ARTI GEÇREK- İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 238 bin liralık okuryazarlık kursu ihalesi tartışma konusu oldu. Belediyenin, gazeteci Enver Aysever'e özel ihale açtığı, Aysever'in de bu eğitim karşılığında günlük 13 bin 250 TL alacağı iddia edildi.

Aysever, hakkındaki iddiaları ARTI TV'de ekrana gelen "Medya Kritik" programında yanıtladı. Programı sunan gazeteci Kemal Göktaş, "içinde bulunduğu durum ve girdiği ilişkiler bakımından bunu dile getirecek son kişi" notuyla Ahmet Hakan'ın "Biraz da bizim Enver semirsin" başlıklı yazısını Aysever'e sordu. 

'AHMET HAKAN'IN YAZDIKLARI EN KİBAR ŞEKİLDE 'GERÇEK DIŞI''

Aysever, "Ben Ahmet Hakan'ı ciddiye aldığım için değil, gazeteci olarak size ve kanalınıza duyduğum saygıdan dolayı yayındayım. Halkımıza hesap veremeyeceğim bir durum olmadığı ve zaten medyanın kapalı olduğu dönemde söz hakkı verdiğiniz için bağlandım. Yoksa, Ahmet Hakan'ın hakkımda her yazdığına cevap vermeye kalksam işin içinden çıkılmaz. Çünkü Ahmet Hakan'ın yazdıkları en kibar şekilde 'gerçek dışı.' Dolayısıyla bir yazının kim tarafından yazıldığına bakarak o yazının ehemmiyetini anlarız. Sizin bunu sorma hakkınız var. Ben yıllarca 'aykırı sorular' sormuş biri olarak sorulardan kaçmayı gayri ahlaki bulurum. 

"Ben hayatımda hiçbir ihaleye girmedim, hayatımın hiçbir döneminde bir ihale için teklif vermedim. Dolayısıyla ihalenin içinde adımın geçmesinin dışında ihaleyle hiçbir ilişkim yok. Kopartılan 'kişiye özel ihale' iddiası tamamen yalan. Ve ben de bu konuda şöyle bir tuhaflık yaşıyorum. Haberim olmadığı, içinde olmadığım bir şey için hesap vermek durumunda kalıyorum."

'GAZETECİLİK, YAZARLIK, TELEVİZYONCULUK HARİÇ HİÇ KAZANCIM OLMADI'

Aysever, Göktaş'ın "İhaleye girmediğiniz halde İzmir Büyükşehir Belediyesi nasıl ihaleye girecek firmaya sizinle bir protokol yapmayı şart koşmuş" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Bu soruyu yanıtlayacağım ama aslında bunun yanıtını İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin vermesi gerekir. Muhtemelen de verecektir çünkü ortada bir usulsüzlük yok. Ben gazetecilik, yazarlık, programcılık, tiyatro, gazeteci-yazarlık dersleri ve edebiyatçılık dışında hiçbir iş yapmadım hayatım boyunca. Siz de biliyorsunuz, gazeteciliğin sorunlu olduğu bu dönemde çeşitli firmalardan ve belediyelerden yazarlık atölyesi ya da benzeri çalışmalarla ilgili teklifler geldi ya da ben sundum. Bu teklifleri bazı firma ve kurumlar kabul etti, bazıları da etmedi. Benim Tunç Bey'le meslekten tanışıklığım olduğu için daha önce Mudanya Belediyesi'nde yaptığım yazarlık atölyesi çalışmasının İzmir'de de yapılmasının güzel olacağı söylendi ve biz geçen sene bu yönde bir çalışma yaptık. Bu yönde yapılan çalışmanın tamamı fatura mukabilinde oldu ve 2 ay sürdü. Bu süreç beğenildiği için 2021 yılında da devam edelim dediler."

'AYNI ÇALIŞMA İÇİN GEÇEN YIL ALDIĞIM 8-10 BİN LİRADAN FAZLA KAZANMADIM'

Kemal Göktaş, "Peki, bu çalışmadan ne kadar ücret aldığınızı söyleyebilir misiniz?" diye sordu. Aysever, "Beni temsil eden firmanın ne kadar fatura kestiğini bilmiyorum ama ben bu çalışmadan aylık 8-10 bin liradan fazla kazanmadım. Öyle bahsedildiği gibi yeme-içme, ulaşım, konaklama filan da yoktu." yanıtını verdi. Aysever, "Muhasebecimden rica ettim, kestiğim bütün faturaları kamuoyu ile paylaşacağım" diyerek şunları söyledi:

"Eğer bu iş 9 ay sürecek olursa, altını çiziyorum, daha bir kuruş para almış değilim, ben ayda maksimum 15 bin lira alacağım. Henüz daha sözleşmem olmadığı için 10 bin lira da, 12 bin lira da olabilir. Dolayısıyla şöyle düşünün, yalanın boyutunu anlayın: Ayda 8 saatten 9 ayda 72 saatlik bir ders, pandemi olmadığı sürece her ay 6 gün evimden, ailemeden ayrı kalacağım bir süreç, sonuç itibariyle bundan kazanacağım para maksimum eğer zam yapılırsa 15 bin lira. Ama aracı firma ihaleyi neyle kazandı, ne kadar kâr ediyor, bunun benimle uzaktan yakından ilişkisi yok."

