2010 yılında yapılan referandum öncesi AKP'nin anayasada yapmak istediği değişikliklere o dönemde birçok sanatçı, yazar, akademisyenden destek gelmişti.

AKP'li olmadıklarını ama "darbe anayasasını savunmamak" için demokrasi adına referandumda AKP'ye desteklerini "yetmez ama evet" kampanyasıyla duyuran fikir insanları, son zamanlarda "pişmanlıklarını" dile getirmeye başladı.

Son olarak akademisyen Nilüfer Göle'nin pişmanlığını açıklaması üzerine "yetmez ama evet" tartışması bir kez daha gündeme geldi.

Gazeteci ve yazar Ece Temelkuran, "yetmez ama evet" diyenlerin kendilerini savunurken dahi "kibirli" davrandıklarını öne sürdü. 

Temelkuran, konuyla ilgili Twitter hesabından şunları yazdı:

"Entellektüel suçlar -faşizmi erken safhasında desteklemek gibi- hiçbir mahkemede yargılanmadığı için günah çıkarırkenki kibirleri ve tarihi yalan ve eksik anlatımlarıyla yeniden yazmaları da cezasız kalıyor.

'Yetmez ama evet‘in günahı çıkarılmış güya ama o günlerdeki cahil özgüvenine çok benzeyen keskinliklerinden ve kendileri gibi düşünmeyenleri nasıl ‘demokrasi karşıtı-ordu destekçisi’ diye aforoz ettiklerinden hiç söz edilmemiş.

Çünkü ‘öforileri’ sırasında uyarıldılar. Biliyorum çünkü o az sayıda insan biri bendim. 

İnsanın sadece 'Yazık' diyesi geliyor çünkü kendileri bile olup bitenden ahlaki bir ders çıkarmadıklarına göre gelecek nesillere bir şey diyesi gelmiyor."

2010 yılında yapılan referandumda yapılan değişikliklerle özellikle hukuk alanında siyasallaşmanın kapısını açacak değişikler yapılmış ve HSK gibi kurumların işleyişleri ve atamalardaki kurum içi bağımsızlıklar ortadan kaldırılmıştı.