Akaryakıt, yem, gübre, tohum, zirai ilaçların yanı sıra birçok tarımsal ve hayvansal ürünün zamlanması, çiftçilerin belini büktü. Girdi maliyetlerinin yükselmesinden dolayı tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, hayatlarını sürdüremez hale geldi. Verilere göre, son 3 ayda benzine yüzde 102, motorine yüzde 113 zam yapılırken, gübreye ise son bir yılda 37 kere zam yapıldı. Dünyayı etkisi altına alan pandemi, kuraklık ve Rusya-Ukrayna savaşıyla derinleşen gıda krizi sonrasında Dünya Ticaret Örgütü (WTO) de gıda kıtlığına dikkati çekti. Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı Qoserlî (Köserli) köyündeki çiftçiler, yaşadıkları sorunları anlattı. Çiftçi, “İktidarın bütün vaatleri yalan. Türkiye’nin en verimli toprakları buralar. Sen buralara gelmeye korkuyorsun, ayrım yapıyorsun, Türkiye'nin bütçesi 20 yıldır savaşa gidiyor. Ama çiftçiye, köylüye bütçe ayrılmıyor” ifadesini kullandı.

‘HER ŞEYE ZAM GELDİĞİ İÇİN GİRDİ MALİYETLERİMİZ ARTTI’

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre borçlanarak pamuk ve mısır eken Nevzat Karakoç, yaşanan ekonomik kriz ve zamlardan dolayı çiftçilerin ekim yapamadığını söyledi. Pamuk ekimiyle uğraştığını ancak çok zorlandıklarını anlatan Karakoç, “Mazot fiyatı neredeyse 25 lira olmuş. Her şeye zam geldiği için girdi maliyetlerimiz arttı. Pamuk ve mısır ekmek için suya ihtiyacımız var ama gelen zamlardan sonra sondajı da kullanmakta, elektrik parasını vermekte zorlanıyoruz. Hayat pahalılıktan dolayı hayvanlarımızı satmak zorunda kalıyoruz. Yemler önceleri 80-90 liraydı, şimdi bir torba 300 lira olmuş” diye belirtti.

‘İKTİDARIN YANLIŞ EKONOMİK POLİTİKALARI’

Geçen yıllarda çiftçilikle geçimlerini sağlayabildiklerini ancak her şeyi 2-3 kat zam geldiği için zorlandıklarını anlatan Karakoç, iktidarın yanlış ekonomik politikalarının sonucunda bu zor günleri yaşadıklarını dile getirdi. Karakoç, “İşçilerin, çiftçilerin geliri sürekli düşüyor. Kar edenler ise patronlardır. Siyasetçiler, halkın farkında değil. Onları biz oraya gönderiyoruz, onların bizden haberleri yok” dedi.

‘HÜKÜMET DEĞİŞMELİ’

Ekonominin düzelmesi için Kürt sorununun çözülmesi gerektiğini vurgulayan Karakoç, "Krizin çözülmesi için hükümet değişmeli. Değişmezse durum bu şekilde devam edecek. Herkes taşın altına elini koyup durumu hükümeti değiştirmeye çalışmalı. Değişmezse durum böyle devam edecek. Silahlar, uçaklar almak yerine halka yardım edilirse daha iyi olur” diye konuştu.

‘ÇİFTÇİNİN BİR ORTAĞI DA DEDAŞ’TIR’

"Çiftçinin bir ortağı da DEDAŞ’tır" diyen çiftçi Vahdet Altındere, kazancının yüzde 30’unu elektrik faturasına verdiklerini kaydetti. Altındere, “Her sene pamuk ve mısır ekiyoruz. Kazancımın yüzde 30'unu gübreye ve yüzde 30'unu masrafa, yüzde 10 ise kazanç olarak bize kalıyor. O da diğer masraflara gidiyor. 300 dönüm araziye 300 milyar DEDAŞ’a para ödedim. Bir milyon hasılatım var. 300 bin elektrik faturası, 250 bin gübre parası ödedim, 120 bin mazot aldım. Arazinin bir dönüm kirası bin 500 TL verdim. Geçen seneden bu yana 300 bin TL borçlandım. İstanbul’daki evimi satmak zorunda kaldım. Çiftçilik diye bir şey kalmadı" dedi.

‘5 BANKAYA GİTTİM KREDİ ALAMADIM’

Yaşadıkları sıkıntıları sıralayan Altındere, şunları söyledi: "Devlet, ‘Çiftçiye kredi veriyorum’ diyor. 5 tane bankaya gittim, kredi alamadım. Nerede bu çiftçinin kredisi? Bu çiftçi niye sahipsiz? Neden çiftçiye destek vermiyorlar? Neden elektrik maliyetini düşürmüyorlar? Neden 5 bin liralık gübre 20 bin lira olmuş? İnsanda biraz vicdan olmalı.”

‘TOPRAKTAN, TOHUMDAN, BUĞDAYDAN ANLAMAYAN BİR BAKAN’

Türkiye’nin battığını sözlerine ekleyen Altındere, siyasetçilerin ise menfaatlerine düştüğünü söyledi. Altındere,"Bu düzen böyle gitmez. Tek adam sistemi gitmez. 20 yıldır bekledik, olmuyor. Her şeyi ehline vermek gerekiyor. Bırakın gidin. Ekonomistin yok. 4 tane bakanın 4 kelime konuşamıyor. Hep kendi yandaşlarını toplamış yanına çoğu ilahiyat mezunu ilahiyatla ilgileniyor. Her insanın yaptığı bir iş vardır. Herkes işini ehline bıraksın. Topraktan, tohumdan, buğdaydan anlamayan bir bakan ne diye tarım bakanlığı yapıyor" diye konuştu.

‘TÜRKİYE'NİN BÜTÇESİ 20 YILDIR SAVAŞA GİDİYOR’

Kürt sorununda izlenen politikaların yarattığı ekonomik krize değinen Altındere, şunları söyledi: "İktidarın bütün vaatleri yalan. Türkiye’nin en verimli toprakları buralar. Sen buralara gelmeye korkuyorsun, ayrım yapıyorsun. Bu sistem böyle gitmiyor, gitmez. Geçen yıl aldığımız bir ilaç bugün 25 lira olmuş. Nasıl kazancımız olacak? Senin sistemin yanlış. Dayatmayla olmaz, zorla, korkutmayla olmaz. Türkiye'nin bütçesi 20 yıldır savaşa gidiyor. Ama çiftçiye, köylüye bütçe ayrılmıyor. Enflasyon yüzde yüzü geçti. Tek çare barışmak."

‘KAZANDIĞIMIZI MASRAFA, GİDERE VERİYORUZ’

Çiftçi Burhan Güneş ise, tepkisini şöyle dile getirdi: “Her şey pahalı oldu. 4 ortak ile aynı tarlada çalışıp emeğimizle çalışıyoruz. Önceden bin lirayla 4 teneke yağ alabiliyorduk ama şimdi o parayla bir teneke yağ bir torba un alamıyoruz. Hayvan besliyoruz ancak bakımı çok zorlaştı. Bin liraya daha önce 10 torba aldığımız yemi şimdi 3 torba alabiliyoruz. Kendimize emeğimizle çalışıp kazanmaya çalışıyoruz. Ama kazandığımızı masrafa, gidere veriyoruz.”