Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK - 2014'deki Kobani eylemlerinden sonra Erdoğan özellikle HDP’lileri hedef gösterip dokunulmazlıkların kaldırılması kampanyasını başlatmıştı.

2016 baharında Başbakan Davutoğlu ve AKP, Anayasa’da değişiklik teklifini Meclis’e sundu. Dokunulmazlığı kaldırılmak istenen 138 milletvekilinin 51’i CHP’li, 50’si HDP’liydi. Tuzak belliydi. Ama Erdoğan, “terörle mücadele” argümanını kullandığında CHP’nin direnemeyeceğini hesaplamıştı.

Haklı çıktı. CHP’de birçok milletvekilinin karşı çıkmasına rağmen Kemal Kılıçdaroğlu, teklif referanduma giderse kampanyada CHP’nin “teröre destek veren parti” olarak damgalanacağından çekindi; “Teklif, Anayasa’ya aykırı, halkı kandırmaya yönelik. Ama ‘Evet’ diyeceğiz” dedi.

Tarihi bir hataydı. AKP’nin kuyruğuna takılarak sadece milletvekillerini değil, Meclis’in dokunulmazlığını da feda ettiler.

CHP lideri “Bizi hapse atarlarsa atsınlar” dedi, ama onu değil, Selahattin Demirtaş’ı, Figen Yüksekdağ’ı, çok sayıda HDP milletvekilini ve sonunda CHP’den Enis Berberoğlu’nu hapsettiler. Meclis, ağır yara aldı.

Erdoğan 5 yıl sonra bugün tıpatıp aynı oyunu kuruyor. Fiyaskoyla sonuçlanan son operasyondan istifade, Başsavcılığı harekete geçirdi. Bu kez de Pervin Buldan ve 9 HDP’liyi hapsetmek istiyor. Fezlekeler yine apar topar Meclis’e getirilecek. Tabii ki AKP, “Buna oy vermeyen, HDP’nin gizli ortağı”dır diyecek. İttifakı HDP üzerinden bölmeyi deneyecek.

Bu kez CHP’yi ikna etmesi zor… Kılıçdaroğlu’nın aynı hatayı tekrarlamayacağı tahmin ediliyor. Ama bu kez de İyi Parti tuzağa düşmeye meyyal… Onlar, “Dokunulmazlıkları kaldıralım, HDP’lileri hapsedelim” diye oy verecekler. Böylece sadece Millet İttifakı değil, İstanbul’u AKP’nin elinden alan dayanışma da darbe yemiş olacak.

Partiler, ilke siyasetini benimsemedikçe, Meclis’e itibar edilmedikçe, barışa şans verilmedikçe Erdoğan bu gerilimin daha çok ekmeğini yer.