Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Federe Kürdistan Bölgesi'nde bulunan Zap, Metîna ve Avaşîn'e yönelik 17 Nisan'da başlattığı saldırılara bir tepki de Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi'nden geldi.

DAD Kadın Meclisi, Alevi toplumsallığı ve kadınları olarak içinde bulunulan savaş halini kabul etmediklerini belirterek “Evrende rızasız can alan her eylemi reddediyoruz” mesajı verdi.

‘CAN ALAN HER EYLEMİ REDDEDİYORUZ’

“Evrenin, güneş sisteminin ikrarlı, rızalı hali üzerinde yaşadığımız dünyada çar anasırın (güneş, su, hava, toprak) ikrarlı, çarkı pervaz hali, vardan varoluşun cümle canı Haq’ın görünen yüzü kabul eden inancımız rıza şehrinde barış, özgürlük, adaletli bir yaşamı kabul etmiş Alevi toplumsallığı ve kadınları olarak içinde bulunduğumuz savaş halini kabul edemediğimizi ve evrende rızasız can alan her eylemi reddediyoruz” ifadelerine yer verilen açıklamada “Körükleyerek harladığınız savaş, belki ırkçı, iktidarcı, rantçı egolarınızı ve duygularınızı tatmin edebilir ki ediyor. Bu durum inanç öğretimiz olan rıza şehri, yani demokratik, özgür, barışçı, adil ve onurlu yaşamı hepimizin elinden alıyor” diye belirtildi.

‘BARIŞI VE DEMOKRASİYİ SAVUNANLARA DAYATILAN SAVAŞ İNANCIMIZA TERS’

“Evrenin ikrarlı akış halini salisenin onda biri bir süre müdahale; kaos halini ve yok oluşa sebep olur. Alevi kadınlar olarak, savaş halini reddediyoruz, doğumu Haq kapısı bilen bizler yaşamayı, yaşatmayı, üretmeyi, paylaşmayı, cümle canı ve doğayı koruyup kollamayı yaşam düsturu olarak algılar ve böyle yaşarız” şeklinde devam eden açıklamada şunlar kaydedildi:

“Savaş hali inancımıza ters, yol düsturumuza aykırıdır. Kapitalist modernitenin ulus devlet zihniyetiyle bizlere yoksulluk, doğa talanını, kadın kırımını, eğitimsiz toplumu, yurtsuz insanları, mutsuz ve umutsuz yaşamı ayrıca barışı, özgürlüğü, demokrasiyi talep edenlere de savaşı dayatmaktadır. Bizimle birlikte bu savaş etrafımızdaki diğer halkları da savaş sarmalının içine çekmiştir.”

‘KİRLİ GEÇMİŞLERİNİ KAPATMAK İÇİN SAVAŞI DAYATIYORLAR’

“Bu sarmal içersinde 74 ferman gören Êzidî halkı, ulusal kimliğinden dolayı katliama uğradı. Kadınları ve çocukları köle pazarlarında satıldı. Akıbeti bilinmeyen yüzlercesi de var. Bir yenisini asla kabul etmiyoruz. Kendi içimizde de ortak yaşamı kuramadığımız tüm halklar ve inançlar bu durumun ortadan kalkması için mücadele halindedirler. Hala da kendilerine özgür ve onurlu yaşamı sağlayamadılar, sağlayamadık. Halklar ve inançların kadim beşiği olan Ortadoğu, Mezopotamya topraklarında sürüp giden savaş hali çözümsüz bir halde devam etmektedir. Sorun adeta evrensel bir boyut kazandı. Deyim yerindeyse eldeki düğüm dişe düşmüştür. İktidar, rant ve kirli geçmişlerini kapatmak için insanlığa dayatılan savaş bir an evvel sonlandırılmalıdır. Akan kan, gözyaşı bir an evvel durmalıdır. Yurdundan edilenleri yerine, toplumu barışa ve sükunete bir an evvel kavuşturmak için herkesi barışa davet ediyoruz. Zaman sahipsiz, mekân rızasız, mazlum çaresiz değildir."