'BEN NEREDE ZENGİNLEŞMİŞİM, HANGİ KAMU KAYNAĞINI KULLANMIŞIM'

"Bu emsallerin göre çok değil mi? Yani ayda 8 saatlik bir ders karşılığı 10-12 ya da 15 bin lira" diye soran Göktaş'a, Aysever şöyle yanıt verdi: 

"20 katılımcının olduğu bir yerde kişi başı saat ücreti yaklaşık 75 liraya geliyor. Bu hesapları yapmayı çok sevmiyorum ama iş oraya gelmişken şöyle düşünün: Belediyeler bir pop müzik şarkıcısına bir saatlik 200, 300, 400 bin lira ödeyebiliyor. Hayatının 30 yılını okur-yazarlığa adamış, 22-23 kitap yazmış, ödüller almış bir kişi olarak 8 saat derse giriyor ve emek veriyorum. Ben bunu kamu dışında yapsam, zaten bu rakamlara yapıp da kendimi tartıştıracak hale getirmem. Bu kamu yararı gördüğüm için ve hayatımı sürdürmek için kazandığım bir rakam. Siz de biliyorsunuz, bizler mütevazı rakamlara hayatını sürdüren insanlarız. Soru şu: Ben nerede zenginleşmişim, ne üzerinden zenginleşmişim, hangi kamu kaynağını kullanmışım? Hayatımın hiçbir döneminde olmadı bu."

“Ayrıca orada söylendiği gibi ben ne İzmir’e gidip zevki sefa, bir eli yağda, bir eli balda oldum, ne beş yıldızlı otellerde bulundum" diyen Aysever, "Siz nasıl konuşmacı olarak bir belediyeye davet edildiğinizde bir araçla alıp bırakılıyorsanız, benim yaptığım da bundan ibarettir. Onun dışındakilerin hepsi yalan dolan, böyle bir şey olmadı. Yani bu gerçek değil ve siz de bilirsiniz ki gerçek olmayan bir şeyin savunusu yapmak kolay değildir.” dedi.

'YAPTIĞIM ÇALIŞMALAR KARŞILIĞINDA TELİF ALMIŞ OLDUĞUMU DÜŞÜNÜYORUM'

Kemal Göktaş, “Siz bağımsız bir gazetecisiniz. Cumhuriyet’te yazıyorsunuz ve CHP’li belediyeden böyle bir iş alıyorsunuz. Bu ilişkilenme biçiminde bir sorun yok mu? Bunu bir önyargıyla sormuyorum, şöyle bir algı var: İktidar yanlısı gazeteciler iktidardan nemalanıyor, bir Cumhuriyet yazarı da CHP’den nemalanıyor. Buna nasıl itiraz ediyorsunuz?” diye sorunca, Aysever şu yanıtı verdi:

“Ben yıllardır farklı dönemlerde, farklı etkinliklerde bu tür çalışmalar yapıyordum. Kendimi şöyle konumlandırıyorum: Bir ihaleye filan girmediğim için dünyadaki örneklerine benzer şekilde yaptığım çalışmalar karşılığında telif almış olarak yorumlamak gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca şunu da söyleyim. Editöryal bağımsızlığımdan hiç ödün vermediğim için başka alanlarda yaptığım çalışmalarda da herhangi bir soruyu sormaktan, herhangi bir gündemi tartışmaktan geri kalmış değilim. Örneğin ben İstanbul belediye başkanı olsam ya da daha küçük, diyelim çok sevdiğim Datça’nın belediye başkanı olsam ve mesela size şöyle bir telefon açsam: Kemal Bey, sizin Türkiye’deki gazetecilik birikiminizden faydalanarak ayda 8 saatten burada ders vermenizi istiyorum desem, siz olumlu yanıt verseniz, size bu olumlu yanıtın karşılığında telif ödemek gerekir mi, gerekmez mi?”

'BEN BİR TEKLİF SUNUP BURADAN BİR YARAR SAĞLAMA ÇABASI İÇİNE GİRMEDİM'

Aysever'in ısrarı üzerine soruya yanıt veren Göktaş, daha önce hiçbir belediye ile böyle bir ilişkilenme yaşmadığını ancak ortada bir emek varsa bunun karşılığının elbette ödenmesi gerektiğini vurguladı. Göktaş, "Sizin sanatçılara yapılan ödemeler üzerinden kıyas yapmanızı anlıyorum. Fakat bir gazeteci olarak, gazetecilere bu gibi çalışmalarda hangi düzeyde ücretler ödendiğini bilmiyorum" dedi.

Göktaş, Aysever'e "Bu projeyi sizin belediyeye teklif etmenizde bir sorun yok mu? Yani normalde belediyenin size 'böyle bir proje var' demesi gerekmez mi" sorusunu yöneltti. Aysever, "Birincisi ben bir teklif sunup buradan bir yarar sağlama çabası içine girmedim. Tunç Soyer'le ilgili çeşitli dönemlerde televizyon programı yaptığım için Tunç Bey'le tanıştım. Biliyorsunuz, ben Kemal Kılıçdaroğlu döneminde iki kez parti meclisi üyeliği yaptım. Dolayısıyla pek çok ismi yakından tanıyorum zaten. Ayrıca istifa ettikten sonra partiden tüm bağımı koparttım ki gazetciliğe devam edeyim diye. Tunç Bey'in seçimi kazanmasını ardından bir kutlama sofrasında benim daha önce Mudanya Belediyesi'nde yaptığım çalışma ve başarısı gündeme geldi orada. Tunç Bey'le de 'Dilersek burada da yapabiliriz' noktasına geldi ve bu iş böyle oldu." yanıtını verdi.