AKP ve MHP’nin baroların yapısını ve seçim sistemini değiştirmeyi hedeflediği çoklu baro adıyla bilinen 28 maddelik “Avukatlık Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik” teklifi baro başkanlarının ve avukatlarının günlerce süren direnişine rağmen Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Değişikliğe dair değerlendirmelerde bulunan İstanbul Barosu eski başkanı Turgut Kazan, düzenlemeyi "Savunma ve adil yargılama hakkının kökten bertaraf etme girişimi" olarak niteledi.

Türkiye'de mevcut durumda yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının kalmadığını söyleyen Kazan, düzenlemeyle hukuk alanında bağımsız ve tarafsız kalan son kale olan baroların teslim alınmak istendiğini ifade etti.

'BU ADIMI KOLAYLAŞTIRAN FEYZİOĞLU'DUR'

Turgut Kazan, yargıdaki görevlendirmelerin iktidar tarafından yapıldığını hatırlatarak, yargının bağımsız ve tarafsız olmadığını belirtti. Kazan, yaptığı değerlendirmede “Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), Anayasa Mahkemesi (AYM) hepten Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi tarafından teslim alınmış. AYM ve HSK üyeleri direkt yukardan belirleniyor. Dolayısıyla bağımsız ve tarafsız yargı yok. Ama hiç değilse yapılan pislikleri, haksızlıkları, adaletsizlikleri anlatan bağımsız avukatlar var. Siyasal iktidar bundan rahatsız olduğu için baroların bağımsızlığıyla oynuyor. Sonuçta kendilerine bağlı yargı gibi kendilerine bağlı baro yaratmaya çalışıyorlar. Siyasal iktidar hukuku tanımadığı için yaptıklarının hukuka aykırı olduğunu söyleyecek baroların kapısına kilit vurmak istiyor. Amaçlanan budur. Siyasal iktidar gücünü yitirdikçe baskıyı artıracak. Baroları da susturarak, korku imparatorluğu yaratmak istiyor. Bu aynı zamanda Metin Feyzioğlu yasasıdır. Metin’in bir öyle bir böyle oynamasına bakmayın. Bu Metin Feyzioğlu’yla pazarlık içinde gerçekleştirilmiş bir adımdır ve bu adımı kolaylaştıran piyon Metin Feyzioğlu’dur” dedi.

'SAVUNMA HAKKI KALMAYACAK'

Meclis Genel Kurulu'ndan geçen düzenlemenin yasalaşması halinde yurttaşların savunma hakkının ortadan kalkacağını savunan Kazan, adil yargılama ve masumiyet karinesinin hiçe sayılacağını ifade ederek, “İnsanların hiçbir şekilde savunma hakları kalmayacak. Hiç değilse avukatlar yapılan pislikleri teşhir ediyorlardı, haksızlığa uğrayan insanların diri ve moralli olmasını sağlıyordu. Bu teşhir haksızlığın ve adaletsizliğin teşhiriydi. Yurttaşları görüşlerinden dolayı içeriye attıkları zaman onlardan oluşan baro içeriye aldıklarını ne kadar casus ne kadar hain ne kadar alçak olduklarını açıklayacaklar. Ve içeriye aldıkları insanların, adil yargılama hakkı ve masumiyet karinesi hiçe sayılarak, intihar etmek zorunda bırakılacaklar” uyarısında bulundu.(MA)