durdurmaya yönelik tüm kararlar geri çekilsin.

- Kampüslerimizi abluka altına alan polis okulu terk etsin.

- Bir darbe kurumu olan Yüksek Öğretim Kurumu kapatılsın.

- LGBTİ+ öğrenciler ve tüm LGBTİ+ların temel insan hakları ve anayasal hakları tanınsın.

- Dersleri iptal edilen tüm hocalarımız görevlerine iade edilsin ve sözleşmeleri derhal yenilensin."

Öğrenciler yaptıkları açıklama sonrası kampüs içerisinde forum gerçekleştirdi.

'DİRENİŞİN BAŞINDAN BERİ AZINLIK OLMADIĞIMIZ HERKESİN MALUMU'

Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Rümeysa Özüyağlı, rektör Naci İnci'nin öğrencilere dönük yaptığı açıklamaya şu sözlerle cevap verdi:

"Öğrencisi olmadığımızın farkındayım.(Naci İnci'nin) Ben kayyum olsam ve okulumu korumaya çalışıyor olsam direkt olarak 'bunlar azınlık' demem. Çünkü direnişin başından beri azınlık olmadığımız herkesin malumu. Bana komik geliyor yaptığı açıklamalar. Tabii birazda yanlış zamanın AKP'lisi. Gemi batarken AKP'li olmak çok iyi fikir değil bence."

'KAMPÜS BİZİM EVİMİZ'

İsmini vermek istemeyen bir diğer Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi de "Öğrenciler sıkı denetimle alınıyor.  (kampüse) Halbuki siviller (polis) kol geziyor her tarafta. Biz artık onları ayırt edebiliyoruz. Yemekhanede önümüze atlayıp yemek alıyorlar. Bu inanılmaz bir şey. Berke ve Perit rektörlüğün talimatıyla arkadaşlarımız cezaevinde tutuluyor. Dün çevik kuvvet kampüse otobüslerle girdi. Güney kampüsün yolu otobüslerle doluydu. Ve o otobüsler dolu bir şekilde kampüsten ayrıldı. Kampüs bizim evimiz. Rektörlük, üniversiteyi her şekilde kullanıcalarına daha erişilebilir hale getirmesi gerekirken polis gücüne, şiddete başvurması akıl almaz bir şey!" diye konuştu.