90’larda Sakarya denilince aklımıza faili meçhul cinayetlerin işlendiği ölüm üçgeni gelirdi. Bugün Sakarya, faili besbelli cinayetlerin yurdu olarak çıkıyor karşımıza… “Cinayet” diyorum çünkü bu kadarına “ihmal” ya da “kaza” denemez.

Patlamanın yaşandığı fabrika, 2005’te faaliyete geçmiş. Sonra tam 4 kez patlamış. Tarihlere dikkat edin:

Ağustos 2009… Eylül 2009… Şubat 2011… Aralık 2014…

5 yıla sığan 4 patlamada 3 kişi ölmüş, 42 kişi yaralanmış, yeni felaket “Geliyorum” demiş, ama fabrika üretime devam etmiş. Bunun nedenini, patronun Sakarya MÜSİAD Başkanı olmasından tahmin edebiliyorsunuz. Nitekim MÜSİAD, 7 işçinin ölümü, 126’sının yaralanmasına yol açan 3 Temmuz patlamasından sonra, daha cenazeler kalkmadan şube başkanlarına yemek verdi biliyorsunuz.

İlk tanıklıklar, düğün yapılamamasına rağmen havai fişek üretiminin azaltılmadığını, depoda fazla patlayıcı birikmesinin de patlamaya yol açtığını gösterdi. İş güvenliği uzmanları da işçilerde koruyucu donanım olmadığına dikkat çekti.

CHP’nin araştırma önergesi tabii ki iktidar oylarıyla hemen reddedildi. Ardından ibret verir gibi, dünkü patlama geldi.

Dün ARTI TV’ye konuşan TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Ali Uğurlu, “Patlamadan sonra kalan malzemenin, yerinde imhası gerekirdi” dedi. Taşınma olacaksa da bunun özel taşıyıcılarla yapılması gerektiğinin yönetmelikte yazdığını söyledi. Oysa taşıyan, belediyenin kamyonuydu.

Taksirle ölüme yol açmaktan tutuklanan fabrika patronu, suçlamalara cevap olarak, “Devletimizin, milletimizin yanında olmak için üretime devam ettik” dedi. Ah, iyi o zaman… Çıkar yakında…

Patronun kar hırsını anladım da, yıllardır peşpeşe facialara yol açan havai fişek üretiminden milletin nasıl bir çıkarı var anlamadım.

Mayın filan değil, düğünlere havai fişek üreten fabrika için cenaze kaldırmak, hazmı zor bir durum.. Ölenlerin ailelerine başsağlığı dileyelim ve “Havai fişek yasaklansın” talebine katılarak veda edelim.